Etiketler

, ,

Sevmek, karşımızdakinin iyiliğini, mutluluğunu, sağlığını istemektir. Normal şartlar altında hayatımızı paylaştığımız insan mutlu ve sağlıklı diye kıskanmayız. Ama aynı insan gece arkadaşlarıyla dışarı çıksa bir çoğumuz karalar bağlar, hayatı kendimize de sevdiğimize de zindan ederiz. Oysa eğlenmeye giden insan iyi hisseder, mutlu olur ve dolayısıyla sağlıklıdır, ki bunlar bizim sevdiklerimiz için dilediklerimizdir.

Ne oluyor peki gece dışarı çıkınca da bu denli çıldırılıyor? Bildiğim kaygılardan bazıları şunlar:

* Benimle eğlenemiyor mu? Sizinle eğlenmese birlikteliğe devam etmezdi sanırım. Bu kadar sıkarsanız zaten bir gün gidecektir de. Öte yandan her insanın üçüncü, dördüncü, beşinci kişilere ihtiyacı vardır. Olmalı da. Aksi takdirde ikiniz kukumav kuşu gibi otura otura birbirinizi bayarsınız. Başka ortamlara girip besleneceksiniz ki ilişki de doygunluğa ulaşsın.

* Ben hiç tek başıma çıkmıyorum ama. Çıkın zaten bir zahmet. Sevgili candır ama iyi dostların yerini hiçbir şey tutamaz. Güzel bir dost ortamında hem doyasıya kahkaha atar hem sevgilinizi özlersiniz. Zaten sağlıklı bir birey olabilmenin temel koşullarından biri arada rutininizden sıyrılıp başkalarının dünyasına karışmak ve kendi yaşantınıza dışarıdan bakabilmektir. Çıkın bakın bakalım siz neler yaşıyorsunuz. Evliyseniz hele mutlaka çıkın ki eşiniz arada evi tek başına kullanma lüksüne ersin.

* Eski sevgilisiyle karşılaşabilir. Yaşantısının k noktasında tanıştığınız bir insanın hayatında k’den öncesi ve sonrası olacaktır. Oraya ne hızda vardığı değil, sonrasını sizinle gitme keyfini istemesidir önemli olan. Siz sevdiğinizin miladı olabilirsiniz ama milattan öncesine müdahale edemezsiniz. Tabii ki bir geçmişi var ve hayat oyunlarla dolu. Eski kız arkadaşını da görebilir, eskiden hoşlandığı ama birlikte olamadığını da. ‘Eski’ diye anılan bir kız arkadaşın zaten yerine yenisi gelmiştir ve eskisinin hükmü olmadığı ilanen duyurulmuştur. Birlikte olunmadığı için yürekte dert olan sevda o gece dillenecekse de sizin hükmünüz yoktur, zaten hiç olmamışsınızdır.

* Tanımadığı bir kadın ilgi gösterirse onunla gitmez mi? Bunu yapan adamdan uzak durun zaten. Ya adam değildir henüz, her pilicin peşine düşebilecek toyluktadır. Ya hâlâ tavukları etkileyebilecek güçte olduğunu ispatlamaya çalışan bir horozdur. Ya ilişkiniz alarm veriyordur. Ya da daldan dala konmayı seven bir yapısı vardır ki bu karakterde bir adam olduğu için tutulduysanız takılmaya devam edersiniz, onaylamıyorsanız da veda edersiniz. Kanı kaynayan insan sadece gece kulüplerinde değil iş yerinde de çapkınlık yapar, sizin yanınızda da, bilgisayarda çalıştığını sandığınızda da. Babasını ziyarete gitti dersiniz, babasıyla fotoğrafını da yollar, gizli aşkının evinin yolunu da tutar. Sosyal medyada takibe alırsınız, başka hesap açar. Bizlerde bu güdüler olduktan sonra, kadın “yapamazsın” dendiğinde coşar, erkek takip edildiğinde yapar. Hatununun peşine düşmesini oyun gibi algılayıp yapabileceğini ispatlar. O zaman bu kadar dedektiflik neye yarar?

* Ona güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum. Geçiniz, yok öyle bir şey. Yukarıda açıkladım.

