Etiketler

, , , , ,

Geçen yaz, yani 2018’de gittiğim Ukrayna’ya dair notlarımı anımsamaya ve aktarmaya devam ediyorum. Kiev notlarımı daha sonra paylaşacağım. Şimdi kültürel ara zamanı. İstanbul’dan sevgiler!

 

LVIV:

Lviv deyince aklıma ilginç konseptleriye kafe, bar ve restoranlar gelecek. Kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir kültür.

Eğlence anlayışlarının, kafe kültürlerinin yani yaşantılarının bir tadına bakmak, kentin rengini görmek zorunludur derim. Yaşaması keyifli olabilecek ufak-tefek bir yer. Dostlarla.. Ben de bir daha görmek isterim elbet.

Hakkında yazılar okuyup çok merak ettiğim ama vaktim yetmediğinden gidemediğim yerleri vereyim önce:

* Kapalı kapısından girerken üniformalı bir kişi tarafından parola sorulan ve içeri girebilirseniz önce bir shot ikram edilen, içinde silahlar filan da görülebilen Kryivka Restoran [Ресторан Криївка]

* Alt katı maden konseptine uygun tasarlanmış masanızda ateşli-alevli kahve yapımı şovları izlemeniz mümkün olan Kahve Üretim Fabrikası [Coffee mining manufacture – Lvivska Kopalnya Kavy]

* Gönüllü müşterilerin gözünü bağlayıp yarı çıplak hâle getirerek vücuduna mum damlatmak gibi gösterileri olan, garson kızların oturanları da hafiften kırbaçlayarak dolaştığı Masoch Café [Мазох-Cafe]. Ayrıca önünde bulunan Leopold von Sacher-Masoch heykelini de göremedim. Mazoşizmin isim babası, Lviv’de doğmuş bir Avusturyalı yazar imiş.

* Insomnia, the Haunted House

* Mezarlık

* Gezemediğim müze, katedral, kiliseler… Örneğin “Jewish Museum” ve “Territory of Terror Memorial Museum” görmeyi çok istediğim müzeler arasındaydı ama vaktim yetmedi. Bu konu ile ilgili olarak görebildiklerim şunlar:

 

Biraz da gidebildiklerimden bahsedeyim:

* Arsenal Silah Müzesi [Музей Арсенал]

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* Arsenal Restoran [Реберня “Під Арсеналом”] – Müze binasının altında. İç mekanda da oturulabiliyor, dışarıda da.

Dış mekanı, arabaların geçtiği köprü ile Arsenal binası arasındaki daracık alan. Bu da insanda garip bir duygu yaratıyor. ‘Ribs’ ile ünlü fakat bu pirzolayı sadece domuzdan yapıyorlar.

Verdiğiniz siparişi, masaya örttükleri kağıda yazıyorlar, bu da karışıklığı önlemede gerçekten çok yardımcı oluyor.

Önlük olarak verilen kağıdı takmanızı şiddetle öneririm çünkü garsonlar, masaya getirdikleri etleri servise hazırlamak için vahşice dalıyorlar ve sağlam sıçrıyor.

Buraya bir daha gidebilmeyi çok isterim. Çok lezzetli ve ucuz. Kalite.

* Bira Müzesi [Beer Brewing Museum/Lvivarnya Beer Cultural Experience Center – “Львіварня” МУЗЕЙНО-КУЛЬТУРНИЙ КОМПЛЕКС ПИВНОЇ ІСТОРІЇ] – Lviv’de biracılığın tarihini öğrenmenizi sağlayan müze.

