Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

İlk dört bölümde, kalınabilecek yerlerden bahsetmiştim konusu geldikçe. Bu bölümde de Bangkok’ta benim kaldığım yerler hakkında detaylı bilgi vereceğim. Yazının sonunda ‘poshtel’ ve ‘hometel’ kavramlarını açıkladım. Phuket adasında kaldığım oteli de ‘Phuket’ yazısında anlattım, yani 6. bölümde.

Daha önce de açıkladığım gibi, gitmeden önce çok araştırma yapan gezginler için elimden geldiğince detaylı anlatmaya çalışıyorum kendi deneyimlerimi. Sorunuz varsa yoruma yazabilirsiniz.

 

KONAKLAMA (BANGKOK):

İlk Otelimiz – BB Boutique Mansion (Adres: Sukhumvit Soi 20 – BTS Asok istasyonu) – 4.katta 41 numaralı oda, Bangkok’ta ilk kaldığımız yer oldu. Gece otele varmaya çalışırken önünden geçtiğimiz masaj salonlarının kapısında yanyana oturmuş genç kızların davetkar seslenişleri ve ilginç bakışları bir an ürkütmedi değil. Uygunsuz bir semtte oda tuttuk sandım. Ama iki hafta içinde bu manzaraya da o ağdalı seslenişe de fazlasıyla alıştım. Olmayınca yadırgıyordum 🙂

‘Butik’ ismi verilecek kadar iddialı bir otel değil ama yatağına bayıldım. Son yıllarda yattığım en rahat yataktı. Bu kadar sıradan bir otel odasında bunca rahat etmek ilginç geldi. [O kadar sıradan ki televizyonundan başka bir şeyin fotoğrafını çekmemişim.]

Minik otelin bulunduğu semt gerçekten ilginçti. Bir sürü lüks otelin ve upuzun gösterişli binanın arasında kalıyordu. Sukhumvit’in tüm o hareketliliğinin hemen arkasındaki sessiz ama nezih sokaktaki iyi oteller, her türden restoran ve masaj salonu arasında bizim ufak otelimiz. Akşamları balkonunda keyif yaptığımız tek yer burası oldu. Semtini en sevdiğim yer de burası oldu sanırım. BTS’nin Asok istasyonunda Terminal 21 adlı AVM de oldukça nezih (ki önceki bölümlerde de kaç kere bahsettim kendisinden). Ayrıca Asok’da hem BTS hem Metro istasyonu var.

Sıkıntısı şu: Eski bina ve semt olunca, duştan sonra odaya koku yayılıyor. O hoş değil tabii. Başka da bir sorun yaşamadım. Sonrasında kaldığımız yerlere göre biraz daha pahalı. [Booking.com’dan standart odada iki gece 70 Dolar (=2,160 Baht)] İlk geceler genelde daha merkezi ve ulaşım kolaylığı olan yer seçiyoruz.

Bu bölgede yemek yiyebileceğiniz yeri daha önce önermiştim: Tayland 3. Semt oldukça ilginç ve hoş. Soi Cowboy denen sokak da yakın, uygun fiyata sokak yemekçileri de var, hem halka hitap eden hem çok daha klas masaj salonları da, Meksika restoranı da Pakistan lokantası da, şık barlar da… Minicik otel balkonumuzda otururken etrafımızı çeviren ve manzaramızı oluşturan lüks yapıların balkonlarındaki ağaçları izlemek çok hoştu. Benjakitti Park da çok yakın buraya.

Soi 18 adlı bu sokağın tamamını gösteren videolar var. Bir tanesi: EatSleepBangkok

İkinci – Sense of London (Charming private studio near Bearing St) (Adres: Sukhumvit Soi 109 – BTS Bearing istasyonu) Airbnb’den tuttuğumuz ev şehrin gezilebilecek yerlerine epey uzaktaymış. Ama Erawan Müzesine yakın (Samut Prakan). BTS Bearing istasyonundan kentin siluetini çektiğim fotoğraftan da görebilirsiniz (en arkada).

