Etiketler

, , ,

Merve, parkta erkek arkadaşıyla bir şeyler içip laflıyor. Sokaklara bırakılan boş şişeleri toplayarak parasını kazanan amcayı da davet etmişler masalarına, en üst perdeden sözcükleriyle siyah tutkusunu anlatıyor: “Ben tam bir siyah aşığıyım yani. Her şeyimi siyah yapabilirim. Bir kere siyah giyen güzel olur mesela. Asil renk. Mümkün olsa evin duvarlarını bile boyayacağım siyaha. A-şı-ğım ya.” Bir sayfa süren tutkulu aşk öyküsü sona erince şişe toplayıcısının yanıtı tek sorudan oluşuyor: “Doğal sarışın değilsin sen değil mi?”

Pınar, haftada iki kez kuaföre uğramazsa içi rahat etmiyor. Evlenip saçlarını süpürge edeceği erkeğini arıyor.

Ahu, okulun ilk günü karşısına dizilen öğrencilerine ilk dersini veriyor: “Ben sizlere olan saygımdan giyinip süslendim, sabah erken kalkıp kuaföre gittim ve karşınıza güzel çıktım. (İlk sınavlardan sonra Ahu’da saygıdan eser kalmıyor.)

Ayla Hanım, yeni çıkan zıbızıt ürünü ile başlıyor güne. Herkese de öneriyor çünkü cildi ışıl ışıl oldu, beş yaş gençleşti. Funda Hanım da o markayı kullanıyor ama bu konuya çok da takılmıyor çünkü akıllı telefonuyla cilt kusurları sorun olmaktan çıkıyor.

Murat Bey, çıtır sevgilisiyle Phuket’e uçuyor. Yaptığı reklam kampanyasıyla zıbızıt ürünlerini öyle bir patlattı ki ceplerini boşaltacak yer arıyor.

Pembesu, ceplerin boşaltılacağı çıtır sevgililerden olabilmek için daha kırmızı ruja bulanıyor, ekmeğine kalça sıkılaştırıcı sürüp yiyor, doğru kombinlerle doğru yerlerde bulunuyor.

‘En Bi Farz Benim Tarz’ yarışmasını Türk ekranlarına kazandıran başarılı medya patronu Usanç Bey, daha şiddetli kavgacılar arıyor.

Tuğçe, bin liralık çantayı 950’ye kapatarak hayatının başarısına imza atmanın gururuyla en yüksek sesle çemkirme ve göz belertme hakkını elde ediyor. (Zaten diğerlerinin böyle bir çantası olmadığına göre en güzel kızın kendisi olduğunu biliyor.)

Kasınç Bey, kadın dünyasının ve modanın en doğrularını bilen ulu erkek statüsüyle karşısındaki kombin zombilerine kusuverecekmiş gibi bakıyor.

Silikon Hanım’ın protez tırnakçısıyla randevu saati geldiği için televizyonun karşısından kalkmak zorunda kalıyor. Bedenini en arzu edilir hale getirecek pahadaki parfümünle yıkanıp çıkıyor. Açık kalan televizyonu kapayan Döndü Abla, temizliğe başlamadan önce sehpanın üstünde duran gazetenin ‘Güzellik’ ekine göz atıyor: ‘Meme Estetiği, Burun Estetiği, Saç Botoksu’. Usulca aynaya yanaşıp yemenisini sıyırıyor. Tedavi parasını denkleştirmesini sağlayan bu ailenin yanında çalışacak kadar şanslı olduğu için öyle mutlu ki saçsız başına botoks yaptıramadığına üzülemiyor. Elini boşlukta sallayarak bir “amaaan” çekiyor. Temizliğe başlamak için pencerelere yanaşınca yan villadaki Şirin Hanım’ı görüyor.

Şirin Hanım, üç günlük detoks diyetinden sonra kendini ödüllendirerek masasını donatmış, kadın programı izliyor. İki hanım ve bir bey kadınların kim için süslendiğine yanıt arıyor: kendisi için mi, eşi için mi, diğer kadınlar için mi?