Girerken ekstra ücretini ödediyseniz, müzeyi gezdikten sonra üst kata çıkıp bira tadımı yapabiliyorsunuz. Erken kapandığını bilip ona göre gidiniz. Klasik hikayede olduğu üzere, kapanışa doğru masanızdakileri toplama konusunda daha heyecanlı oluyorlar. Bira Müzesi kent merkezinin biraz dışında kalıyor (20-30 dakika kadar yürüyüşle) ama kesinlikle en fazla zaman ayırılması gereken yerlerden biri. Lviv’deki zaman planlamanızı mutlaka bu müzeye göre yapınız. Çünkü sadece bira değil kent tarihine de ışık tutuyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* Eczacılık Müzesi [Lviv Pharmacy Museum – Аптека-музей] – 18.yy’dan kalma tarihi eczane, tam kentin göbeğinde, Rynok’da her gün gezdiğiniz mekanlar arasında. Aniden bastırıp savunmasız bırakan bir Lviv yağmurunda bile sığınabilirsiniz. Ama zaten bence kesinlikle görülmeli. Geçmiş yüzyılların ilaçları, kimyasal bileşimleri kadar, ölçümde kullanılan aletler, mektuplar gibi döküman, bol çekmeceli mobilya ve de binanın dar merdivenlerinden inilen karanlık odalar da heyecan uyandırıyor. Halen eczane olarak da çalıştırıldığı için, müze kısmını gezmek istediğinizi söyleyip yazarkasaya ödemenizi yapmalısınız. O zaman yana çekilip arka tarafa alıyorlar sizi. Civarında başka müzeler de var.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* Doğa Tarihi Müzesi [State Natural History Museum – Державний природознавчий музей] Giriş 20 UAH bir kişi. İngilizcesi National Museum of Natural History olarak geçiyor.

* Andrey Sheptytsky Müzesi [The Andrey Sheptytsky National Museum in Lviv – Національний музей ім. Андрея Шептицького] – 1905 yılında kurulan müzenin çok çok değerli olduğu açıkça görülüyor. Ukrayna’nın yüzlerce yıllık sanat tarihine, özellikle de Orta Çağa ışık tutması sebebiyle ve sergilediği binlerce obje ile elbette ki son derece önemli bir yer. Tablolar çok hoş ve renkliydi ama ele aldıkları konular çok ilgimi çekmediğinden ve ne yazdığını da anlayamayıp sadece komik fikirler yürütebildiğimden (İngilizcesi yoktu) parası ve zamanı kısıtlı olanlara pek öneremeyeceğim açıkçası. Orada vakit kaybetmesem bir başka müze gezebilirmişim.

Ama görevli bayanların tüm gün kapı önündeki bir sandalyede oturup ziyaretçi düşünce anahtarıyla sergi salonunun kapısını açması, siz gezerken gülümseyerek başınızda durması ama pek de yardım edememesi, siz çıkarken kapıyı açıp koridor boyu eşlik ederek diğer sergi salonu görevlisi teyzeye emanet etmesi pek tatlıydı. Bina çok hoş, tabii böyle bir binada olmak da hoş dolayısıyla. Çantaya izin vermiyorlar ve girişte emanete alıyorlar. Koca tabloları nasıl çalacağımı bilemedim ama belki içeri bir şey sokmayalım diyedir. Giriş 50 UAH bir kişi. İçeride fotoğraf çekemedim doğal olarak ama şu siteden resimlere bakıp kendiniz karar verebilirsiniz: karpaty info

* Bazı bina altlarında bulunan ve gezmenize izin verilen yer altı bölümleri

* Pravda Bira Evi [Pravda Beer Theatre – Театр пива Правда] – Biz burayı çoook sevdik. Her akşam, gelirken geçerken ziyaret etmekten kendimizi alamadık. Üç katlı mekanın ferahlığı, bira deneme oyununun heyecanı, ‘Trump’ ve ‘Obama’ gibi bira isimlerinin sürprizi (Obama-dark beer), canlı müziğinin kalitesi, tuvaletleri, her şeyi çok hoştu. Fotoğrafta gördüğünüz sulak alan, erkek tuvaleti. O sulara yapılıyormuş… Erkekler…

* Lviv Yüksek Kalesi [Lviv High Castle Hill – Високі Замок – Vysoki Zamok] – Yüzyıllar öncesine dayanan bir ev sahipliği var. Tabii ki tarihi önemi olan yerler buralar. Hatta bizim atalarımızı bile kapsayan bir geçmişi var. Ama hiç biriyle ilgilenmesek bile en azından bu tepe, tüm şehri yukarıdan gördüğü için kente dair fikir edinmenize yardımcı oluyor. Radyo direğinin yanından geçiyorsunuz. Basamakları tırmanıyorsunuz (saymıştım ama unuttum). Tam tepeye varmadan önce bir kafemsi ve oraya ait tuvalet var. Bunun dışında bir su ve wc gereksinimi karşılama seçeneği yok. Ona göre.

