Etiketler

, , , , , ,

Anıların tatlı ışığında gülümsemeye devam ediyorum.

* Tunus’ta benzinin ve dolayısıyla taksi ücretlerinin çok ucuz olduğunu fark edince birkaç kez taksiye binmekten çekinmedik. Ancak şoförlerden bir tanesi bagaj parası da isteyince aramızda sıcak dakikalar yaşandı. O Arapça bağırıyor, eşim Türkçe. Bir süre sonra, önünde durduğumuz otel görevlisi gelip yardımcı oldu. Meğer Tunus’ta bagaj parası denen bir uygulama varmış ama bizden daha önce hiçbir şoför böyle bir para istememişti. Üzerinde tartışılan meblağ da zaten 1 Dinarmış, yani 1 Lira kadar.

* Florida Fort Myers sahilinde yüzüyoruz. Bizden biraz ileride de elli yaş civarı bir çift takılıyor. Hepimiz memnun mesut hoplayıp zıplarken, telaffuzundan İngiliz olduğunu anladığımız beyefendi süratle bize doğru yüzüp “Shaaark! Shaaaaark!” diye bağırmaya başladı. Şaşkın ve ne olduğunu anlayamamış karısı ise arkasından öylece bakakalmıştı. Adam yanımıza gelince eşim sakin olmasını, onun sadece bir yunus olduğunu, yüzgeci kendisinin de gördüğünü ve köpek balığı olmadığından emin olduğunu söyledi ve adam hafiften mahcup bir şekilde arkada bıraktığı karısının yanına döndü. Nasıl emin olabildiğini sorduğum eşim “emin değilim ki” diye yanıtlayınca panikleme sırası bana gelmişti ki kahkahayı patlatıp durumu çabuk kurtardı.

 

* Tunus’ta Sidi Bou Saïd’te trendeyiz. Üç yavrusuyla karşımızda duran yorgun görüntülü kadının gözü saatimize kaydıktan sonra bir yaygara kopardı ki kompartımanca canlandık. Dilini bilmesem de beden dili çok şey anlatıyordu. Gözlerinden telaş fışkıran kadın umarsızca bize bir şeyler soruyor, ne yapacağını bilemezcesine dolanıyordu. Etraftakiler de anladı derdini de, bizim yabancı olduğumuzu, kolumuzdaki saatin başka ülke saatini gösterdiğini ve gerçekte saatin kaç olduğunu söyleyerek kadını rahatlattılar. Tabii bizi de.

* İspanya Granada’nın Sacramento çingene mahallesindeki mağara evlerden birinde flamenko izlemeye gidiyoruz. Otobüsten inip bir süre muhteşem El Hamra sarayı eteklerinde dolaştık. Bu dansı yüreğinde yaşayan insanlardan seyredebilecek olmaktan duyduğumuz heyecana eşlik eden mimari güzellikle büyülenmiş durumdaydık ki yukarı mahalleden inmekte olan bir adam dikkatimizi çekti. Kolsuz deri yeleğinden görebildiğimiz kadarıyla vücüdunun her santimi dövmelenmiş dazlak karakter gözlerini dikmiş üzerimize doğru geliyordu. Diklenen İspanyolun tehditkar tükürüşünü görünce horozlanmaktan geri kalamayan bizim Türk karakter de gözlerini dikti tabii. İki taraf da kendi dilinde en samimi sözcüklerini sevgiyle savurduktan sonra yollarına devam ettiler. Ve böylece flamenko ateşini gerçek anlamda yakmış olduk.

* Fas’ta, gece vardığımız Marakeş tren garından mecburen taksiye binip merkezi bir noktaya vardık. Elimizde kalacağımız riadın adresi var ama Marakeş’in daracık sokaklarında bulabilmek ne mümkün. Neyse ki şoförümüz yardımcı oldu ve bizi genç bir delikanlının önünde indirdi. Bu güleryüzlü kibar gencin tabii ki otelimizin görevlisi olduğunu düşünerek bavulumuzu teslim ettik. Otel orada değilmiş ki yürümeye başlayan genci takip ettik. Fakat yürüme işi bitmedi bir türlü ve yollar gittikçe daralıp kararmaya başladı. Üçümüzün zor sığdığı yollarda hiç kimse yoktu. Çıkmaz bir sokağa girip nihayet kalacağımız yere varınca çok sevindim ama maalesef yanımızdaki kibar delikanlı aslında otel görevlisi değil, rehberliğini mükafatlandırmayınca çirkinleşip gizliden tehdit eden bir serseriymiş. Böylece Fas’a vardığımız gibi bir macera yaşamış, dolandırılmış ve tehdit edilmiş olduk. Ama bu da çok çabuk tecrübelenmemize neden oldu tabii. Elhamdülillah.

* Adana ve Hatay’ın engin kültürünü eşime tanıttıktan sonra sınırdan Suriye’ye geçmek şeklinde bir plan yaptık. Fakat ben yoğun iş temposundan çıkıp keyifli bir sürece geçmenin verdiği ani rahatlıkla hastalandım. Adana’dan Hatay’a arabanın arkasında yatarak vardım. Antakya, İskenderun, Arsuz, Samandağ, Çevlik hasta gezildi. Kalkıyorum, boğma kültürü tanıtımındaki gönüllü turizm elçisi görevimi yerine getiriyorum ve tekrar ateşler içinde baygın düşüyorum. Allah akıl verdi de bu şekilde sınır dışına çıkmamamız gerektiğini algılayabilip geri döndük. O hafta Suriye’de savaş başladı.

 

Reklamlar