Etiketler

Çocukken ne tatlı, ne naif doğrularımız vardır. Doğru sandığımız sevimli bilgicikler. Bizim kuşaktan birçok çocuk kendisini leyleklerin getirdiğini sanarak büyüdü örneğin. Ben o çocuklara çok gülerdim böyle bir saçmalığa inanıyorlar diye. Hiç leylek çocuk getirir mi? Zaten bizimkiler beni çingenelerden aldıklarını açıkça anlatmışlardı. Biraz daha bilinçli bir dönemin mahsulü olan kardeşim ise oyun oynarken kız ve erkek karakterleri evlendirir, düğün salonundan da hastaneye götürürdü onları bekleyen bebeklerini alsınlar diye. En azından hastane kısmının farkındaymış.

Takip ettiğim Amerikalı bir blog yazarı “Çocukken Ne Düşünüyordum, Şimdi Ne Biliyorum” başlığıyla bir liste yapmış ve kısaca söylemek gerekirse küçükken şunlara inandığını yazıyor: “Amerikalılar, zalim Kızılderililerle savaştı. ‘Biz’ kazandık ve ürünümüzü paylaşıp hindi yedik. Sonra hep birlikte barış ve uyum içinde yaşadık. Yahudiler İsa’yı öldürdü ve her şey üzerinden yüksek vergiler topladı. Cennete gitmek için İsa’nın yaşadığı gibi yaşamalısın. Müslümanlar hakkında zaten hiçbir şey bilmiyordum da bütün müslüman kadınların başını kapadığını öğrenmiştim bir yerlerden. Yarı Alman olmak havalıydı. Yarı siyah olmak zordu. Noelde babam evde olmazdı çünkü Noel Baba bir sürü oyuncağı tek başına taşıyamadığı için babamdan yardım isterdi. Kadınlarla erkekler her konuda eşittir. Bütün insanlar eşit yaratılmıştır. Ne olmak istersem olabilirim. Devlet Başkanı da olabilirim.”

İkinci bölümde de küçükken sahip olduğu bu yargıları irdeliyor ve şu an bildiği doğruları açıklıyor: “İsa’yı öldürenler insanlardır, Yahudiler değil. Her toplum gibi Yahudilerin de iyileri ve kötüleri olur. Bütün Katolik rahibeler başını kapar. Aslında babam Noelde bize alacağı oyuncakların parasını denkleştirmek için çalışmak zorunda kalıyordu. Evet, herkes Devlet Başkanı olabilir. Kanıtımız da var.”

Fikir çok hoşuma gidince ben de kendi listemi yapmaya başladım. Benim listem biraz fazla çocuksu oldu ama çok eğlenceliydi. Buyurunuz:

Ben çocukken, şehirlerin haritalardaki gibi kesin çizgilerle ve renklerle ayrıldığını sanırdım. Bir ev Antalya’daysa yanındaki Muğla’da olabilirdi. Ya da ben Afyon’da dururken yanı başımdaki annem Eskişehir’de olabilirdi.

Şimdi biliyorum ki, il sınırları haritadaki gibi olsa da çocukluk düşüncelerimin geri kalanı için bayağı bir kasmamız gerekiyor.

Ben çocukken, tuttuğumuz takımın doğduğumuzda belli olduğunu sanırdım. Nüfus cüzdanında yazan kan grubu, ulusu, dini gibi. Sınıftakiler bana sorunca ben de aileme sormuştum. O sırada üzerimde beden eğitimi dersi kıyafetim olduğu için “Beşiktaşlısın” demişler. Yıllarca kendimi zorunlu olarak Beşiktaşlı zannettim, değiştiremeyeceğime inandım. Bu konuyu ne zaman çözebildim, inanın hatırlamıyorum.

Şimdi biliyorum ki, kimlik kartımda ‘takım’ hanesi yok. Ama orada yazmasa da genelde bir gelenek gibi babamızın gönül verdiği futbol takımı seviliyor.

Ben çocukken, Kıbrıs’ta yaşadığımız evin altında Rumlar var sanırdım. Savaştan beri evlerin altında saklandıkları söyleniyordu.

Şimdi biliyorum ki, en iyi olasılıkla 1974 yılından bu yana hiçbir Rum askeri bir evin altında yaşayamaz.

Ben çocukken, Afyon’daki sebze hâlinin arka tarafını Bursa sanırdım.

Şimdi biliyorum ki, önü Afyon olan hâlin arkası da Afyon’du ve Bursa da Bursa’daydı. Ama çarşıya çıktığımız bir gün hâli gezip arka kapısından çıkınca tesadüfen annemin bir akrabasıyla karşılaştığımız için öyle sanmışım.

Ben çocukken, müezzinin bana kızdığını sanırdım. Bunu ben pek hatırlamıyorum ama annemin dediğine göre ezandan korkarmışım ve “amca kiziyo” diyerek sinermişim.

Şimdi biliyorum ki, amca beni tanısa eminim kızacağı bazı konular olurdu. Ama en azından o saatte oraya sadece bana kızmak için çıkmadığını da iyi biliyorum.

Ben çocukken, gümrükte kardeşime el koyacaklarını sanırdım. Türkiye’ye giriş yaparken saatlerce gümrükte beklendiği için sıkılmışım. Ne beklediğimizi sormuşum. Annem de bana gümrüğün ne olduğunu açıklarken bir şaka yapmış ve kardeşim Kıbrıs doğumlu olduğu için onu ülkeye sokamayacağımızı ve gümrükte bırakmamız gerektiğini söylemiş. Kucağımda bebekle kan ter içinde ve de kıpkırmızı bir hâlde saatlerce arabadan inmeyince kardeşimi saklamaya çalıştığım ortaya çıkmış.

Şimdi biliyorum ki, gümrükten hiçbir şey saklayamazsınız. 😀

Reklamlar