Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Temmuz 2019’da Tayland ülkesinde iki hafta kaldım ve iki bölgesinde bulundum: Bangkok ve Phuket. Gitmek isteyenlerin kullanımına uygun olması için elimden geldiğince detaylı anlatmaya çalıştığım notlarımı bölümler halinde yayınlayacağım.

 

BAŞLANGIÇ BİLGİLERİ:

Tayland Krallığı, 1939 yılına kadar Siam olarak biliniyordu (Daha sonra bir kere daha iki yıllığına Siam adı verilmiş). Halk ise zaten daha önce de ‘Mueang Thai’ diyormuş ülkesine.

Tayland bizden 4 saat ileride.

Vizesiz. Yani uzun kalma niyetiniz yoksa.

Dil problemi için Google Translate uygulamasını öneririm. Ukrayna gibi burada da çok işimize yaradı. Nasıl ki Türkiye’de Türk İngilizcesi konuşuluyorsa, her ülkede olduğu gibi bu ülkenin de İngilizce konuşanları kendi ülkelerinin İngilizcesini konuşuyor. Örneğin taksi şoförü bir amca tam inişimize yakın bize “you have some more money” diye sordu büyük ve sinirli el hareketleriyle. “Aha” dedik, “dolandırılıyoruz”. Uzun uğraşlar sonucu anladık ki amca “small money” istiyormuş para bozamayacağı için.

Tüm yazı bittikten sonra en son bölümde daha fazla genel bilgi vereceğim götürülecek kıyafet, Internet gibi konularda. İzlenecek filmleri bile vereceğim. Ama şimdi artık ülkeye bir gidelim.

GİDİŞ:

Çok daha ucuz olduğu için Qatar Hava Yolları ile aktarmalı uçtuk. Sabiha Gökçen’den (SAW) kalkıp Doha’ya (DOH) indik. Dört-dört buçuk saat sonra Katar’daydık.

Doha Havaalanında beş buçuk saat bekledikten sonra Bangkok’a uçtuk. O kısım da yedi saat kadar sürdü. Doha oldukça yoğun, dünyanın pek çok yerine uçuş gerçekleştiren bir liman. Gece yarısı vardığımızda kimsecikler yoktu koca havaalanında. Sabahla birlikte vızır vızır işlemeye başladı. Ama çok düzenli ve sessiz-sakin bir yoğunluk. Buz gibi olduğunu unutmayınız. Bizim gibi uykusuzsanız fena yoruyor. Havaalanı gerçekten çok kullanışlı. İçinde tren gitmesi, köyden yeni gelmişim gibi etkiledi beni. Her şeyin tıkır tıkır işlemesi ise zaten her zaman vurucu geliyor.

Öncesinde birçok yazı okumuştuk Doha’da nefis dinlenme odaları olduğuna dair. Fakat bu odalar karanlık ve herkes dip dibe uyuyor. Daha doğrusu uyumaya çalışıyor çünkü bizim gibi meraklılar kapıyı açtıkça içeri bir öbek ışık dalıyor. Ayrıca uyuyan insan kokulu. Ama açık alanlar yeterince rahat zaten.

PARA:

1 Tayland Bahtı (THB) = 0,19 Lira

Pratik hesaplama için ya fiyatı beşe bölün ya da bir sıfırı atıp ikiyle çarpın. Onun biraz altına denk geliyor. Örneğin 300 Baht yaklaşık 57 Lira.

Havaalanında en fazla 100 Dolar bozdurmak yeterli (Biz 30 Dolar bozdurduk). Kente inince Super Rich’i tercih edin. Oldukça fark ediyor. Banknot adedine göre işlem yapıyorlar yalnız. Yani 100 Dolar bozdurduğunuzda biraz daha fazla Baht veriyor, iki adet 50 Dolar verdiğinizde daha az, yirmilikleri verirseniz daha da az.

Bankamatikten de çekebilirsiniz. Ne kadar çekerseniz çekin, standart olarak 220 Baht ücret kesiyor Tayland bankaları.

İNSANLAR:

“Thai” kelimesinin “özgür” anlamına geldiğini söyleyen kaynaklar var (başka anlama geldiğini söyleyenler de var). Şurası gerçek ki, tüm komşularının aksine, Fransızlar ya da İngilizler tarafından hiçbir zaman sömürgeleştirelemiş bir ülke Tayland.

