Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bangkok sokaklarında dolaşmaya devam…

Chatuchak Market: Hafta sonları 200.000’den fazla ziyaretçi alan ve binlerce standı olan pazar. Muhakkak gidilip deneyimlenmesi ve alışveriş yapılması gereken son derece renkli bir yer. Sadece haftasonları açık olan kocaman bir pazar yeri.

Pazara çıkamayan ben, kendi ülkesinde bile alışveriş yapmaktan hoşlanmayan, gittiği ülkelerde de bu tür çılgınlıklara kalkışmayan, Çin malı tüketim malları arasında yerel ve özel hiçbir şey bulamadığı için saatlerini tüketmeyi yersiz görüp hediyelik bile alamayan ben, Chatuchak markete bayıldım.

Hatta yetinemeyip iki kez gittim. Çünkü çok ucuz. Çok kaliteli. Çok özgün. Ve Tayland, Çin malı ile karşılaşmadığım tek ülke. BTS’den ‘Mo Chit’ durağında inince görünüyor zaten. 1 numaralı çıkıştan yani Exit 1’den çıkılacak (Burada adresleri böyle tarif ediyor, hatta hangi asansöre binileceğine kadar fotoğraflarını çekip net bir biçimde paylaşıyorlar).

Çok düzenli görünse de labirent gibi girince çıkılamayan bir market. Bambaşka bir yöne gittiğinizi sanırken kendinizi başladığınız noktada buluveriyorsunuz. Üç-beş kere aynı yerleri gezip hiç görmediğiniz noktalar olduğu halde ayrılabiliyorsunuz.

Halbuki sokaklar gibi çok güzel numaralandırmış ve haritasını çıkarmışlar. Planlamakta fayda var. Benim gibi yapmayın. Şu sitede harita var ama başka yerlerde de var tabii: Bangkok Attractions

Kararmış ve etrafı bir şekilde kapatılmış bir bölgede ‘Fire market’ gibi bir şey yazıyordu da çok merak etmiştim. Gelince araştırdım; ziyaretimizden çok kısa bir süre önce yanmış Chatuchak. 2 Haziran 2019 Pazar gecesi 21:15 civarı Gate 1’e yakın bir yerde çıkan yangında iki kişi yaralanmış, ipek, ahşap, seramik ürünler satan yüzden fazla dükkan zarar görmüş. Tabii ki daracık yollarla birbirine bağlanan dip dibe dükkancıklar olduğu için bunlar, itfaiyenin müdahalesi zorlaşmış ve yangın bir saatte kontrol altına alınabilmiş. Rüzgar da sağlammış. Elektrikmiş. Filan. Alev alev görünüyor videolarda yazık… Kaynaklar: The Straits Times & MS News

Ülkede en ürkünç gördüğüm şey elektrik kabloları oldu. Özellikle de Phuket’te. Resmen bazılarının altından koşarak geçtim. Özellikle de cızırdayanların. Hatta Kata Beach’te önümde kıvılcımlar saçıldı tepeden yerlere.

(Chatuchak Markette kiralar, vs ekonomi bilgisi için: smebank)

Diğer pazar yerlerini daha önce anlatmıştım: Tayland 2

Rajadamnern Stadium: Muay Thai Arena. Thai Box izlemeden dönmeyin bence. Fırsatım olsa daha sık giderdim. Ama en azından evde geçirdiğimiz her akşam televizyondan da izledik. Stadyumda da bir gece izledik.

Her biri 20 dakikalık 9 ayrı maç izledik art arda. Boksörlerin biri kırmızı diğeri mavi şortluydu hep. Video çekmenin kesinlikle yasak olduğuna dair bir sürü uyarı var ama çekerken kimse bir şey demedi. Maç esnasında dolaşan içecekçilerden 150 Baht karşılığı Singha fıçı bira alıp içebilirsiniz. Ayrıca kola-gazoz gibi bir şeyler daha satıyorlar 20 Baht’a (İçeri girerken çantalar aranıyor).

