Etiketler

,

1. Dahi Einstein’ın, ilk eşine köleymişçesine kurallar koyarak bir anlaşma imzalattığını (odama üç öğün yemek getireceksin ama cinsellik beklemeyeceksin, hatta ben konuşmak istemediğim sürece konuşmayacaksın türünden), buna rağmen bir süre sonra teyzesinin kızıyla ilişkiye girerek evliliğini iyiden iyiye bozduğunu, boşanınca da zaten yıllardır birlikte olduğu kuzeniyle evlendiğini öğrendim. Bir rivayete göre onu da başka kadınlarla aldatmış. Dahi olmak da zor. Bu arada, Einstein çok iyi keman çalıyormuş.

 

2. Ankara’da hapiste tanıştığı Deniz Gezmiş’in, yaşam öykülerini anlatmasını kendisinden rica etmesi sonucu “Gülünün Solduğu Akşam” adlı eseri kaleme alan Can Yayınları Kurucusu Yazar Erdal Öz’ün bir 6 Mayıs günü öldüğünü öğrendim. Yani Deniz Gezmişlerin asılarak idam edildiği 6 Mayıs 1972 tarihinden otuzdört yıl sonra, ölümlerinin yıl dönümünde.

 

3. ‘Misofonya’ adı verilen bir nöropsikiyatrik bozukluk türü olduğunu öğrendim. Misofonyadan muzdarip kişiler bazı seslerden aşırı rahatsız oluyorlarmış ve vücutları tepki veriyormuş. Çoğunlukla ağız şapırdatma, boğaz temizleme, sakız çiğneme ve balon patlatma, bir şey içme, höpürdetme, kalemle oynama, esneme, öksürme, ıslık çalma, burun çekme, horlama, tırnak kesme gibi seslerden ve tekrarlayan seslerden rahatsız olunuyormuş ve bu rahatsızlığı takiben terleme, kas gerilmesi, kalp atışında hızlanma görülebiliyormuş.

 

4. Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da ünlü bir komün yerleşkesi olan ‘Freetown Christiania’ adında bir bölge olduğunu öğrendim. 1971’de bir grup Danimarkalı, terkedilmiş bir askeri kışlaya el koyup kendi ütopyalarını yaratmışlar. Sonrasında otoriteler bu işgale izin vermiş ve böylelikle resmi olmasa da bir bayrağı ve marşı olan, hatta kendi kurallarını oluşturup oturtmuş bir köy ortaya çıkmış. Örneğin Christiania’da ticari bir metanın alınması için reklam yapmak yasak. Özel arabanla girmen yasak. Şiddet yasak. Silah yasak. Panik yaratabileceği endişesiyle koşmak yasak.

 

5. Lise çağındayken İsmail Hakkı Tonguç’un binbir zorlukla okumaya geldiği İstanbul’da, bir okula girebilmek için yardım istemek üzere huzuruna çıktığı bir Paşanın kendisine söylediği sözlere çok içerlediğini öğrendim: “Evladım parası olan okur, olmayan okuyamaz. Şaşarım babalarınızın aklına. Sizleri böyle parasız pulsuz okumaya gönderiyorlar. Sana ancak şu iyiliği yapabilirim. Tramvay şirketine seni biletçi yazdırayım. Birkaç ay çalış orada. Köyüne dönecek kadar para biriktir. Sonra çek git evine. Buralarda boş yere sürünme.” İyi ki çekip gitmemiş evine Tonguç, iyi ki sürünmüş. İyi ki yıllarca eğitim ve iş imkanı sunduğu yüzlerce köy çocuğunun gözlerindeki ışıltıya bakarken bu sözleri hatırında tutmuş. Umut kırmak ne kolay!

 

6. Kıldan ip büken, keçe yapan yani kısaca kıldan dokuma yapan kişilere ‘mazman‘ dendiğini öğrendim. Keçi kılı yıkanıp kurutulduktan sonra taranarak hazır hale getirilince bir alet yardımıyla bükülürmüş. İstenen kalınlıkta iyice sıkılan ipler bükülmüş olurmuş. Yörüklerle kültürümüze yerleşmiş önemli bir zanaattır mazmancılık yani ip bükme mesleği. Soğuk hava şartlarıyla baş etmesi gereken yörükler önceleri hayvan derisiyle yetinmiş ama zamanla bitkileri ve keçi yününü de bu amaçla kullanmayı öğrenmiş ve zor şartlarda güvenebilecekleri, sağlam dokumalar üretmiştir.

 

7. Fazla balık yemenin vücuttaki civa miktarını artırdığı için zararlı olduğunu öğrendim. Vedat Milor, ellerinin çok titremesinin sebebinin çok fazla derin balık ve kabuklu tükettiği için beyninde cıva birikmiş olması olduğunu açıkladı. En fena balıklar dip balıkları, uzun süre yaşayan ve diğer balıkları yiyerek beslenenlermiş. Yani kılıç balığı, köpek balığı, büyük uskumru, ton balığının bir türü (albakor) ve bazı başka balıklar. Zaten Dr Öz de ton balığının haftada en fazla iki kere yenmesini öneriyor. Tabii bunlar çevre kirliliğiyle de ilintiliymiş. Yani aynı balık açık denizde daha az civalıyken sığ sularımızda daha tehlikeli oluyor.

 

8. Denizanasının ne beyni ne de kalbi olduğunu ve şartlar uygun olursa milyonlarca yıl yaşayabileceğini öğrendim. Ahtapotun ise üç kalbi varmış. Büyük beyaz köpekbalıklarının beyinleri ‘Y’ şeklindeymiş. Ayrıca midelerini temizlemek için bu organlarını ağızlarından dışarı çıkarıp tekrar içeri sokuyorlarmış. Tarantulanın deri değiştirdiğini de öğrendim.

 

9. Yüksek lifli bir yiyecek olan turşunun, tüketilmesi önerilen bir besin olduğunu öğrendim. Engellediği rahatsızlıklar arasında Alzheimer ve hatta kanserin bile adı geçiyor, ama beni asıl şaşırtan reflüye iyi geldiğini okumak oldu.

 

10. Adanalı oyuncu Şener Şen’in tiyatro-sinema işinde sivrilmeden önceki yıllarda yaptığı dolmuş şoförlüğü, işportacılık ve fabrika işçiliği gibi çeşitli mesleklerden birinin de ‘öğretmenlik’ olduğunu, Malazgirt’in ücra bir köyünde yıllarca öğretmen olarak çalıştığını öğrendim.

 

Reklamlar