Etiketler

,

‘Ankara’da yapacak hiçbir şey yok’ diye mızıldananlar için ilk etapta aklıma gelenleri daha önce yazmıştım, fakat yapacak daha başka şeyler olduğunu görünce ikinci bölümü yazmak gerekti. İlk iki maddemiz tabii ki aynı. Gerisi ise yalnızca size kalmış.

1. Cep telefonunuzu kapatın. Zihninizi boşaltın ve yaşadıklarınızın keyfini çıkartacağınıza söz verin.

2. Fotoğraf makinanızı alıp sokağa çıkın. Yaşadığınız kente turist gözüyle bakmayı deneyin. Her semtin ayrı bir kişiliği olduğunun farkına varın. Merdivenleri inin, çıkın, dar sokaklara dalın, duvar yazılarını okuyun, kedileri sevin, çiçeklere dokunun, kenti koklayın.

3. Surlar boyunca ilerleyerek Kalenin eteklerinden Ankara’ya bir baktıktan sonra kale kapısından içeri dalıp bambaşka bir dünyaya süzülün. Sizi kaleye götürüp üç-beş kuruş almak için peşinizde gelen çocuklardan sıkılmadan daracık sokaklarda dolaşın. Küçücük bir bakkaldan alışveriş yapıp amcanın gözlerinden yaşamına konuk olmayı, sokakta sohbet eden teyzelere güzel bir gün dileğinde bulunmayı unutmayın. Mutlaka bayrağın asılı olduğu yere kadar gidin (Atamızın ebedi istirahatgahından izlediği bayrağı ziyaret etmemek olmaz). Kente tepeden bakıp kalenin eteklerindeki mahalleyle uzaklarda sivrilen aynalı binaları aynı kareye oturtmaya çalışın.

4. Çıkrıkçılar yokuşunda gezinin. Atpazarı’na geçip Dursun Usta’da Ankara döneri yiyin. Ya da yukarıdaki Ankara Kalesinin Hisar Kapısı’nın sol burcunda yer alan Saat Kulesi’nin karşısındaki Meydan Piknik’te Behzat Amirimin de yediği minicik köftelerden yiyebilirsiniz.

5. Samanpazarı’nı altüst ettikten sonra Hamamönü’ne geçin. Osmanlıyla sadece belli bir kesimin bağları varmış gibi davrananlara inat eski Ankara evleri arasında salının. Sanatçılar Sokağında Türk Sanat Musikisi eşliğinde çayınızı, kahvenizi yudumlayın. Evlerden birine dalıp ebru yapın. Hamamönü tam bir film seti tadında oluşturulmuş koca bir mahalle. Özellikle de pek bir kimsenin olmadığı kış günlerinin boşluğunda kendinizi bir süreliğine Osmanlı sokaklarında dolaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

6. Geçmişin kötü ününe takılıp kalmayın. Kaleden aşağı inince Gençlik Parkına gidin.

7. Papazın Bağına gidip ‘papaz kim ya?’ diye düşünün ya da papazlı espriler yapın.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

8. Özellikle karlı havada Elmadağ tarafında mangalda sucuk keyfi yapın.

9. Artık sadece CSO değil Bilkent Senfoni Orkestramız da var ve iyi müzisyenler tarafından kaliteli konserler gerçekleştiriliyor. Gidebileceğiniz konserler Murat Boz’dan ibaret değil yani. Peki, Opera ve Bale Salonumuzu hiç gördünüz mü?

10. Festivalleri takip edin: Sinema, tiyatro, sokak çalgıcıları, müzik, dans, sokakta gerçekleştirilen atölyeler ve dahası…

11. Konur Sokak, Karanfil Sokak ve Sakarya Caddesi baştan sona ruhu olan ve mutlaka yaşanması gereken mekanlardır.Tek tek sayılamayacak kadar çok adresi barındırır ve aslında sadece sokakta olup gözlem yapmak bile yeter.

12. Kızılay’da bir simitçiye oturup gelenin geçenin telaşına tanık olun.

13. Çalışanlarının kitap okumasının yasak olmadığı gerçek kitap evlerinde zaman geçirin ve çalışanlara dilediğinizi sorup doyurucu yanıtlar alma lüksünü yaşayın. Eski dostumuz Konur Dost ve İmge bunların başında gelir.

14. Yani, yüreği olan mekanlarda zaman geçirin. Örneğin Mülkiyeliler, Tavukçu, Kumsal, Adana Sofrası. Sohbetinize yan masaları dahil etmeyi unutmayın. Tanımadığınız insanlarla aynı tahta masaları paylaştığınız Alman birahanelerine özeneceğinize bizim meyhanelerin keyfine varın.

15. Gençken, şehir hay-huyuna ara verip bir nefes almak istediğimizde gittiğimiz Gölbaşı’nda rahatça dolaştığımız yerlerde şimdi para ödeyerek girdiğiniz, tek yön sürülebilen ve fazla bir yanlış yapma hakkı tanımayan Mogan Parkı var. Ben sevmesem de, çocuklu ailelere göl kenarında birçok olanak sunduğu için tercih edilebilir.

16. Evden çıkmak istemeyenler için dostlarla sıcak şarap ve film gecesi hoş olabilir. Ya da yabancı kültürdeki potluck gibi herkesin yiyeceğini yanında getirdiği bir toplantı düzenlenebilir. Sessiz sinema veya keyif aldığınız bir başka oyun oynanabilir. Önceden kararlaştırıp her birinizin okuduğu bir kitabı tartışabilirsiniz (kitap kulübü mantığıyla). Grup terapi yaparak eşinizle olan sıkıntılarınıza bir başka (güvenilir) göz desteği alabilirsiniz.Ya da sadece dedikodu yapın, ama lütfen iş konuşmayın!

17. Roma Hamamı ve Augustus Tapınağı görülmeli.

18. Keçiören’e bağ evlerini görmeye gidebilirsiniz.

19. Beypazarı: 100 km. Yeme-içme gezilerini seviyorsanız kentin ilçeleri Ayaş, Güdül ve diğerlerinde de kiraz festivali gibi festivaller yapılıyor.

20. Arabanız varsa Işık Dağı tarafına gidip Karagöldeki ahşap kulübelerden birinde hafta sonunu geçirin (129 km). Az daha öteye gidebilirim diyenlere Bolu tarafı da olabilir. Ya da daha ileri, Hereke’ye. Yeme-içme değil kültür gezisi olsun derseniz, Hititlerin başkenti Hattuşaş 208 kilometre ötede.

Her ne yapmak istiyorsanız önce kendinize bir yapılacaklar listesi oluşturmakla başlayın. Bu bir ‘bucket list’ de olabilir. Yeter ki bir yere yazın ve hoşunuza giden şeyleri yapmayı unutmayın. Balık olmasak da balık hafızalı olduğumuz aşikar!

Reklamlar