Giriş ücretleri 1000 Baht ile 2000 Baht arasında değişiyor. [Para konusunu ilk bölümde anlatmıştım.] En önde bir avuç beyaz adamın oturduğu, ring etrafı ayak bileği izleme bölgesi 2000 BTH. Orta kısım ikinci sınıf. Orası da nispeten nezih ve 1500 BTH. Bu bölgedeki plastik sandalyeli kısım 1800 BTH. En arkada tel örgülerle çevrilmiş, bahis oynayan ve çılgınca coşan halkın bulunduğu taş oturaklı kısım 1000 BTH. Ama yine gitsem yine orada otururum. Nasıl coşup kudururuyorlar anlatamam. Dövüşçü, karşısındakinin karnına diziyle vurdukça tüm salon “gııyyyyy” diye bağırmak acayip rahatlatıcıydı.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Maçlar başladığında yana yakıla çantamı saklıyordum. Sonra bir fark ettim ki hepsinin elinde tomar tomar binlikler var. Elleri-kolları sürekli havada, birbirlerine mesaj veriyor bahis oynayanlar. Her kol hareketinin bir anlamı var. Birbirlerine bağırarak ve ellerini sallayarak (anlamı olan hareketlerle) anlaşıyorlar kime bahis oynanacağı konusunda. Etrafınızda sürekli bir iletişim dönüyor anlayamadığınız. Kafamı kaşımaya korktum, kolumu havaya kaldırır da yanlış anlaşılırsam diye 🙂

Racon konusunda da yardımcı oldular. Neden önüme geçip durduklarını anlayamamıştım. Meğer ayakta durulan zamanlarda, ki bu orada geçirilen zamanın en az yüzde 90’ını oluşturuyor, basamağın arkasında değil tam ucunda duracakmışız. Bir amca gösterdi tatlı gülüşüyle yapmam gerekeni. Bu arada, tapınak gezisi yaptığımız günün sonunda gittik stada, o bölgeye oldukça yakın olduğu için. Yani Wat Arun ve Wat Pho sonrası. Arama sırasında eşimin çantasında Budist rahip kıyafeti görünce nasıl selam verdiklerini görmeliydiniz. Giderken o çılgın yağmurlardan biri bastırınca bir pizacıya girip oturduk. Sohbet ederken adam bize maçı önermedi. “Bunlar gerçek maç değil, oyun” dedi. “Gerçeği sadece Cumartesi olur” dedi. İyi ki inanmadık. Gerçekten harika, kıran kırana mücadelelerdi. Çakma olsa salondaki bacanaklar o kadar çıldırmazdı zaten. Truman Show değil ya bu. Sonradan şunu hatırladım: Phuket’te bir bardaki kadın da gece pazarını sorduğumuzda, “yok, kapandı o” demişti. Halbuki kapanmamıştı. O mekanda kalın diye yapıyorlar büyük olasılıkla. Stadyumun sitesi: Rajadamnern.com

Diğer stadyumun adı da Lumpinee, ama ona gitmedim. Bildiğim: Orada Chang bira satılıyor, burada Singha.

Bir de maça başlamadan önce boksörlerin gerçekleştirdiği ve izlemesi çok keyifli bir ritüel var: Wai khru ram muay. Aslında yağlı güreşlere başlarken yapılan hareketleri andırdı bana. Yani ikisinde de yapılan hareketlerin her birinin bir anlamı olması gibi sebeplerle. Zaten muay thai müsabakalarında da müzik çalıyor: Sarama. Yani beş duyuma da hitap ederek beni gönülden kavradılar. Buraya ritüelin bir örneğini koyayım ama nette bir sürü var tabii. Ben Evolve Mixed Martial Arts‘tan aldım:

Bu konularda Türkçe bir kaynak için: Muaythaitr

Demokrasi Anıtı: Rajadamnern boks stadına giderken birçok önemli yapının önünden geçtik. Demokrasi Anıtı da bunlardan biri.

Phan Fa Lilat Bidge (Köprü), Royal Pavilion Majajetsadabadin, Wat Suthat ve önündeki the Giant Swing denen kırmızı yapı, hepsi bu civarda.

Rattanakosin Island Tourist Map olarak bakarsanız Internette bolca harita var. Bir tane almadan gitmeyin bence, çünkü görmek isteyeceğiniz birçok şey bu alanda bulunuyor. En iyisi olmasa da şurada bir tane var: Thaiways

Bir başka tavsiyem de Google Haritalardan BTS Sukhumvit hattını incelemeniz. Turistik bölge hakkında çok fikir veriyor. Hatta örneğin Silom’dan (Si Lom) Sukhumvit Soi 18’e gidiyormuş gibi bakıp inceleyerek kentin genel yerleşimine dair fikir edinin.