En “özgürüm” diyenin bile özgürlüğünün tartışılabileceği bir gerçeklikte Tayland halkına ne kadar özgür diyebiliriz, bilemem. Ama görebildiğim kadarıyla son derece sakin, dingin, saygılı, kibar ve yardımsever insanlar. Berlitz rehberinde okumuştum gitmeden: “Taylar, jai yen’e yani serinkanlı olmaya önem verirler ve hiddetli mizaçlardan ve yüksek sesle konuşulmasından hoşlanmazlar.” Bir videoda izledim; “sakin ol” anlamında “Jai yen yen” diyorlar. Gerçekten de tüm bu kalabalığa ve seri akışa rağmen fazlasıyla sükunet hakim kentte.

Daha doğrusu Bangkok halkı böyle. Phuket’e gidince durum değişti. Arada adada geçirdiğimiz beş günde resmen köyümü özler gibi Bangkok’u özledim. Dönüşte daha da çok sevdim Bangkok’u. Pis ve bakımsız arka sokaklarıyla lüks ve modern yapılarla kaplı ana caddelerin tezatına rağmen hissedilen harmoniyi kucakladım.

BANGKOK:

Bangkok, ülkenin başkenti. On milyon civarı nüfusu ile oldukça kalabalık bir kent. Ancak bu kalabalık insanı hiçbir şekilde rahatsız etmiyor.

 

ULAŞIM:

Biz bilinçli olarak uzun zaman ayırdık Bangkok’a. Ama sizin vaktiniz kısıtlıysa paket turlar ve ‘Siam Hop’ gibi bir otobüs seçeneği var elbet (aplikasyonu da var). Ülkedeki her şey gibi tabii ki bu turistik otobüs de klimalı. Dört farklı rota var ve 1-2 ya da 3 günlük seçenekler var. Biz almadık çünkü yürüyerek gidince şehri daha iyi özümsediğimize inanıyoruz.

Ulaşım ağı da çok geniş ve gideceğiniz yere ulaşmanız hiç sıkıntı olmuyor. Son derece net ve profesyonelce işliyor. Oldukça da medeni. En ilkel otobüsünde bile cayır cayır klima var, kadın biletçisiyle düzgün işleyen bir sistem var, sizi anlayıp yardım eden birileri var. Binebileceğimiz her şeye bindik.

Ağları kentin üzerine kurulmuş olan Sky Train, namıdiğer BTS, yani üstten giden tren hattı hayat kurtarıcı. Gitmeden önce izlediğim bazı videolarda bu trenlerin kalabalığını görüp hiç binmeyeceğime karar vermiştim. Fakat şu anda bana Bangkok’un ne olduğunu sorsanız “Sky Train” yanıtını verebilirim. Öyle çok kullandık ki. O kadar pratik ki. Gerçekten tüm şehir bu iki tren hattında yaşıyormuş hissini verecek kadar kalabalık olan istasyonlarına rağmen o denli düzenli, asla rahatsız etmeyen, tıkır tıkır işleyen, güvenilir, rahatlatıcı ve pratik bir hâli var ki… Sıraya girişleri… Önce içeriden çıkanları beklemeleri… Sessiz… Saygılı…

Herkes küçük küçük ama hızlı adım atıyor. Bacağını iki yana açıp oturmak ne demek? İnsanlar ayaklarını en küçük hâle sokuyorlar, ayaktakiler rahatsız olmasın diye. Bir yer boşalınca herkes birbirine bakıyor, kimin daha çok ihtiyacı var oturmaya diye. Ayrıca ayaktakiler, hiçbir yere tutunamasa da hiç sarsılmaksızın yola devam edebiliyorlar. Bulunduğum süre içinde sadece bir kez çok hafiiif bir sarsıntı oldu. Hemen ardından anons geldi, bu istenmeyen durumun yaşatılmasından özür dilediklerine dair. İstasyonlar da çok kullanışlı. Gereksiniminiz olabilecek şeyleri barındırıyor. Haritaları ve görevlileriyle yardımınıza hazırlar. Bilet gişelerinde çalışan gençler İngilizce sorularınıza kesin hareketleriyle çözüm getiriyorlar.

Ağlara dönecek olursak…

Suvarnabhumi havaalanı raylısını (Airport Rail Link) nasıl kullanabileceğinizi baştan sona anlatan şu videoyu öneririm: Live Love Thailand [Ayrıca onların bütün videolarını öneririm: Kanal]

Onun haricinde iki adet raylı ulaşım sistemi kullanılıyor Bangkok’ta (kent haritalarında bu hatların çizgisini görürsünüz):

BTS= Bangkok Mass Transit System (Sky Train)

MRT= Metropolitan Rapid Transit (metro)

BTS ve MRT birbirinden bağımsız sistemler. Yani ikisinde de kullanabileceğiniz bir kart alamıyorsunuz. İkisinin ayrı kartları var. Birinden diğerine geçmek istediğinizde de duraktan çıkıp diğerinin durağına yürüyorsunuz. Biri kentin üstünden gidiyor diğeri altından.