Aynı tartışmayı Hatice Hanım da dinliyor. Dansöz kıyafetine tek tek diktiği payetlerden gözleri öyle yorgun ki nihayet bitirince o da kendini ödüllendirerek iki dakika dinleniyor. “Kim için olursa olsun, yeter ki süslensinler de biz de dikişten üç-beş kuruş kazanmaya devam edelim”diye geçiriyor içinden. Geleni-gideni olmadığı için günlerdir üzerinden çıkarma gereği duymadığı pijamayı çıkarıp pantolonunu giyiyor, elindeki işi sahibine teslim etmek üzere yola düşüyor. Ilış-tıkış otobüste tutunmaya çalışırken saçını kim için topuz yaptığını pek düşünemiyor.

Şirin Hanım emin: “Tabii ki kendim için süsleniyorum ayol.” Tam tatlısına uzanırken eşi arıyor: “Akşam bizim otelin yemeği olduğunu unutmadın değil mi?” Yemek mi? Kalk Şirin! Ev sahibesisin. Tolga Bey’in eşisin. Etrafı fıstık gibi güzel, paragöz kız kaynıyor adamın. Bak Reklamcılar Kralı Murat Bey’e, otuz yıllık karısını çatır çatır boşadı, çıtırlarla gününü gün ediyor. Zengin koca tavlamak işin yarısıysa evliliği korumak da diğer yarısı. Adamın yanına yakışmalı, onu taşıyabilmelisin ki gözü kaymasın. (Sonuçta yine kendisi için süsleniyor.)

Hatice Hanım’ın gözlerini kaybetme pahasına ince ince işlediği nar kırmızısı, albenili kostümüyle Şirin Hanımların otelinde raks eden Sevcan, gürül gürül kuzguni saçlarıyla zengin davetlilerin fakir gözlerini doyuruyor. Dansını izlerken tüm yaşamının gizini ortaya seren hırs dolu kadın ve erkek bakışlarından sıyrılıp ıssız yatağına uzandığındaysa o deli dolu akan saçları okşayarak sakinleştirecek bir elin huzurunu arıyor.

Aynı apartmanda oturan bir kadın o akşam ilk defa yüzündeki kırışıkları fark ediyor. Kahkahalarla geçirdikleri koca bir ömrün ardından aniden göçüp giden Kemal Bey’in varlığında hiç farkına bile varmadığı gülme çizgilerini.

Alt katında yaşayan Ahu Öğretmen, maaşıyla ayın sonunu getirememekten dertli, boyası gelmiş saçları ve zıbızıtsız kalmış suratıyla parkta oturuyor. Yarın okula gitmek istemeyecek kadar özgüvensiz hissediyor. Yandaki bankta oturan kızın yeni boyanmış saçları canını sıkıyor.

Yandaki bankta oturan Merve, Ahu’nun sarsılan özgüvenini göremeyecek kadar meşgul. Arkasında kalan mekana yanaşan spor arabayı görmeye çalışıyor. İçinden çıkanların zıbızıtlı Ayla Hanımın meşhur kızları olduğunu anlayınca öyle bir fırlıyor ki ayağının dibindeki boş şişeyi almaya çalışan adamı deviriyor.

– Aman kızım, dikkat et!

– Ay kusura bakma amcacım.

– Ah sen miydin kızım? Siyah saçlı olmuşsun, tanıyamadım.

– Ya evet, sarı saç şişman gösteriyordu. Zaten fazlam var üç kilo diye canım sıkılıyor.

– Üç kilo versen mutlu mu olacaksın?

– Herhalde amca, baksana şu kızlara ya, Victoria kızı gibiler valla. Erkekler dört dönüyor etraflarında.

– Gerçek sevginin bu söylediklerinle hiçbir ilgisi olmadığını bilecek kadar akıllı bir kızsın sen. Kaldı ki erkekler etli-butlu kadınları beğenir aslında. Zaten hayatı güzelleştirmeme yardım eden hanımın üç kilosunu da görmem ben. Lekesiyle, kırışığıyla, beyaz saçı ve göbeğiyle yaşamdan zevk alan, gözlerinin içi gülen, sevgisini esirgemeyen, ‘gerçek’ bir kadın dünya güzelidir bana sorarsan.

– Öyle mi diyorsun?

– Bir takım insanlar kendi yarattıkları kusursuz güzellik tanımına sizleri de inandıracak ki cebinizdeki paraları kendilerine aktarabilsinler. İyi geceler kızım.

Adam çöpten gazeteye sarılı bir şişe çıkarıyor. Şişeyi alıp gazeteyi atıyor. İki bankın ortasına düşen yırtık gazete sayfasında şu sözcükler seçiliyor: ‘Meme ….. Burun ….. Saç …..

Reklamlar