Etiketler

, , , ,

Bugün bir kişisel gelişim kitabında yer alan alıştırmalardan birini yapıyordum. Bilirsiniz, sizden içinize dönüp kendinize bazı sorular sormanızı isterler. O kadar uzattım, kendimle uğraşmayı öyle abarttım ki olay buraya yazmaya kadar vardı.

Değerler hiyerarşinizi çözümlemek üzerine bir çalışma bu. Yazar diyor ki kendinize destek olabilmeniz, güdüleyip yönlendirebilmeniz için, en önemsediğiniz değerleri bilmeniz gerekir. Biliyorum sanıyordum ama alıştırmanın sonunda kendimi kendimle dövüşürken buldum.

Belki siz de yapmak istersiniz diye önce çalışmayı özetleyeyim, sonra kendi öykümü anlatayım. Olay şu şekilde gelişiyor efendim: Kendinize şu soruyu soruyorsunuz: “Benim için kişisel bir ilişkide en önemli şey nedir?” “Saygı” dediyseniz örneğin, “Saygının önemi nedir?” diye ilerletmeniz gerekiyor. Böyle böyle önemsediğiniz değerler listesi oluşmaya başlıyor. Yine rahat durmadan, “saygı mı daha önemli yoksa güven hissi mi” gibi sorularla listenizdeki değerleri sıralamaya çalışıyorsunuz bir sonraki adımda da.

Ben de öyle yaptım. Özelimi masaya yatırıp sorguladım. “Benim için kişisel bir ilişkide en önemli şey nedir?” İlk aklıma gelen ‘değer verildiğini bilmek’ ve ‘özel olduğunu görebilmek’ oldu. Sonra ilişkimi sıkboğaz ederek şöyle bir liste döktürdüm:

– Değer verildiğini bilmek
– Özel olduğunu görebilmek
– Gülüşmek, mutluluğu istemek ve aramak
– ‘Haydi …. yapalım’ı paylaşabilmek
– Sıradan yaşamlardan farklılığı içte hissetmek
– Fark edilirlik, karizma, mesleki başarı
– Zeka
– Konuşmak
– Birlikte keyifli zaman geçirmek
– Güvenmek
– Kanatları altında olmak
– Güçlülük
– Birbirini iyi tanımak
– Sürprizlerle karşılaşmak
– Özgür hissetmek
– Desteklenmek, sana inanılması, yüreklendirilmek, gaz verilmesi
– Güçsüz hissettiğinde onun sağlam durması, kucaklaması

Kişisel ilişki sadece aşk-meşk anlamına gelmez ya. Dostluk da çok önemli benim için diyerek bu kez arkadaşlarımdan beklentilerimi yatırdım aynı masaya ve liste biraz daha netleşti. Aynı maddelerin arkadaşlarım için de geçerli olduğunu algıladım. Örneğin ‘özel’ olmak değil de ‘farklı’ olduğunu hissettirmesini bekleyebiliriz. Başka arkadaşlarıylayken de seni görebilmesini. Kaliteli bir sohbeti eşinle de istersin dostunla da. Ufkunu açabilen bir dostun tadından yenmez! Eşim gibi dostumun da bana anlatabileceği ilginç konuları olmasını dilerim. Saatlerimizi iş yerine adıyoruz zaten. Evdeki zamanımı ya da arkadaşıma ayırdığım özel saatlerimi de işgal etmesine izin veremem. Mümkün olan her dakikayı o gereksiz rutinden sıyrılıp ruhumuza eğilmemiz, kendimizi geliştirebilmemiz, kaybettiğimiz enerjiyi yerine koyabilmemiz, yani arınıp güzelleşmemiz için kullanmayı tercih ederim. Sohbetin gücü hiçbir şeyde yok. Tabii ki insan dostuyla da en az eşi kadar rahat konuşabilmeli. Bir bakışımızla bile ne demek istediğimizi anlayan kişiler oluyor dost dediklerimiz. Dolayısıyla, bana ters bir davranışta bulunmuş olsa bile bunu aslında neden yaptığını anlayabilmeliyim. Kırılmamalı, küsmemeli, üstüne sünger çekebilmeliyim. Eşimi de dostumu da o kadar iyi tanımalıyım. Bu da bir özgürlüktür. Dostumla da özgür hissetmek isterim. Birlikteyken rahat olabilmek, ama birlikte değilken de özgürce başka hayatları sürdürebilmek. Bu kişileri çok sevip önemsediğim için yaşamıma dahil etmiş olsam da herkesin bensiz bir hayatı da olabilmeli. Benim de onlarsız. Kimse kimseye yapışmamalı. Nefes alabilecek kadar kanat altında kalmalı.

Döktürmek çok güzel de sıralamayı gerçekleştirebilme sorgulaması başlayınca olay çığırından çıktı! İlk yazdığım en önemsediğimdir herhalde diyerek onunla başladım. “Değer verildiğini bilmenin önemi nedir?” Cevap veriyorum: “Bunu bilirsen, değer verildiğinden emin olursan, çevredeki herkes de o kişi için senin özel olduğunu anlayabiliyor yani sıradan, herkes gibi biri olmadığını görüyorsa, kendini daha güçlü hissedersin. “Güçlü hissetmenin önemi nedir?” Buyur buradan yak! “Efendim şöyle ki, … eee… ııı… kem küm… Kendini daha güçlü hissedersen birlikte olduğun kişiyi de daha yukarı çekebilirsin. Yani ona daha fazlasını verebilirsin böylece.” Dur tamam, sen zahmet etme, biliyorum. Ne diye karşımdakini yukarı çekmeyi önemsediğimi soracaksın. “Çünkü, o zaman o da daha güçlü olur ve bu gücü tekrar bana yansıtır.” Hmmm… Demek ki ‘güç’ imiş önemsediğim. Listeme bakıp da hepsini benzeri sorgulamadan geçirince üç aşağı beş yukarı aynı sonuç çıkıyor. Desteklenince de güvenince de, birinin kanatları altında olup özgür hissedince de güçlü hissedersin. Güçlülük de başarıyı getirir. Başarı tanımı kişiden kişiye değişse de başarmak, hayattan beklentin her ne ise ona ulaşabilmektir. Hayatta en önemsediğim şeyin ‘sağlık’ olduğunu ve başlıca beklentimin de ‘mutluluk’ olduğunu düşündüm bugüne kadar. Listeme bakınca da gülüşmek, sürprizler, keyifli zaman, sohbet ve ‘haydi şunu yapalım’ zevki hep mutlulukla ilintili. Ama galiba olay şu ki mutlu olmayı bunca sevme nedenim de kendimi daha güçlü hissetmemi sağlaması. Mutluluk sağlık getirir. Yani güç. … Demek ki ben güç manyağıyım!

Bu itiraf pek hoş gelmedi tabii. Alıştırmanın gerisini yapacak -gücüm- kalmadı. “Sizin için önemli olan değerleri birden on dörde kadar sıralandırın” kısmını yapamayacağım artık… “Benim için destek sevgiden daha önemli” gibi düşünmeyi gerektiren sıralamayı size bırakıyorum. Hatta kan çıkmasını istemediğim için en kolaymış gibi görünen son soruyu da cevaplamıyorum: Ödün veremeyeceğin değerler. Yokluğunda ilişkiyi kesebileceğiniz değer yani olmazsa olmazınız nedir?” Listemde madde mi kaldı?!

Yok yok, bu kişisel gelişim işi bende kişisel gerilim yarattı.

[Zombie G.S]

Reklamlar