Bulmakta çok zorlandık. Bavullar da biz de haşat olduk varana kadar. Evi bulmak için kadına bir türlü ulaşamadık. Telefona bakmadı, yanıt geç yazdı. Yol tarifi isteyince “biliyorsunuz sandım” dedi. Yollamasını ısrarla birkaç kez söyledikten sonra attığı konum, Sukhumvit caddesinin tam tersi yönde çıktı. Onun söylediği yere varınca bakınıp dururken arabayla önümüzden geçenler yardım etti de anladık ne kadar ters bir yerde olduğumuzu. Yarım saatlik bir yürüyüş daha yaparak doğru binaya ulaştık. İçeri girmek ne mümkün. Kilitli. İçeride bizi gören çocuklari kapıyı açtı nihayet ama İngilizce bilen bir Allah’ın kulu yok. Nihayet gelen görevliyle de hiçbir şekilde anlaşamayınca evin sahibi Apple Hanım’ı aradık “sen konuşuver bi zahmet şu adamla” diye. “Ben onunla konuşmak istemiyorum” diye yanıt geldi. Bize bir güvenlikçi fotoğrafı yolladı. “Bunu bulun” dedi. Eşim binanın dışına çıkıp adamı ararken ben içerde tekerleği kırılmış bavul ve İngilizcesiz güvenlikçiyle dikilip kafayı yedim. Bir anahtar alıp eve girmeyi başardık. Bavulları atıp günün geri kalanını kurtarabilmek için tekrar BTS’ye koştuk. Gece 12 gibi döndüğümüzde nahoş bir sürprizle karşılaştık. Her yerde hamam böceği yavruları koşturuyordu. Belli ki hanımefendinin biri kısa bir süre önce yavrulamış. Tost makinesinde, buzdolabında, her yerde… Sabahı zor ettik. İkinci yatak olarak kullanılabileceği belirtilmiş olan çekyatın üzerindeki kir tabakası, halının pisliği, televizyon ekranındaki yağ lekeleri, mobilyadaki toz, olmayan tuvalet kağıdı, koca bir makinanın işgal ettiği mini balkon, başını sarkıtınca burun buruna geldiğin mahallenin çöplüğü, gece çıldıran motorlu gençlik, köpek havlamaları ve sarhoş naraları da anca o zaman battı.

Üçe-dörde kadar Internette aranarak yeni evimizi bulup sabah hemen ayrıldık oradan. Arkamızdan bakakalan görevli Apple Hanım’ı aramış. O da bizi aradı şok geçirmiş halde. Olayı araştırıp bilgi verdi. Evin yıllık pest kontrolü zamanı gelmiş ama görevliler gelmemiş. Bu durumdan dolayı çok perişan vaziyette özürler dileyip parayı iade etme ısrarında bulundu. Üç gecelik tutup önceden ödemiştik 337 Lira. Gerçekten de sonraki üç gün boyunca eşime o parayı ulaştırmak için her şeyi yaptı. En sonunda bir sabah Grab ile yolladı. Tabii ki öncesinde-sonrasında selfieleşmeler eksik olmaksızın. Herkes de airbnb yapmamalı.

Odadaki her şeyin ve tüm böceklerin resmini çektim ama can sıkmadan sadece birini paylaşayım:

Üçüncü – Vtara 36 (Adres: Sukhumvit Soi 36 – BTS Thong Lo istasyonu) Airbnb’den birkaç saatte bulduğumuz daire, bizi bu coğrafyaya geldiğimizde mutlaka arayacağımız harika bir şirketle tanıştırdı: Hiii. Önce ne olduğunu anlayamadık gerçi. Şirket olduğunu da anlamadık. Yazıştığımız kişi bize çok gizli işler çeviriyormuşuz hissi yaşattı: “Üçten önce giremezsiniz. Condonun ikinci park girişine gelince durup bir selfie çekip yollayın. İki dakika bekleyin, bir görevli gelip sizi alacak. Güvenlikçilere sormayın. Dışarıda bekleyin.” Nereye geldiğimizi anlayamadık. Beklediğimiz kişi de gecikince (bu arada üç farklı numaraya sapıkça selfie yolladık) biraz şüphelenmedim değil. Dolandırıldık sandım. Sonra uzaktan bir kız bakmaya başladı. Bir süre bakıştık. Ben dayanamayıp selam verince kız da gülümsedi ve yanındaki oğlanı yanımıza yolladı. Bu sefer de kiralık kadın bulduk sanıp ürktüm. Neyse ki o anda bizim adam geldi. Yüzümüze bakmadan “433 değil mi sör” dedi belli belirsiz. Gizemli bir şekilde sarfedilmiş “beni takip edin” sözünün etkisiyle takıldık peşine gittik. Bunun üstüne, bir de bizi alan ve “Sir, sir” diye etrafımızda dolanan adam asansörün kapısına yapışıp bizi muhatap almayarak kameralardan saklanınca iyice tuhaflaştım. Gizlice odaya ulaştık.

Neyse ki daire mükemmeldi ve anında unuttum olanları. Yok. Anında unutamadım. Çünkü adam üç-beş kere daha geldi. Tık tık tık sör sör benim, çoraplarımı burada unutmuşum gibi sebeplerle tıkladı durdu ve bana iyi bir gülme krizi geçirtti. Evde adamın iç çamaşırlarını aramaktan kendimi alamadım. Yanlış anlamayın, ev gerçekten anormal derecede temizdi. Tertemiz.

Böcekli evde uykusuz geçen geceden sonra muhteşem geldi. Hızlı Internet bağlantısı da harika. Kanalları alamıyor, sadece Youtube çıkıyor televizyondan ama o da güzel. Bir sürü değişik şey seyrettik bu sayede.

