Etiketler

, , ,

– İŞ HAYATINDA KÖTÜ KIZ OLMAK – 

 

İş yaşamımda bolca genç arkadaşla çalıştığım için şu soruyu çokça duymuşluğum vardır: “Nasıl ‘hayır’ diyorsun?”

 

İş ortamındaki özellikle genç hanımların birçoğu hayır diyememekten dertlidir ve bu tür güzel yetiştirilmiş kızlarımız hep daha fazla çalışır ve kendini enayi gibi hissettiği için de her daim mutsuz dolaşır. O yüzden ‘hayır’ diyebilen türlerle konuşarak, kendini yoran bu özelliği yenmeye çalışır ancak bunu kimseye hayır demeden yapabileceğini sanarak yanılır.

 

Peki nasıl başarılıyor efendim bu ‘hayır’ deme işi?

 

Öncelikle gerçekten istemek gerek. Yani herkesin isteklerine “evet, tamam, ben yaparım” demenin tuhaf bir davranış biçimi olduğunu algılayabilmek. Birilerinden yardım istiyorsanız durumun farkındasınız demektir. (Tabii ne çok çalıştığınızı gösterip daha fazla beğeni almak için mızmızlanmak değilse amacınız.)

 

Bu toplumda hemen hemen hepimiz ‘iyi kız’ tanımına uygun yetiştirildik ama biz bu beklentiyi karşılamaya çalışırken bizi koruyanlar vardı. Yani siz rahatça  iyi kız olabilesiniz diye anneniz gurk tavuklaşıyor, babanız kol-kanat geriyordu. Dış dünyada ise yalnızsınız ve kendinizi koruyamadığınızı görseler en başta anne-babanız üzülürdü. Üzmek ister misiniz?

 

Dediklerini yapmazsam onları kırmış olurum, ayrıca beni sevmezler modundan kurtulun. Herkesle eşit ölçüde iş yapıp paramızı hak etmek için çalışıyoruz, birileri bizi sevsin diye değil. Sevgiyi özel yaşamınızda yani dışarıda arayın. Zaten dediklerini yapınca sizi seviyor olsalar size bu kadar yüklenmezlerdi değil mi? İnanın yöneticilerin sevgi filan düşündüğü yok. Profesyonellik gereğince işlerin yapıldığını görmek istiyorlar, o kadar. Ara yöneticiler de üst yöneticilerin gözüne girebilmek arzusuyla, istenen işlerin yerine gelmesi için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Diğer çalışanların anlamsız ya da olanaksız bulduğu işleri hayır diyemeyen elemandan istemek de dahil buna: “Diğerlerinden isteyemem bunu. Sen çok iyi yapıyorsun işini ve ben bir tek sana güveniyorum. Saçların ne kadar güzel görünüyor bugün, bir şey mi yaptın?” Her isteğine evet diyerek alıştırdığınız yöneticinize sırf denemek için bir kere hayır deyin bakalım size ne kadar güveniyormuş. Genel olarak yöneticilerin mottosu şudur: “Kimse vazgeçilmez değildir” ve siz iş yerinde kendinizi ne kadar parçalasanız da bu maalesef doğrudur. Elinizden geleni fazlasıyla sunduğunuz kişiler sizi çıkarmaları gerektiğinde asla tereddüt etmeyecekler ve yerinize daha ucuz eleman buldukları için sevineceklerdir.

 

Sevgi manyağı tavrınızı sürdürmek istiyorsanız da ‘hayır’ demelisiniz ayrıca. “Kaçan kovalanır” gibi berbat bir lafın yaratıldığı bu toplumda insanların reddedebilen kişileri sevdiğine inanmak zor değildir herhalde. Tabii karizmatik olacağım diye her şeye ‘olmaz’ demekten bahsetmiyorum. Ne istediğinizi bilmekten, istemediğinizi zorla yapmamaktan bahsediyorum. İnanın insanlar güçlü bir duruşu olan kişileri daha çok seviyor, her dediğini yapanları ise kişiliksiz buluyor. Öğrenciler bile her şeyi kabul eden öğretmene değil kuralları olan, hayır diyebilen ama ne zaman neye hayır diyeceği anlaşılan öğretmene saygı duyuyorlar. Hatta biliyorsunuz, erkekler de zor kadın sever(!).

 

Hiçbiri aklınıza yatmıyorsa şunu sorun kendinize: On delikanlı size aynı anda çıkma teklif etse ayıp olmasın diye onunu da kabul edecek miydiniz? İlla en az dokuzuna hayır diyerek üzmeniz gerekecekti. Hepsine ‘evet’ deseniz de üzüleceklerdi değil mi?

 

Ya da annenizi getirin aklınıza. Annenize hiç ‘hayır’ demediniz mi? Onu sevmiyor musunuz? Ya da bir isteğini yerine getirmediğiniz için anneniz sizi sevmekten vazgeçiyor mu? Kaldı ki yöneticileriniz sizin anneniz değil. Zaten kimse sizi sevmek zorunda değil. Yöneticiniz de değil. Ama işlerin profesyonellik çerçevesinde ve adil bir biçimde yürütülmesini sağlamak zorunda. Hem de sizin onu sevip sevmediğinize takılmadan.

 

Hayır diyemediğiniz her kişide bir başkasına hayır demiş yani onu üzmüş ya da sıkıntıya sokmuş olursunuz. Örneğin siz hiçbir zaman hayır diyemezseniz bu görev hep partnerinize kalır. Patronun verdiği her işe sorgusuz sualsiz atlarsanız meslektaşlarınızın da yapması beklenir. Fazla görevi kabul edip durmazsanız bir meslektaşınıza yardım ederek omuzlarındaki yükü hafifletebilirsiniz ve inanın bu size daha sağlam bir tatmin duygusu yaşatacaktır. Hayır diyemediğinizden misafir kabul ederseniz eşinizin baş başa geçirmek istediği saatlere hayır demiş olursunuz. Çocuğunuza karşı tavrı konusunda annenize hayır diyemezseniz yavrunuzun sağlam karakterli olmasına hayır dersiniz. Hoşunuza gitmeyen birine hayır diyemeyip kankanızla olan buluşmanıza onu da yanınızda götürürseniz can dostunuzun sizinle özel konuşma isteğini reddetmiş sayılırsınız. Öte yandan hayır diyemediğiniz için yapmak zorunda olduğunuz işleri ve etkinlikleri yaparken yaşadığınız mutsuzluk yakın çevrenizi doğrudan etkileyerek onların da her daim gergin olmasına neden olur. Kimi üzmek istediğinize iyi karar verin.

 

Haydi ufak bir pratik yapın ve iş yerinde size gelen ilk isteği ‘hayır’ diyerek yanıtlayın. Kendinize saygınızı yitirmemeniz ve gerçekten değer verdiğiniz kişileri üzmemeniz için ‘Hayır’lı günler dilerim.

 

 

 

 

Reklamlar