Ayrıca, böyle kentlerde sevdiğim bir şey daha var: Gideceğiniz yere üst yollardan ulaşabiliyorsunuz. Örneğin Chit Lom ve Siam BTS istasyonları arasını komple böyle bir yoldan yani havadan yani Skytrainlerin yolundan yürüyerek gidebiliyorsunuz, hiç aşağıya cadde seviyesine inmenize gerek kalmadan. Buna ‘skywalk’ diyorlar. Hatta birisi videosunu çekmiş “bakınız ben yürüdüm” diyerekten (Bangkokandmore). Böyle bir deneyim de yaşayabilirsiniz 15 dakikanız varsa. Hem böylece yolda Erawan Shrine’ı yani mabeti filan görmüş olursunuz tepeden (Ratchadamri Caddesi ile Phloen Chit Caddesinin kesiştiği yerde). Yağmurlu havalarda da ayrıca rahatlatır. Tabii biz skytrain boyunca giden yaya yolundan bahsediyoruz. Yoksa bunun ‘King Power Mahanakhon’s SkyWalk’ dedikleri, bir gökdelenin 78. katında cam üstünde yürüme işi ile bir ilgisi yok (rooftop barlardan birisi de burada, 76.katta). Sitesi: Kingpower. Şuradan camda yürüme videosuna bakabilirsiniz: Explore More

Başka neler var? Neler yapılabilir?

Daha birçok tapınak var. Wat Benchamabophit (mermer tapınak), Wat Ratchanatdaram bunlardan bazıları. Wat Pariwat var, ki buna David Beckham Tapınağı diyorlar. [Diğer önemli tapınakları 2.bölümde anlatmıştım.]

Çok fazla bilinmeyen ya da gidilmeyen, ama benim görmeyi en çok isteyip de gidemediğim Wat Samphran var. Etrafını dragon yani ejderha sarmış pembe kuleli bir tapınak bu. Giant Dragon Tower’ı ile tapınak, Bangkok’un 40 kilometre kadar batısında bulunuyor. Fotoğraflarına şuradan bakabilirsiniz: MyBestPlace

Yine kent merkezinde, The National Museum of Royal Barges var nehrin karşı kıyısında, Bangkok Noi bölgesinde. Burada kraliyet gemilerine bakabilirsiniz.

Bu müzeyle yine aynı bölgede, suyun karşı yakasında bir başka ilginç müze var: Forensic Museum. Siriraj Vakfı hastane yapıları arasında yer alan müzede ölüler, ceninler filan var. Başka müzeler de var aynı alanda. Sitesinde yazdığına göre, buradaki altı müzenin tamamına Siriraj Medical Museum deniyormuş. Şu sitede de, ‘Death Museum’ da denen bu müze gezisi için gerekebilecek her bilgi var: Culture Trip Asya’nın bu önemli hastanesi ve bu ilginç müze hakkında şu siteden de bilgi alabilirsiniz: gpsmycity. Ayrıca, yürüyerek bir müzeler turu yapmak isterseniz de BU siteye gidebilirsiniz. Farklı yürüyüş turları hakkında da bilgi edinebilirsiniz. Uygulamayla kişisel tur rehberine sahip oluyormuşsunuz ve Internet bağlantınız yokken de çalışıyormuş. Ben denemedim.

The Museum of Human Body’de de parçalara ayrılmış insan bedenleri sergileniyor. Gerçek vücut kesitleri ve sistemleri inceleyebilmek önemli bir deneyim. Siam’da BTS’den inince AVMlerin karşı tarafında Chulalongkorn Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin içinde.

Bangkok Dolls Museum varmış ayrıca (oyuncak bebek müzesi). İlginizi çekerse sitesinden de bir göz atabilirsiniz. Cezaevinden bozma bir işkence müzesi de varmış (Corrections Museum) ama kapalıymış şu anda. Tüm müzeyi çekip videosunu koyan olmuş. Ona bakabilirsiniz ya da benim daha önce anlattığım Belgrad’daki müzeye bakabilirsiniz.

On dokuzuncu yüzyıldan kalma Lhong 1919 (Heritage At Heart) adlı yapı ziyaret edilebilir. Chao Phraya nehrinin karşı tarafında yani Thonburi yakasında (batı) kendi adına pieri var zaten. 150 yıl öncesini de görmüş yapıda şimdi özgün ürünler satan mağazalar, restoranlar var. Atalardan kalan miras korunarak halkın kullanabileceği bir alana dönüştürülmüş. Minik bir Çin gibi görünüyor. O yıllardan kalma duvar resimleri hâlâ duruyor. Çinlilerin deniz tanrıçası için yapılan tapınak (Mazu Shrine) da içinde. Hafta sonları Çin operası sergileniyormuş. Mekanın fotoğraflarına sitesinden bakabilir, yapının tarihçesini, dolayısıyla Bangkok’a gelen Çinliler hakkında az bir bilgiyi de okuyabilirsiniz.

