Etiketler

,

Sevsene beni! Haydi sev biraz… Evet evet, öyle. Hayır ya, bırakma hemen! Şu an sevilmeye çok ihtiyacım var. Senin de olmuyor mu? O bıyıklı geldiğinde etrafında kırıtıp duruyorsun. İlgilenmediği zamanlarda çocuk gibi küsüyorsun. Şimdi ben sana küssem, yine ‘nankör’ yaftası yerim. Sabah yaşananları unutmamışsındır hala. Oysa ben de beni anlayamamış olmana inanamıyorum. Kaç yıldır aynı evi paylaşıyoruz. Nasıl hala bu kadar düşüncesiz olduğunu anlayamıyorum. Açlıktan ölüyordum. Saatlerdir hiçbir şey yememiştim ve yemek yeme şerefine erebilmek için senin paşa gönlünü bekliyordum. Bu sorunu kendim çözemeyeceğimi çok iyi biliyorsun. Çünkü buna izin vermeyen SENSİN. Her zamanki gibi sadece senin kurallarına uyabilmek için sana bağımlı yaşıyorum. Ama hala yaranamıyorum… Dün geceden dolayı sabaha çok mutlu uyandın diye benim de o ruh hali içerisinde olmam gerektiğini ve guruldayan karnımı bir tarafa bırakıp seninle sevgi alışverişinde bulunmamı bekledin ama açtım ben! Bunu sana belli etmemin nesi yanlış? Doğal değil mi? Beni sevmene izin vermedim diye nasıl da ruhsuz bir şekilde koyuverdin önüme yemeği. Bana da küstün resmen. Oysa şimdi hazırım ben. Sonuçta açken sen de çok çekilmez oluyorsun. Geçen gün bıyıklıyı bile reddettiğini, ‘ya önce bir karnımızı doyuralım’ diye bağırdığını ben gördüm ama belli ki sen kendini göremeyecek kadar kendin olmaktan çıkmıştın. Hem sonra sen de sana olur olmaz dokunulmasından hoşlanmıyorsun. Hele de göbeğine! Geçen gün annene kızdın sarılıp öpmeye çalışıyor diye. Neymiş? Çok sulu öpüyormuş da yanağına yapışıp iki saat öyle kalıyormuş. Gerçek nankör kim şimdi? Şu an sevgi açlığından yanıp tutuşuyorum ama o telefon geldiğinden beri beni görmüyorsun bile. Kesin o dengesiz bıyıklı yine üzdü seni. Neden üzgün olduğunu çok merak ediyorum ama belli etmeyeceğim. Sanki sen hiç meraklı değilmişsin gibi çok meraklı olduğum için dalga geçiyorsun benimle. Hem de o bıyıklıya anlatıyorsun bunu! Sevmiyorum onu, hiç sevmiyorum. Beni çok rahatsız eden bir koku saçıyor resmen adam. Ama sen son derece düşüncesizce davranarak ona karşı daha sevimli olmamı bekliyorsun. Olmayacağım! Ne dersen de! Bunu istemeye de hakkın yok zaten. Neyim ben, oyuncağın mı? Hislerimin, beğenilerimin, gereksinimlerimin hiç önemi olmayacaksa neden hayatındayım? Öyle oynuyorsun ki benimle, ben bile kendimi tanıyamaz oldum. Sizler gibi dengesiz ve karaktersiz oldum çıktım. İçimden geldiği gibi değil, senin istediğin gibi yaşamam gerekiyor. Ama arada iç güdülerime yenik düşüp senin istediğin davranışı sergilemeyince hemen lafı yiyorum: Nankör. Özünü görmeye çabalayarak bir aynaya bakmanı ve istemediğin şartlarla karşılaşınca senin daha acıtıcı bir biçimde tırmaladığını fark etmeni isterdim. Hem de seni besleyip büyüttüğünü, çok sevdiğini, hayatını sana bağımlı kıldığını filan hiç düşünmeden… İmza: Ke(n)din.

Reklamlar