Kişilerin neden -aldattığı- bir başka yazının konusu olabilir. “Her erkek yapar” sığlığında da yaklaşamıyorum olaya, “benim kocam yapmaz” saflığında da. Adına aldatma deriz ya da demeyiz, o tartışılır, ama her ‘insan’ın her şeyi yapabilme potansiyeli vardır. Özellikle de “hayatta yapmam” dediklerini. O yüzden, beraber olduğumuz kişinin bir şey yapmasını engellemeye çalışarak bir aşkı ve tabii ömrü tüketmek yerine beraberliğimizi güzelleştirmeye odaklanmak daha romantik ve bir o kadar da gerçekçi geliyor bana. “Seven insan kıskanır” lafını sevenlerden değilim pek. Kıskandığımı fark edince huzursuzlanmaya başlarım. Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissettirir bu duygu bana ve yavaş yavaş demir alma zamanı mı geliyor diye düşündürür.

Çünkü boynuna yular takıp çekelediğim insanları avucumda tutmayı değil, hayata birlikte tutunduğum insanlara güvenmeyi severim ben. Güvenmediğiniz adamın sürdüğü arabaya biner misiniz?

Karşımızdakine güvendiğimiz halde hâlâ kıskançlık yaşıyorsak bunun nedeni kendimize güvenemememiz olabilir. İçimizde onarılmayı bekleyen ‘eksiklik hissi’ni görmezden gelemeyiz. Sevdiğimizin etrafında dolanmasından hoşlanmadığımız insan türüne bir göz atmak yolumuzu aydınlatabilir. Belki de içten içe kendisine benzemeyi dilediğimiz (halde çabalamadığımız) o üçüncü şahıstır kıskandığımız. Gülüşünüzle tavladığınız eşiniz artık karşısında her daim sinirli bir insan görüyorsa, kahkahasıyla girdiği ortamı inleten bir -başkası- tabii ki canınızı sıkacaktır. Kendi içimize yönelip ne istediğimizi sorgularsak hayat arkadaşımıza da kendimize de haksızlık etmemiş oluruz.

Son derece çekici olmasına rağmen kıskandığında gözü kararan kadınların bu davranışının bir nedeni de düşman taarruzunu görüp karşı atağa geçmeleri olarak açıklanabilir sanırım. Beğenilen birisiyle olmak gurur okşar ancak daha ileri gidilerek gözlerinizin önünde kıymetlinize asılınması o gururu yerden yere çarpar. Varlığınızın hiçe sayılması size karşı ciddi bir saygısızlık göstergesi olduğu için savaş sebebidir. Ancak ilişkinizin gücüne inanıyorsanız Kastilyalı Isabel ve eşi Fernando gibi tüm dünyaya meydan okursunuz. Birlikte kurduğunuz hayatınız sizi tatmin ediyorsa, sevdiğinizin en değerlisi olduğunuzu hissediyor, önemseniyor ve ilgiye aç bırakılmıyorsanız kimse ilişkinize dokunamaz.

Gönlünüzü, yaşamınızı ve evinizi sunduğunuz ellerin sizinkilerden başka el tutmadığını, kenetlendiğiniz gözlerin sizinkilerden başkasını görmediğini dünyaya haykırabiliyorsanız üç-beş aç bakış sizi rahatsız etmemeli. Ancak sevilip sevilmediğinizi siz bile kestiremiyorsanız, sevgilinizin nerede, ne yapmakta olduğunu herkesle aynı anda sosyal medyadan öğreniyorsanız, sevdiğiniz beğendikçe sizin ekranınıza da düşen fotoğraflar görenleri düşündürecek türdense, hatta bazen günlerce aranmıyorsanız, birlikte çıktığınız yolculuğu bir daha gözden geçirmeniz gerekebilir. Buz tutup iyice kayganlaşmış bir zeminde diken üstünde gitmektense yola devam etmemeyi tercih edebilirim. Çok yaklaşmış da olsam. Yalnız dönmekten korkuyor da olsam. Bir daha hiç seyahat edemeyecek de olsam.

Aklıma gelen ve üzerinde düşündüğüm hiçbir durumda kıskanmayı ve kısıtlamayı çözüm yolu olarak göremiyorum. Bence biraz yaşamı oluruna bırakıp kahkahalarımıza sarılalım. Sonuçta sevmek, karşımızdakinin iyiliğini, mutluluğunu, sağlığını istemektir ve biz rahat olup hayatı huzurla kucaklarsak sevdiğimiz de iyi hisseder, mutlu olur ve dolayısıyla sağlıklı kalır, biz de. En iyisi bu gece kız-kıza dışarı çıkalım!

Reklamlar