Buradaki Airbnb evlerinde sıvı yağ var, tuz var, soya sosu var, buzdolabında iki küçük su oluyor (otellerde de böyle), başka yiyecek yok (Ukrayna’dakilerde hiçbir şey yoktu da). Mutfak eşyası, detarjanı filan tam. Hatta Hiii evlerinde paketli diş fırçası ve el havlusu da var (diğer havluların dışında). Phuket’tekilerin çoğunda klima için harcadığın elektriğin parasını da alıyorlarmış. Burada öyle bir şey yok. Tek sıkıntısı binanın yapım çalışması süren bir minik sokakta bulunması ve o lükse varana kadar çöp sulu ve hamam böcekli, karanlık bazı noktalardan geçmenizdi. Ama ev mis gibi.

BTS’de inince bekleşen motorlardan biriyle de gidilebilirdi eve ama biz yine de o tezatlığı görmeyi de sevdiğimizden her akşam yürüdük. İki gece için 381 Lira ödedik. Havuzu filan da var. [https://www.vtara36.net/]

Dördüncü – P Residence (LagerSpace60m²) (Adres: Sukhumvit Soi 55 – BTS Thong Lo istasyonu) 3.kat 303 numaralı daire. Hiii evlerini çok sevince son konaklamamızı da bu şirketin çalıştırdığı dairelerden birinde yapmaya karar verdik ve Phuket dönüşü kalacağımız son evi de Hiii condolarından tuttuk.

Bu daire de önceki Hiii dairesine benziyordu ancak bunun yeri de daha güzeldi. Daha temiz, klas, lüks bir semtteydi. BTS’den biraz daha uzak kalıyordu ama o yolda sürekli gidip gelen 8 Bahtlık kırmızı külüstür otobüscükler var. Havadar bir biçimde ulaşabilirsiniz.

Ayrıca bir önceki condoda gizli saklı, macera filmi çeker gibi garajdan girip çıkıyorduk. Buranın girişinde Hiii’ye ait resepsiyon gibi bir hizmet bankosu bile vardı. Görevli adam da üçe kadar dışarılarda dolanmamız konusunda ısrar etmeyip “e oda hazır, buyurun isterseniz” gibi güzel bir cümle kurunca en sevdiğim ev oldu burası.

Bu evler yeni binalarda olduğu için temiz, böceksiz ve hamam kokusuz. Sakin iç kısma bakan bizim odanın manzarasında ağaçlarlı balkonlu bir bina ve bir çatı vardı. Bir de kaldığımız sürece her gün o çatıyı beyaza boyayan bir adam.

Ama balkonlu oluşu ve izole olduğunuzu yaşayabilmeniz bile güzel. Terasta yüzme havuzu ve çok daha güzel bir şehir manzarası var. Ayrıca bunda televizyon da vardı ve her gün Tay boks seyrettik.

Eve girerken selfiemizi çekip yolladık, ayrılırken anahtarı bırakıp fotoğrafını yolladık, taksiye binerken selfie çekinip şoförün patronuna yolladık ve yola çıktık.

Harika konforlu günler ve profesyonelliği yaşattı bize Hiii. Bangkok’taki ilk iki deneyimimden sonra bu ülkede otelde kalınması gerektiğine karar vermiştim ama hele ki Phuket otel macerasının ardından kesinlikle airbnb dedim. O da mümkünse Hiii. Dört gece için 765 Lira ödendi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Thong Lo ya da Thonglor denen caddede yemek yiyebileceğiniz yeri daha önce önermiştim: Tayland 3

Ayrıca, Japon mahallesi görevi gören Thonglor, yani Sukhumvit 55’de ‘Robot Cafe’ de var ama robotların servis yapmadığı sıradan bir kahveci. Şık bir semt olduğu için tabii ki çok daha lüks kafe ve restoranlar ve hatta varlığı dışarıdan hiç belli olmayıp da kapısı açılınca gizli bir dünyaya ulaşılıyormuş görüntüsü veren özel kulüpler var.

KONAKLAMA HAKKINDA SON SÖZ:

Biz, kullanışlılığına, yaşımıza ve kafamızın kaldırma seviyesine göre, pahada da uygun yerler tutmaya çalıştık. Ancak tabii ki binlerce seçenek var. Daha ucuzları olduğu gibi çok daha şıklar da var. Örneğin Wat Arun’dan çıkmış tekneyle dönerken nehir ve tapınak manzaralı minik bir otel (Sala Rattanakosin) görüp bayıldım. Fiyatı oldukça tuzluymuş tabii.

POSHTEL – HOMETEL:

Bana yeni olan iki konaklama türü öğrendim bu gezide. Alışık olduğumuz hostellerden daha lüks takılan hostellere poshtel diyormuşuz artık. Bir hostelin sunacağı hizmetlerin daha lüksünü sağlıyor. Ev benzeri otel odalarına da hometel (ya da homtel) deniyormuş. Gittiğiniz kentte size özel ev tutmuşsunuz gibi oluyor ama bir otel güvenliği ve hizmeti de sağlanıyor. Özellikle hometel işini çok sevdim.

Ayrıca kapsül otel de varmış. Kapsüller de uyku kutuları şeklinde kalacak yer temin ediyorlar biliyorsunuz. Benim görüp denemediğim bir tane var ama epey uzakcana: My Bed

Sonraki bölüm Phuket’te görüşmek üzere…

SANUK!