Gün içerisinde yaptığımız son derece sıradan bir etkinlik, bir başkasının erişilmez düşü olabilir. Dolayısıyla, elimizi uzatmayı düşünebilsek çok rahatlıkla dokunabileceğimiz birçok hayat var, ama anlamsız bir koşturmaca içerisinde yaşayıp tükettiğimiz dünyalarımızda kendimizi bile hatırlayamıyoruz çoğu zaman. Oysa John Donne’ın dediği gibi “Hiç kimse bir ada değildir.” Olmaması gerekir.

Adana Emniyet Müdürlüğünün şehit ve gazi çocuklarını otobüse bindirip Gülek-Pozantı tarafına götürerek gerçekleştirdiği kar etkinliğini duyunca heyecanlandım yine. Polis gibi güç simgesi figürlerle bir gün geçirip halat çekme yarışından mangal keyfine kadar yaşamış olmalarından bahsetmiyorum sadece. Adana’ya kar yağmadığından o yaşa kadar hiç kar görmemiş çocukların heyecanından bahsediyorum. Kartopu oynamak ve kardan adam yapmak bir İstanbul çocuğu için erişilmez bir düş müdür? Hayır. Ama karsız kentlerin birçok çocuğu için öyle olabilir. Peki bizler için bu düşü gerçekleştirebilmek çok mu zor?

Adana Emniyeti daha önce de biraz sıkıntılı bir semtte bulunan bir okulun öğrencileriyle futbol maçı yapmış, sonra da bu gençlere futbol topu, ayakkabısı ve forma armağan etmişti. Adana Emniyetinin adını kısa zamanda birkaç kez duyunca biraz araştırdım ve Down sendromlu bir çocuğun doğum gününü kutlama, engelli öğrencileri Müdürlükte ağırlama gibi faaliyetlerin yanında bir düş periliği vakası daha gördüm. Bu kez hayalleri gerçekleştirilen lösemi hastası bir çocuk. Polis olma düşüyle yanıp tutuşan altı yaşındaki oğlan için Emniyet seferber olmuş resmen. Sürpriz polis üniforması ve kaskı hazırlanmış, özel kart çıkarılmış, oyuncak telsiz alınmış. Yattığı hastaneye makam aracı yollanarak eskort eşliğinde Emniyet Müdürlüğü binasına getirilmiş. Polislerin selamladığı çocuğu Emniyet Müdürü makam koltuğuna oturtmuş. Mutluluğu hissedebiliyor musunuz?

‘İstemek’ mutlaka ki her şeyin başı ve hatta büyük bir kısmı. Ama size gereksinim duyan ve sizin de ulaşabileceğinizi hissettiğiniz yüreği bulabilmek de işin diğer kısmı, yani zor olanı. O yüzden lösemi hastası çocuğun polis olmak istediği bilgisini Emniyet’e uçuran kuşlar benim için çok önemliydi. Bu dokunaklı buluşmanın mimarları Mersin’de ortaya çıkmış bir sosyal medya platformu gönüllü grubu: El Ele Ailesi. Kimseye para toplayıp vermiyorlar, ama onun dışında her türlü yardıma koşarak insanların hayallerine dokunmaya çalışıyorlar. Tantuni yemek isteyene tantuni ulaştırıyorlar, sinemaya gidemeyen çocuğu sinemaya götürüyorlar.

Ben de bu tür güzelliklerden bahsediyorum zaten. Yoksa öğretmen olarak zaten insan dokuyorsunuz, doktor olarak hayatlar kurtarıyorsunuz, eğlence sektöründeyseniz insanları gülümsetiyorsunuz. Yani her meslek bir ihtiyaç üzerine doğduğuna göre çalıştığınız sürece birilerine yardım ettiğinizi düşünmek hiç zor değil. Ama ben hayatında hiç avokado yemediğini duyduğunuz bir gence bir tanecik avokado vermek gibi kimsenin çok da fazla umursamadığı basit detaylardan bahsediyorum. Hiç denize gitmemiş bir insanı denize ulaştırmak gibi periciliklerden… Ömrü boyunca hiç gerçek bir tren görmemiş insan olduğunu biliyor muydunuz? Ben de yeni öğrendim. Ne kadar zor olabilir ki bu kişinin tren görmesine yardımcı olmak?

Yoksa hepimizin içinde bir Abuzer Kadayıf Sendromuyla yaşadığı şu günlerde kimseden kendi canını ya da ailesinin canını tehlikeye atıp daha fazlasını yapmaya çalışmasını bekleyemiyorum. Ya da kendi cebimizde görmediğimiz paraları başkasına vermek değil bahsettiğim. İyi yapabildiğiniz bir beceriyi yapamayana öğretmek gibi, apartmanınızdaki finallere çalışan gençlere mis kokulu anne kurabiyesi götürmek gibi, Hatice Teyzenin yaptığı el işini daha çok insana ulaştıracak bir sayfa açmak ve yorumları ona okumak gibi, çok mutsuz iş arkadaşınızın masasına bir dergi, bir poşet kahve, minicik bir çikolata ve bir adet tütsü bırakıp hafta sonunu güzel geçirmesini dileyen not yazmak gibi bizler için son derece sıradan olan işler…

Bir düşünmek ve biraz daha araştırmak istiyorum bakalım ne tür düşler var dünyada, sahibine kilometrelerce uzak ama benim dokunma mesafemde bekleyen. Hangi minik yüreğin perisi olabilirim bulmaya çalışacağım. Yorum yazmak birçoklarına zor geliyor, farkındayım, ama bu kez gerçekten çok isterim şu üç sorudan birisini yanıtlayarak bana dönmenizi:

– Bir başkasının imkansızı olan bir düşü gerçekleştirmiş bir kişi duydunuz mu?

– Sizin birilerinin düşünü gerçekleştirerek sıcacık hissettiğiniz oldu mu? İster miydiniz?

– Bahsettiğim türden düşü olan birisini biliyor musunuz, ya da sizin böyle bir düşünüz var mı?

 

 

Reklamlar