Ayrıca kente farklı bir görünüm katan bir takım binayı inceleyebilirsiniz. Örneğin Chatuchak pazarının ilerisinde bulunan The Elephant Tower (yani ‘Chang’), Tay kültürünün önemli bir parçası olan fil şeklinde yapılmış bir yapı. Sathorn’daki bir banka binası olan The Robot Building de bir başka ikonik yapı ve tahmin edeceğiniz üzere robot şeklinde. Bu binayı görmeye Sathorn Caddesine gitmek için özel bir çaba harcamanıza pek gerek yok aslında. Saphan Taksin’e ulaşmak için ya da oradan dönerken BTS’ye binerseniz bu yapının önünden geçiyor. Yıllardır derslerde kullandığım ve Tayland çocukları için yapılan bir site olduğunu anca şimdi öğrendiğim bkkkids’de bu konuda da bilgi bulabilirsiniz. Bu binanın az ilerisindeki ‘The Empire Tower’ da ilginizi çekebilecek bir gökdelen.

Aynı caddenin Saphan Taksin’e yani ırmağa yakın olan kısmında bir de The Sathorn Unique Tower (namıdiğer The Ghost Skyscraper) var ki kullanılmayan bir bina olmasına rağmen insanlar onun da tepesine çıkmışlar. Google haritalar da bile bu yapının tepesinden çekilmiş nefis manzara fotoğrafları var. Rooftop barlara gitmeyenler burada 7/11 birası içmiş belli ki. Yasal olmadığı için girişteki güvenlik görevlisi olduğu iddia edilen adamlar sizden birkaç yüz baht para alarak 49 katı tırmanmanıza izin veriyormuş. Travel & Pleasure kanalında bütün yolu video ile anlatan olmuş. Ancak birkaç yıl önce burada intihar eden ya da etmeye teşebbüs eden birinden dolayı ya da korkutma amaçlı uydurulan haberden dolayı (her yerde başka bir şey yazıyor) şu anda binaya çıkılamayacak şekilde kilitlenmiş. Hatta malaymail haberine göre tırmanışını netten paylaşan birilerine de ceza kesilmiş (Kaynak: Malaymail). Sen git koca bina yaptır büyük bir heyecanla, sonra tutuklan, hatta ekonomik kriz çıksın (1997 Tom Yum Goong Crisis), yıllarca boş dursun bina, bir de üstüne güvendiğin görevliler senin üzerinden mis gibi para kazanıp yine başını zora soksun… Cık cık cık… Oysa ki adı üstünde; Unique yani biricik, eşsiz, tek. Bir zamanların haşmetli yaşantısının aktığı gökdelen olacakmış. Öyküsünün yolu şaşmış. Ama gerçekten güzel paylaşımlar var. Hele BucketListly Blog sayfasındaki fotoğraflar dudak uçuklatıcı. Bu binada çekilmiş sinir bozucu bir film de var: The Promise (2017). [Ek bilgi: Bir tane de terk edilmiş AVM varmış; New World Shopping Mall. Yıllar içerisinde içi bütün balıkla dolmuş ve kocaman akvaryum gibi olmuş. Balıkları alıp suyunu boşaltmışlar.]

Krizin detaylarını merak edenlere: Facts and Details

Daha sonra sırf filmler için ayrı bir bölüm yayınlayacağım ama Sathorn Unique’de geçen filmin fragmanını izlemek isterseniz resme tıklayın:

Tırmanamayacak olsanız bile en azından hikayesini bildiğiniz bu binayı gördüğünüzde daha farklı bir gözle bakarsınız artık 🙂 Dün örneğin ben “Hangover II” filmini izledim tekrar. Lebua at State Tower‘ın göz alıcı binasındaki çekimlerde arkada zavallı Sathorn Unique’i görünce filmi durdurup onu izledim bir süre (dakika 2:10 örneğin) 😦

Daha önceleri ‘Öğrenince Mutluyum’da bahsettiğim ilginç yerlerden ikisi de Bangkok’taydı bu arada. Prezervatiflerle dekore edilmiş Cabbages & Condoms Restaurant ve Phallic Shrine. Fertilite Tanrıçası Tubtim’den adını alarak ‘Shrine of Goddess Tubtim’ denen ve Swissotel Nai Lert Park’ta bulunan, penislerle dolu bu tapınak sanırım şimdi başka yere taşınmış ve pek de eski görüntüsü kalmamış.