Hatları ve durakları şuradan görebilirsiniz: TRAVEL HAPPY

Biz en çok BTS’yi kullandık. BTS trenleri iki ayrı hatta işliyor: Sukhumvit hattı ve Silom hattı. İki hat Siam istasyonunda kesişiyor. Bizim Bangkok günlerimizin çoğu Sukhumvit hattında geçti desem yeridir. Sukhumvit zaten çoook uzun bir cadde. Hattı da muhteşem pazar yeri Chatuchak’ın bulunduğu ‘Mo Chit’ istasyonundan başlıyor, Kheha’ya kadar ulaştırıyor. Asok, Nana, Siam, Ratchathewi gibi merkezlere ve Victory Monument’a bu hat trenleriyle çok rahat ulaşılıyor. Ayrıca Phaya Thai durağında inip havaalanı trenine geçerek Suvarnabhumi Airport’a kolaylıkla varabiliyorsunuz. Dolayısıyla uçaktan inip şehre varmanız da aynı derecede rahat. [Diğer havaalanı olan Don Mueang havaalanını Phuket başlığında anlattım] [Ek not: Havaalanlarındaki yiyecekler bizdeki gibi erişilemez pahalılıkta değil. Mutlaka yiyebileceğiniz bir şeyler bulabiliyorsunuz.]

Bazen bazı noktalarda upuzun kart alma kuyrukları oluşuyor. Cebinizde bozuk bulundurmanın çok faydasını görürsünüz. Çünkü gişe dışında, kartı kendinizin alabildiği makinalar da kalabalık oluyor. Sadece bozuk parayla çalışan makinalar ise pek kullanılmıyor. Bu bozuk parayla alma işini en kalabalık duraklara bıraksanız iyi olur. Örneğin Siam Central Station’da iki BTS hattının da durağı var ve 4 AVM birleşiyor olduğu için çok yoğun. Hong Kong’un Octopus kartı gibi Bangkok’ta da Rabbit Card var. Ondan da edinebilirsiniz. Biz almadık çünkü hangi araçlara ne kadar sıklıkla bineceğimizi baştan kestiremedik. Örneğin bu kart metroda geçmiyor. Tek kullanımlık kartlara bir kişi için verdiğimiz en yüksek ücret 44 Baht oldu. Şunu söyleyebilirim: Kentin daha dışında kalan kalacak yerler biraz daha ucuza gelse de gitmek istediğiniz turistik mekanların bulunduğu istasyonlarla arasında kaç durak olduğu fark yaratabilir. Sadece BTS Sukhumvit hattında otuz tane istasyon var.

Bu kart alma makinalarının nasıl kullanıldığını, sistemin nasıl işlediğini anlatan muhteşem videolar çekmişler kısa kısa. Bunları Internetten izlemenizi de öneririm. Biraz anlatacak olursam:

BTS kartını okutarak turnikeden geçiyor ve trene biniyorsunuz. İndiğinizde de kullandığınız kartı sokarak turnikeden geçip dışarı çıkıyorsunuz, yani kart orada kalıyor.

BTS kartı alırken gideceğiniz durağı makinada işaretleyerek ya da görevliye söyleyerek alıyorsunuz. Ona göre para ödüyorsunuz. Yolda fikir değiştirdiniz ve daha uzağa gittiyseniz ya da bir BTS hattından diğerine geçtiyseniz yolu tamamladığınızda yani vardığınız BTS istasyonundan çıkarken kartı tekrar okuttuğunuzda gişeye gitmeniz söyleniyor ve öyle ödüyorsunuz. Cezası yok.

BTS’nin nasıl kullanıldığına dair çekilmiş 2017 videosunda bazı istasyonların olmadığını görüyorum. Yeni istasyon yapımları da devam ediyor. Şuradan BTS haritasına bakabilirsiniz: BTS

Ayrıca, BTS istasyonlarının hangisinde ne olduğunu anlatan şöyle hoş bir site var: Bangkok.com

Über misali Grab var Tayland’da da. Ayrıca NaviGo uygulamasını da indirebilirsiniz. Grab motorlar da var. BTS istasyonlarından filan indiğinizde on kadar motorlunun toplaştığı noktalar görüyorsunuz. Onlar da sizi gideceğiniz toplu taşımasız yerlere götürebiliyor. Böylece hiiiiç yürümenize gerek kalmyor bu koca şehirde.

