Etiketler

, ,

O kadar iyi olun ki sizi görmezden gelemesinler” diye bir sözü varmış Steve Martin’in. Moda tasarımcısı Öznur Güner’den öğrendim yaşam öyküsünü dinlerken.

Güner, üniversiteyi bitirip öğretmenlik yapmaya başladıktan bir süre sonra, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı uluslararası bazı projelerde yöneticilik görevi almış. Bir proje için İspanya’nın Bilbao kentinde bulunduğu sırada gördüğü Guggenheim müze binasına hayran kalmış. Mimar Frank Gehry harikası olan yapının dizaynından müthiş etkilenen Güner, o gün o esinle bir elbise tasarlamış.

 

İzleyen günlerde çılgıncasına çizimlerine devam etmiş. Gezisinden kısa bir süre sonra da ilk defilesini gerçekleştirerek herkesi şaşırtmış. Hâlâ, hem proje eğitim danışmanlığına hem kişiye özel kıyafet yaratmaya devam eden tasarımcıya başarısının sırrı sorulduğunda Martin’in sözüyle yanıt veriyor: “O kadar iyi olun ki sizi göz ardı edemesinler. Kendimi aşmak üzere keyifle bu işi yapmaya devam edeceğim. Bu beni nereye götürürse götürsün.¹

Yani, başarının sırrı, öğrenmeye devam etmek, araştırmak, kendini geliştirmek, kendinle yarışmak, her seferinde bir öncekinden daha iyisini üretmeye çalışırken yaptıklarından da zevk almak. Bu sözleri düşünürken, haftaya röportaj yapacağım muhteşem girişimci arkadaşım, bir çikolata sanatçısı geldi aklıma. Onun da başarısının sırrı bu noktalarda yatıyor kanımca.

Bu konuyu ilk keşfedenler, Öznur Hanım, Çikolata Artisti arkadaşım ve ben değiliz elbet. Fikre ilişkin yazıları çeşitli yerlerde görmüşsünüzdür siz de. Peki ben nerede görmüştüm daha önce diye anımsamaya çalışarak kitaplığıma yöneldim. Addington’ın kitabında rastlamışım. Şöyle diyor Addington: “İnsan bir fare kapanını bile diğerlerinden daha iyi yapıyorsa dünya onu bulur çıkarır. Bunu Emerson’dan alınan şu sözlerle daha iyi açıklayabiliriz: ‘Eğer bir insanın diğerlerinden daha iyi satılık mısırı, odunu, tahtası veya domuzları varsa ya da herkesten daha iyi sandalyeler, bıçaklar, eritme kapları veya kilise orgları yapıyorsa, ormanların derinliklerinde dahi yaşıyor olsa tüm zor yollar aşılıp ona ulaşılır. Ve kişi “yasayı” biliyorsa, ıssız bir kulübede de yaşıyor olsa insanlar onu bulur çıkarırlar. İnsan bir enstrüman çalarak ya da şarkı söyleyerek, cennete hapsolmuş ruhları sarabiliyorsa; veya peyzajlar yapıp ilkbaharın ve sonbaharın tüm cazibesini yağlıboyalarıyla ifade edebiliyorsa ya da şarkıları veya mısralarıyla insanları rahatlatıp sarhoş edebiliyorsa, bu sırrın gizli tutulamayacağı kaçınılmaz bir gerçektir. İlk tanık ikinciye söyler ve insanlar beşer, onar, ellişer kapısına dayanırlar. (Ralph Waldo Emerson’un Günlükleri – Boston, 1909).² (s.110)

Hatta Addington, bu alıntıdan hemen önce de, 1889’da verilmiş bir vaazdan okuduğu bölümü paylaşıyor okuyucuyla: “İnsan saklanamaz” diye başlayan Paxton vaazı da aynı konuyu dile getiriyor.

Dediğim gibi, bunlar yeni bilgi değil. En azından Emerson bir asır önce söylemiş. O kadar iyi olun ki onlar sizi bulup çıkarsın demiş.

 

Ancak tabii tüm gün evde öylece oturup dünyanın size ulaşmasını beklememekte fayda var. Paxton “İnsan saklanamaz” demiş olsa da Oğuz Atay tersini kanıtlamaya çalışıyor gibi ‘Tutunamayanlar’da: “Çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de kenarda kalacaklardır. Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır.³ (s.201) Yani fare kapanını diğerlerinden daha iyi yapıyorsunuz diye dünya sizi bulup çıkarmayacaktır. Fakat Emerson’ın verdiği detayda belirtildiği gibi, daha iyi -satılık- mısırınız varsa ya da şarkılarınızla insanları rahatlatabiliyorsanız isminiz duyulacaktır. Yani saklanıyorsanız değil, birileriyle paylaşıyorsanız.

Çok iyi yazıyorsunuzdur ama kimse gelip tından tına sakladığınız günlüklerinizi bulup zorla okumaya çalışmaz. Kısırda dünya devisinizdir ama hiç kimseye tattırmazsanız kendi bulgurunuzu kendiniz yemekten çatlarsınız. El işinden para kazananlara gıptayla bakıyorsunuzdur, lakin kendi yaptıklarınızdan başkalarına bahsetme cesareti gösteremiyorsanız asla dönüt alamaz, gelişme fırsatı elde edemezsiniz.

Steve Martin, “O kadar iyi olun ki sizi görmezden gelemesinler” demiş. Kendisi hâlâ görmezden gelinemeyen bir yetenek.

Öznur Güner, o kadar iyi olmuş ki kimse onu göz ardı edememiş. Fakat başka iş için gittiği bir ortamda dolaşırken tutkularına ilişkin duyargalarını açık tutmasaymış, aniden karşısına çıkan fırsat kuşuna tutunup uçmayı göze almasaymış, bu uğurda sürekli üretime geçmese, ürününü gözler önüne sermeseymiş yani İspanya’nın bir sokağında kendisine gülümseyen esin perisinin yakasını bıraksaymış bu başarıya ulaşamazmış.

Bu hafta için belirlediğim mottom “ısrarcı ol” idi benim. Bu iki kelimeyi aklımdan hiç çıkarmadan hakkını verdiğime inanıyorum yedi gün boyu. Bir yere saklanıp bulunmayı beklemedim. Göz ardı edilmeyi kabul etmedim. En azından elimden gelenden daha fazlasını yaptım diyebiliyorum. Siz?

 

***********************************************

KAYNAKÇA:

¹ İnanç Ayar “Bir Yaşam Felsefesi Olarak Girişimcilik” Podcast Serisi #107
² Addington, J. (1996). %100 Düşünce Gücü. (Birol Çetinkaya, çev.) İstanbul: Akaşa Yayın ve Dağıtım
³ Atay, O. (2017). Tutunamayanlar. İstanbul: İletişim Yayınları

Reklamlar