Etiketler

,

Datça’nın su sıkıntısı hakkında yazmak geleneksel hâle geldi. Bir ayı geçti, su yok. Her gün sabaha karşı birkaç saatliğine veriliyor. Vatandaş gece tilki uykusuna yatıyor, su geldiği gibi fırlayıp kalkıyor yataktan, işlerine bakıyor. Saat üçmüş, dörtmüş, fark etmiyor. Her gün suyla birlikte hayat yeniden başlıyor. Çocuklar uykularının en güzel yerinde uyandırılıyor. “Kalk oğlum, tuvalete gir.” “Kalk kızım, sen balkonu yıka, ben bulaşıkları.” Çamaşır makineleri dönmeye başlıyor homur homur. Aksıra tıksıra gelen suyla dolduruluyor leğenler-kovalar şakır şakır. Normalde yapılması pek de gerekmeyen işler bile ihmal edilmeyerek sağlam bir su tüketimine giriyor Datça halkı. Sonra maaile yıkanıp rahatlıyor sabahın beşinde. Binalar kırklanıyor sabahın altısında. Çok zaman önce uyanan bedenler için öğlen olmuş gibi geliyor sabahın yedisinde. Tıslayan musluklar kalıyor elimizde sabahın sekizinde. O saatten sonra gitmeniz gereken bir işiniz yoksa uyumayı deneyin tabii, ama benimki gibi düzene alışık bir bünyeniz varsa, uyumak ne mümkün Mezarlık Mahallesi Hamamında?

 

Komşulardan biri acele su deposu taktırdı. Kendisi için büyük, insanlık için küçük bir adım tabii. Ancak sorunu çözer mi, şüpheliyim. Gece yarısı hamamına çevrilmiş binada neredeyse komşular birbirine keseye gidecek hâle gelmişken sen de uyanıyorsun mecburen, “benim depom var” deyip uyuyamıyorsun. Güne dörtte başlıyorsun.

 

Her gelişmiş ülkede olduğu gibi vatandaşlık haklarını kullanarak telefon ediyorsun: “Ne zamana kadar böyle devam edecek? Nasıl çözülecek bu su sorunu?” Telefonun diğer ucundan yanıt geliyor: “Gidin Datça’dan, taşının başka şehirlere, çözülsün sorun.”

 

Çok haklısın sayın yetkili. Yerden göğe kadar hak veriyorum sana. Hatta, daha kendini tanımadan, ne istediğini ve neyle mutlu olacağını bilemeden tası tarağı toplayıp hiç tanımadığı bir yere yerleşen insan modasından da, bu tür insanların mutsuz-hazımsız saldırganlığından da hoşlanmıyorum. Ama sanki bu gidişatı öngörüp baştan bazı engellemeler getirseydiniz daha iyi olmaz mıydı? Bu kadar süratle yapılaşmaya izin vermeseydiniz mesela? Altyapının yetersizliğini göz ardı etmeyip nüfusun bunca hızla artmasına göz yummasaydınız?

 

Komşu Simi’ye akın eden cruise gemilerinin Datça’ya uğramamasını bu tarafın betonlaşmasına veriyor Ayhan Sicimoğlu. Yunan Adalarının güzelliğini koruyabilme, özelliğini bozmama sırrı yapı yasaklarından gelir diyor. Yapı Kanununa göre, minimum sekiz dönüme bir ev yapılabiliyormuş. Örneğin on altı dönüm arsası ve dört çocuğu olan bir baba, arsasını dörde bölemiyormuş, sadece ikiye bölebiliyormuş. Ayrıca evinizi yapmadan evvel, yedi kişiden oluşan bir kurula sunmanız gerekiyormuş rengini, boya tipini, kapı-pencere boyunu, evin baktığı yönü. Peyzaj mimarları, ressamlar, ve köylülerden yani o adada yaşayan iki kişiden oluşan kurulun onay vermediği bir şey yaparsanız hemen elektrik ve suyunu kesiyorlarmış evin. Bu sayede de bidik bidik kontrolsüz yapıları olmuyor.

 

Bizdeyse binalar almış başını gidiyor. Bir dönüm arsa kalan hemen satıyor. Yer imkanı bol oldukça yeni insanlar taşınıyor. Kiralar artıyor. Kârı görüp daha çok bina yapılıyor. Daha çok insan geliyor. Turizmden pay almak isteyerek evini kiralayanlar da, bu gizli turizmcileri gammazlayanlar da, sinir sahibi olanlar da çoğalıyor. Sular azalıyor. Sadece sular değil, insanların vurulduğu Datça sükuneti de, bekareti de uçup gidiyor.

 

Peki ne yapalım? Nasıl çözelim? Benim ailem bugün Datça’dan taşınırsa sorun çözülür mü? Belki bizim için evet. Su problemi dinlemekten bıkmış bir görevlinin söylemesiyle bütün Datça hep birlikte başka şehirlere taşınmayacağına göre geride kalanlar için hâlâ bir sorun olacaktır. Umarım daha gerçekçi çözümler üretebiliriz çok geç olmadan. Yoksa bir on yıl sonra başlaması beklenen su savaşları Datça’da başlayacak: iki kulaç atıp duşa giren tatilcilerin doldurduğu bolluk içindeki plajlar bölgesiyle musluktan ses bekleyerek uyuyan halk arasında.

 

 

*********************************************

Ayhan Sicimoğlu röportajı:: Hafta Sonu Programı, Hakan Çelik, CNN Türk, 8 Temmuz 2017
Reklamlar