Arada büyük mesafeler olduğu için yürüyerek dolaşması zor. Zaten halka nereyi sorsanız “Çok uzak, şuna binin, ondan inip buna binin” diyor. Sürekli trenlerde dolaşmak da şehri anlamanıza, haritaya ve hayata hakim olmanıza engel oluyor. Günlerce çalışıp anca anlayabildik nerede ne olduğunu ve nasıl bir yerleşimin mevcut olduğunu. Geniş bir alana büyük mesafelerle yayılmış zor bir şehir. Bir yerden bir yere ulaşırken upuzun duvarlarını arşınlamanız gereken bir sürü gökdelen, AVM, bakanlık binası, tapınak, vb olunca daha da zor. Ancak en az bir kez olsun bir yerlere yürüyerek ulaşmanızı öneririm ki şehrin işleyişini görün, halkla olmanın, sokakta bir şeyler atıştırmanın, yolda karşılaştığınız dükkanları incelemenin keyfini sürün.

Genel olarak kenti parçalara bölecek olursak, yedi-sekiz bölgeden bahsedebiliriz. Sonraki bölümlerde bahsedeceğim bu alanlar, turistlerin konaklamayı tercih ettiği popüler kısımlar:

SUKHUMVİT: Gece hayatı, birçok restoran seçeneği ve tabii BTS. Çok uzun bir cadde Sukhumvit. Kenti boydan boya geçiyor gibi. Sukhumvit’e bağlanan caddelere/sokaklara ‘Soi’ deniyor ve numaralarla belirleniyor. Düz bir çizgi düşünün BTS hattı olarak da işleyen. Örneğin Sukhumvit Soi 21, Asok durağında yer alıyor (ki burada Terminal 21 adlı AVM de var), Soi 109 ise Bearing istasyonunda kalıyor, yani arada 10 durak var. Soi 36 ve 55 için ise Thong Lo istasyonunda iniliyor (caddenin karşılıklı taraflarında kalıyorlar). Red-light turizmi için Soi Cowboy da Sukhumvit’te (Terminal 21 karşısında), Nana da. Tabii bu hattın tamamının adı Sukhumvit Caddesi değil. Örneğin ileride Phloen Chit adını alır. Sukhumvit Caddesi ve ona bağlanan soi numaralarına şu haritadan bakabilirsiniz: thaiways 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

SİLOM: Go-go barlarıyla Patpong sokağı ve Patpong gece pazarı, restoranlar, finans merkezi, BTS ve MRT’ye kolay erişim. Ayrıca Hangover II filminde de geçen Lebua Sky Bar da burada, State Tower’ın 63.katında (BTS Saphan Taksin istasyonu). [Şu sitede diğer rooftop barlar, içki fiyatları ve nasıl bir kıyafetle girebileceğiniz bilgisi mevcut: The Yard Hostel

SİAM: Birçok yiyecek seçeneği, BTS’ye erişim kolaylığı, kısıtlı gece hayatı. Kentin alışveriş bölgesi [Siam Center; Siam Paragon (içinde aquarium var: Sea Life Bangkok Ocean World), Siam Discovery (içinde Madame Tussauds var), Siam Square One, ayrıca az ötedeki MBK Center]. Bazı AVMler bağlantılı olduğu için içeride kaybolup dışarı çıkamamak mümkün olabiliyor. Siam Meydanı, Bangkok’un NYC’siymiş gibi, mülk alımı anlamında en pahalı bölge. Örneğin Siam istasyonunda inice nerelere gidebileceğiniz bilgisine, AVMlere ve haritaya şuradan ulaşabilirsiniz: Bangkok.com

RIVERSIDE (NEHİR KIYISI): Çok hoş manzaralar, daha sakin bir atmosfer, daha eski tarz yapılar, daha pahalı ve biraz uzak

CHINATOWN: Mükemmel sokak yiyecekleri, kaotik atmosfer

 

OLD CITY (RATTANAKOSIN): Nehir ile Sukhumvit arasında kalıyor. Tarihi ve egzotik görünüm. En ünlü cadde olan Khao San Caddesi, sırt çantalıların, parti insanlarının bol görüldüğü alan. Gezilecek birçok turistik nokta burada kalıyor. Yani Büyük Saray, vs yakın. Kalabalık. Barlar, ucuz restoranlar, bütçeye uygun konaklama seçenekleri var.

PRATUNAM: Pazarı, ucuz restoran ve konaklama seçenekleri, BTS’ye 15 dakikalık yürüme mesafesi

CHATUCHAK: Kocaman hafta sonu pazarına ve Don Mueang havaalanına yakın.

Ayrıca Suvarnabhumi Havaalanına yakın da kalabilirsiniz, ama o zaman kente oldukça uzak düşersiniz.

Yarın Old City’de dolaşacağız.

SANUK!

 

Reklamlar