Etiketler

,

Değer vermeyi senden öğrendim. “Ben seni hiç yarı yolda bıraktım mı?” dediğin gün kafamın içinden geçen ömür kırpıntıları da, “benimki tutku” sözcükleriyle sevgini kaleme aldığın mektubun da aklımda. Daha bir çok değerli anı var aklımda. Çünkü kıymetlimsin benim. Ve ben kıymetlime kıymetini anlatmam gerektiğini biliyorum. Senin kadar iyi becerebilir miyim bilmem ama satırlarımı kabul etmeni diliyorum.

Bir ömür nice dostlar biriktirdim. Çokça sümbüllü, arada da kaktüslü muhabbetler gerçekleştirdim. Ama en rahat seninle konuşabildim. En yargılanmadan senin kulaklarınla dinlendim. Çok bunalarak sana gelip başkalarından dert yandığımda benimle birlikte onları alaşağı etmek yerine, neden öyle davranmış olabileceklerini düşündürdün, sorunu görmemi sağladın.

Ben 45 yaşına geldim. Sen de benden birazcık daha büyüksün. Benim gençleri pek anlayamadığım hatta kızdığım zamanlarım oluyor. Sen sabırla, samimiyetle ve saygıyla hepsini anlamaya çalışıyorsun.

Benim yeni öğretilere kulaklarımı kapadığımı hissettiğim oluyor. Sen hepsini dinleyip değerlendiriyorsun. Politikayı en yakından takip ediyor, izlemesen de yeni dizi ve oyuncuları da biliyorsun. Hangi eteğimin modasının geçtiğini söylüyor, çarşıda kıyafet denerken fikrini soran tanımadığın gençlere yardımcı olabilmek için zamanını ve sabrını verebiliyorsun.

Yazılarımı didik didik okuyor, en sağlam dönütleri veriyorsun:
“Bu olmamış. Söylemek istediğin şeyin etrafında dönüp durmuşsun.”
“Aynı yere takılmışsın. Daha farklı yönlerine de değinebilirdin.”
“Bunu beğenmedim ben. Ölümü anlatmışsın. Çok karamsar buldum.”

Her gün öğrenip de bloguma yazdığım bilgileri takip ediyor, detaylarını anlattığımda can kulağıyla dinliyorsun. Sosyal medyayı takip edemediğim, teknolojiyi senin kadar iyi kullanamadığım için dalga geçiyor arkadaşlarım benimle. Numaranı istiyorlar, whatsapp gruplarına dahil edeceklermiş.

Çok değer verdiğin ve beni emanet ettiğin bir başka yürek şunları yazdı senin için: “Cesurdur, fazla insanın göze alamadıklarını bir anda yapar ve sen sadece izlersin, ilham almak sana kalmış, almasan bile yaptıklarınla kendi hayatını sorgulatır. Bir insanın hayat neşesi yönünden varabileceği en son noktadır. Hayat enerjisi ile doldurur ve tatlı bir bağımlılık yapar, görmek istersiniz, ihtiyaç duyarsınız. Yaşıtlarından gençtir çünkü yüreği daha özgürdür. Bazen çocuklarından bile gençtir!”

Doğru. Her gün çarşıya inip yapılacakları halleden, spora giden ve esnafla şakalaşmayı ihmal etmeyen bir yaşam enerjisi bende yok.

Gördüğü tablolar karşısında heyecanlanan ve topladığı taşlarla-dallarla o sahneleri canlandırmadan durulmayan; dinmeyen üretim aşkıyla beslenip güçlenen bir yaşam sevgisi yok bende.

Rutine bağlamış tinleri şaşırtarak canlandırmadan, şakalaşmadan, sevdiklerine sürprizler yaparak değerli olduklarını hatırlatmadan yapamayan bir yaşam heyecanı yok.

Bizi sıkıntıya düşürmemek için hasta olmamaya çalışan bir yaşam direnci yok…

Yüreğini önlerine koyduğun insanların hançer saplamasına alışamayıp kalbini kapadın. Mabedin olarak gördüğün evinde kutsal sularla yıkamaya çalıştığın insanların bir mum yakacağına evini yakmasına alışamayıp kapılarını kapattın. Kırılgan dünyandan geri kalanları korumak için temkinli gözler ve asabi sözlerle karşılıyorsun seni kucaklamak isteyen kolları: “Ben asosyalim. Evime de kimseyi almam.” Bugün mahallende birinin başına bir iş gelse en önce sen koşarsın yardım etmeye. Hiçbir beklenti taşımadan.

Tek beklentin, insanların seni rahat bırakmaları kendi dünyanda. Yaşantına müdahale edip ahkam kesmemeleri. Senin istemediklerini kabul ettirmeye çalışmamaları. Onlar gibi olmanı beklememeleri (Olma da zaten, hayatlarında senin gibi biri yok diye ömrümce diğerlerine acıdım ben). Geçmişte bir biçimde ucundan kıyısından geçtiğin bu gereksiz dayatmacılığı bir kere daha görmeye gelemiyorsun.

Kimse istemez zaten başkalarının dayattığı doğruları yaşamak. İstemez de, kendisine dayatılan hayatı yaşamak zorunda kalmış birçok kişi de başkalarına aynı tavrı takınır. Sen hariç.

Bugün mutlu olmam için yapmam gereken şeyin dünyanın en kabul edilemez durumu olduğunu düşünsen bile “olur” diyeceğini biliyorum. Onaylamasan da bunu bana belli etmeyeceğini, sırdaşım ve can yoldaşım olmaya devam edeceğini biliyorum. Mutluluğun ve özgürlüğün değerini yaşayarak öğrendiğini biliyorum. İçimi buran şu cümlelerinle ister istemez gururlanıyorum: “Şimdi kızlarımda gördüğüm -kendimce- yanlışları artık dile getirmiyorum. Çünkü o kadar harika yetişmişsiniz ki en azından benim gibi dosta-düşmana muhtaç olmayacaksınız.”

Sayende. Beni yetiştirdiğin için teşekkür ederim. En iyi dostum olduğun içinse daha çok teşekkür ederim. İyi ki doğdun. İyi ki doğurdun. Doğum günün kutlu olsun kıymetlim…

***********************************************************

İlgili Yazılar:

Jale Soydan

Annemin Mektubu

Reklamlar