Etiketler

En çok kim size güzel bir söz söylerse mutlu olursunuz?

Ben dostlarımdan altı sağlam bir övgü aldığımda çok mutlu oluyorum. Yıllardır beni tanıyan ve gelişimimin her aşamasına tanık olmuş canlardan. Tabii ki zamanında beğendiğimiz bazı özelliklerinden dolayı bu insanlarla görüşmeyi artırmış, yıllarca onları görmek istemeye devam etmiş ve bu günlere taşımışız. Ama bunca yaşanmışlığın ardından hala sizde neleri sevdiklerini duymak ayrı bir gurur veriyor insana. Aynı gün içinde iki adet yıllanmış dostumdan güzel sözler işitmek yazdırıyor bana bu satırları.

Yüksek lisans yaparken verilen ödevlerden biri şuydu: On arkadaşınızdan sizi üç sıfatla tanıtmasını isteyin. Anket defteri tutmayacak kadar büyük olduğumuz bir yaşta kendimizi tanıma fırsatı sunan ne kaliteli bir ödev! On arkadaşımın anında yazdığı sıfatlarla ne kadar mutlu olmuştum. Bu ödev sadece en belirgin yanlarımı görmemi sağlamamış aynı zamanda çokça gururlandırmıştı.

İngilizcede bir söz vardır, kapsamlılığından dolayı çok sevdiğim ama buruk hissetmeme neden olan: ‘taken for granted’. Yani bir şeyin varlığına zaten garanti gözüyle bakıp ya da hayatınızın o şekilde biçimlenmiş olmasını doğal kabul edip o konuya pek de kafa yormamak. Çoğumuz eşimize, ailemize ve dostlarımıza bu muameleyi yaparız. Onların orada oluşu garantidir. Yıllardır hep oradaydılar zaten. Hele aile, Allah vergisi. İlla ki varlar. Koca desen, her gün eve geliyor işte. Cepte. Dost denen yüce kavrama da zaten yeterince değer vermediğimiz için onları da arada arayıp içimizi dökmek yeterli gelir. Herhangi bir güzel söz söyleme gereksinimi duymayız. Ne gerek var? Birazcık düşünsek, arkadaş dediğimiz her bireyin bizim takdirimizi kazanmış en az bir yönü vardır oysa. Söylemekten ne çıkar? Biz kaybetmeyiz ama hem dostluğumuz pekişir, hem de o insana belki de çok uzun zamandır eksikliğini hissettiği gücü geri vermiş oluruz. Her insanın içinde doğal olarak bulunan takdir görme isteğinin karşılanmasının verdiği, epeydir unutulmuş gücü… İyi yaptığı işlerin görevi haline gelmediğini bilmenin gücü…

Tanıyıp da yaşamıma dahil etme kararı aldığım her insanda örnek aldığım bir yön vardır benim. Kiminin mükemmel bir okuyucu oluşu ve okul koridorunda rastladığınızda bile anında derin bir edebiyat tartışmasına girebilme yetisi. Kiminin yaşama bağlılığı ve güç koşullar altında bile “bunlar olacak ki güzel günleri görebilelim. Biliyorum çok yakında meyvelerini toplayacağız” diyebilmesi. Kiminin sokakta gördüğü turistlere atlayıp güler yüzle sohbet etmesi. Kiminin neredeyse 7/24 yoğun tempoda çalışmasına rağmen ufacık bir şikayet sözcüğü dile getirmeden evlatlarının geleceğini şekillendirmesi. Kiminin hayallerinin peşinden gitmede gösterdiği sebat. Kiminin hiçbir şeye “ben anlamam, yapamam” demeden tüm yenilikleri denemesi, yaşamına geçirmesi. Kiminin asla kin tutmaması. Kiminin hayatına dahil ettiği insan sayısı. Kiminin çenesini tutabilmesi. Kiminin tutmaması. Kiminin kahkahası. Kiminin daha önce hiç duymadığım duaları. Kiminin uzun vadede hayatını planlama ve planlarını uygulama becerisi. Daha öyle çok özellik sayabilirim ki. Her insanın örnek alınası güzellikleri var. Yaşam koşturmacasında zaman zaman ben de böyle konuları atlayabiliyorum ama elimden geldiğince ve fırsatını buldukça, hayatımın içine sızmış ışık hüzmelerine kalbimi hangi yönleriyle ışıttıklarını dile getirmeye çalışıyorum ve teşekkür ediyorum beni şekillendirdikleri için. Olmasalar eksik olurdum.

Bugün ilk konuştuğunuz arkadaşınıza neden hayatınızda olduğunu ve en çok hangi özelliğini sevdiğinizi söylemekte tereddüt etmeyin. Günümüzü aydınlatmak için dışarıdan konuşup duran kargaların tavsiyelerine ihtiyacımız yok. Işığı içimizde bulabiliriz ancak. Gerçek sevginin yanında. Tabii sevgiden gelen inanılmaz yaşam enerjisi ve gücü de.

En çok kim size güzel bir söz söylerse mutlu olursunuz? Ben dostlarımın söyledikleriyle güç bulurum.

Reklamlar