* Kayıp Oyuncaklar Bahçesi [The Yard of Lost Toys] – Hüzünlü oyuncakların bahçesi. Sarsıcı bir film gibi… Miniminnacık alan iyi turist çekiyor ama.. Yüksek Kaleye yani tepeye çıkarken önünden geçtik.

* İkinci el kitap satış pazarı (sokakta) – Rusya ve Ukrayna’da kitap basımının babası kabul edilen Ivan Fedorov’un heykelinin ayakları dibinde kuruluyor bu kitap kokulu pazar.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* Sokak pazarları ve hediyelik eşyacılar

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

* En merkez kabul edilen Opera Binası gibi, Shevchenko Anıtı gibi ya da Neptün Heykeli gibi yerler çok ortalıkta zaten. Sürekli yanlarında geçiyorsunuz.

* Heykeller, parklar, sokaklar… Güzel binalar, ilginç detaylar…

* Kilise ve katedraller

Örneğin “Sts. Apostles Peter and Paul Garrison Church” ya da eski haliyle “Jesuit Church of Peter and Paul in Lviv – Иезуитский костел Петра и Павла в Львов.”

Örneğin, “the Church of Transfiguration (of the Lord)” çok güzel. Eski adı “Trinitarsky Church” olan kilise tarihi, yakınındaki eczacılık müzesiyle aynı yıllara dayanıyor: 1700 başı. Burası kaynaklarda “Preobrazhenskaya Сhurch” olarak da geçiyor.

Örneğin “the Chapel of the Boim Family“…

Ermeni Katedrali ve bulunduğu sokak da (Virmenska-вірменська yani Ermeni Sokağı) oldukça hoş. Sokaklar zaten çok tatlı. Buralarda dolanıp durmak birçok vaktimizi aldı. Bir de uygun bankamatik bulmaya çalışmak ve bulunca kuyruğunda beklemek 🙂

Bazı kiliseleri görmek için: GPSMYCITY

Bazı konsept mekanları görmek için: !FEST

Bu mekanların çoğu, Lviv denince akla ilk gelen turistik alan olan Rynok Meydanı’nda zaten. Belediye binası ve saat kulesiyle, geçmişten gelen klasik bir Pazar Meydanı Rynok. Hükümet Meydanı cinsinden. Arsenal biraz dışında kalıyor. Ona da biz yolu daha da uzatarak gitmişiz. Yoksa Rynok ara sokaklarından sokak sahafçıklarına ve Arsenal’in yakınına çıkabiliyorsunuz. Bira Müzesinin de kent merkezinin biraz dışında kaldığını söylemiştim zaten. Tepeye çıkmak için hafif yokuş yukarı yürüyorsunuz. Giderken yolda kimsesiz kalmış oyuncaklara uğramayı unutmayın. 

JUST LVIV IT!

KALDIĞIMIZ EV:

Airbnb

Son bölümde anlatacağım anımdan anlaşılacağı üzere  🙂 çok zor bir yolculuk yaparak gece yarısı aç biilaç vardığımız kentte, dangır dungur bavul çekeleyerek yürümeye başladık. Gece geç olunca ev sahibimiz dayanamayıp geldi, bizi ve kırılmış bavullarımızı arabasıyla alarak evimize götürdü. Tuvalet-banyosu alt katta, mutfak ve yatak odası, balkonu üst katta şirin bir yuva. Evimiz çok tatlıydı. Kentin dışında kalıyordu ve çok sessiz-sakin bir eski mahalledeydi. Ancak maalesef dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bu şirin kente de bir sürü yeni bina yapılıyor ve tesadüf bu ya, bu muhteşem binacıkların yapım alanı tam da bizim sessiz evin orasıymış. (Sonraki günlerde tepeden de tespit ettik bahtsızlığı) Good News: Her gece her tarafı sürekli kontrol eden bekçileri bizi de güvende hissettirdi. Bad News: Güne sabahın köründe inşaat gürültüsüyle başlamak pek de zevkli değildi. Good News: Erken kalkan yol aldı. Bad News: İnşaat sebebiyle her gün saatlerce susuz kaldığımızdan çok çok zorlandık.

Oturduğumuz mahallede sevimli mekanlar olması, yerele duyduğum ilgiyi besledi. Akşamüstü mahallelinin evine giderken bir uğrayıverdiği lokal yerlere bayılıyorum.

Dönüşte Kiev yazısında görüşmek üzere! İyi tatiller…