Dusit Palace Park (Saray- Ananta Samakhom Throne Hall), hayvanat bahçesi, Rose Garden, sanat galerileri gezilebilir; Café Amazon gibi Tay kahve dükkanı zincirlerinden birinde kahve keyfi yapılabilir. Ben Rabika Coffee’de yaptım, Bearing istasyonundaki Esso benzincisinde. Kahvesini çok iyi buldum ama çok daha iyileri var anladığım kadarıyla. Ben pek bilmiyorum ama kahve insanıysanız, bu konuda fark yaratmış mekanlara Culture Trip’ten bakabilirsiniz. [Güncelleme: Amazon şubelerinden biri hakkında yeni haber çıktı kullanılmış bardakları çöpten alıp bir daha kullanırken yakalanmışlar diye 🙂 – AsiaOne]

Ayrıca caz barları, ladyboy şovları, güzel manzaralı roof barları da var Bangkok’un. Nehirde bir teknede akşam yemeği yemek de mümkün. Timsah çiftlikleri, yılan çiftlikleri, fil gösterilerinin yanı sıra Siam Niramit gibi kültür şovları da var. Thai Village gezisi yapabilirsiniz. Ya da körfezin batısına doğru süzülüp ülkenin en eski tatil kasabası olan Hua Hin’i bir tadabilirsiniz. Bangkok’un 3 saat güneyindeki beldeye günlük turlar da mevcut. Kraliyet yazlığının da burada oluşuyla da ünlü. Kemal Kaya’nın doğum gününü kutladığı Hua Hin’e sitesinden bakabilirsiniz: Yoldaolmak. Ya da şuradan video görüntülerine bakabilirsiniz: Expedia

Kent dışında görülecek daha önemli başka yerler de var:

Ayutthaya, UNESCO Dünya Mirası listesindeki tarihi bir kent (UNESCO). 1350 civarında kurulmuş. Siyam’ın başkenti olan görkemli şehir 1767’de Burma ordusu tarafından yok edilmiş. Bangkok’un 80 km kadar kuzeyinde kalan tarih parkının etrafı nehirlerle çevrili ve Bangkok’tan tekneyle de gidilebiliyormuş. Fakat anladığım kadarıyla, özel bir tur değilse şayet, tarihi bölgenin içinde değil teknenin durağında inip dolmuş ya da otobüsle o bölgeye ulaşıyorsun. Chao Phraya’da oraya kadar süzülmek de keyifli olabilir. Zamanı ayarlamaya dikkat etmeli tabii. Kalıntıların olduğu alan küçük değil. Ağacın içindeki Buda başı da burada (Wat Mahathat).

Kwai Nehri üstündeki köprü, daha doğrusu tarihi önemi olan o bölge ziyaret edilebilir. Bugün ölüm hattı olarak bilinen demir yolunu Japonlar yaptırdı ve yapımında yüz binlerce Asyalı sivili ve müttefik kuvvetlerden esir düşen askeri (Avustralyalı, İngiliz, Hollandalı, vs) zorla çalıştırdı. II. Dünya Savaşı sırasında Japonlar Burma’ya ulaşabilecekleri kara yolu yaratmak istiyordu. Coğrafi zorluklar, çeşitli hayvanat, ilkel ekipman, zorlu çalışma şartları, muson mevsimindeki nemli havanın yaydığı hastalıklar, kıtlık, yetersiz tıbbi bakım ve uğradıkları kötü muamele, bombardıman gibi sebeplerle ölen binlerce savaş esiri ve sivil işçi sebebiyle bu demiryolu hattı bugün The Death Railway ismiyle anılıyor ve The Bridge on the River Kwai de çok turist çekiyor. Burada Hellfire Pass gibi başka önemli yerler de varmış ve ANZAC anması gerçekleştiriliyormuş. JEATH Savaş Müzesi ile, mezarlığıyla, The Thailand-Burma Railway Centre ile, görülmesi gereken bir yer ama Bangkok’un üç saat kadar dışında olunca ben göremedim maalesef. Turla gidilebilir. Bu tür kültürel konularda bilgi edinme konusunda Culture Trip adlı siteyi öneririm.

Yarın konaklamayı anlatacağım. Sonra da Phuket notları geliyor!

SANUK!