Etiketler

, , , , ,

Nisan ayının ilk pazarında muhteşem bir Akdeniz güneşine uyanmak harikaydı. Giyinip hemen kendimizi dışarı attık.

Lara tarafından merkeze giderken tost yiyebilmek için ilk aklımıza gelen yer tarihi Kırcamii Kahvesiydi ama kapalıydı. Yolun karşısına düşen tostçunun da kapalı olması tabii ki Antalya gevrekliğinin suçuydu. Gözlerimizi radar moduna alıp yola devam ederek bize eski usül tost yapabilecek bir yer aradık ve enerjimiz önümüze bir mekan indirdi: Çerkez Kızı Çay Evi.

Minik bahçesinin Marilyn Monroe’lu masalarında büyük bir keyifle salçalı tostlarımızı yedik, iki koca tost ve yedi çaya 12 Lira verip kalktık. İlla ki bir daha gideceğiz! [Balıkçıoğlu Cad. 1407 Sok.]

İstikamet, kentin göbeğindeki Antalya Kültür Sanat. Aylarca süren Ara Güler ve Picasso sergilerinin ardından bir başka harika sergiye ev sahipliği yapan merkezin bugün ücretsiz gezilebileceğini biliyordum. Asansörle dördüncü kata çıkıp içimize sindire sindire Andy Warhol’un eserlerini inceledik, yaşam öyküsünü okuduk, üç katın her birinde ayrı mest olduk. [Bu sergi eylül sonuna kadar devam edecek ve normalde bir kişi 15 Lira. Pazartesileri gezilemiyor. Diğer günler 10:00-18:00 arası. Ancak Perşembe akşamları sekize kadar açık]

Merkezden ayrılıp Antalya’nın doğusuna, Kundu tarafına geçtik ve Kelebek Parkı bulduk. Daha önce gittiğimizde dolaşıp dolaşıp geri dönmek zorunda kalmıştık bulamadığımız için. Bu kez yön levhaları koymuşlar gayet net. Atlı Spor Kulübünün yanındaki seraya varınca bizi karşılayan güler yüzlü kızımızdan biletlerimizi aldık. Normalde 30 Lira olan biletlerin Nisan ayı boyunca 15 Lira olacağını da önceden biliyordum. [Biletleri saklarsanız üzerinde yazan mekanda kahvaltınızı indirimli alabiliyormuşsunuz ayrıca.]

Bahçeyi geçip sera kısma varınca bir başka genç kız bizi kapalı tutulan küçük ve rutubetli odaya alıp kelebeklerin yaşam döngüsü hakkında bilgi verdi. Bu odada bir kelebek hayatını yumurtalarından güzel kızlığına kadar görebiliyorsunuz.

Odadan çıkıp keyifle serayı gezdik balerin gibi yürüyüp sağımıza solumuza bakınarak. Her an ayağınızın arkasında bir kelebek olabiliyor. Daha önce bir kere de Iowa’da (ABD) kelebek parkı gezmiştim. Oradakinden farklı olarak buradaki kelebekler üzerinize de konuyorlar arada. Iowa’dakinde ise her yerden sarkan tropikal bitkileri tercih ediyorlardı. Yine oradan farklı olarak kişilerin yürüyebileceği alan daha geniş, bitkiler daha cılız ve bitki türü daha az. Kelebek türü de öyle. Ama bunun daha başlangıç olduğunu, ileride daha iyileşeceğini düşünüyorum. Zaten web sayfasında henüz mevcut olmayan bir sürü özellikten bahsediliyor.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Nitekim kuşlar da henüz kapalı tutuluyor ama daha sonra bırakılacaklarmış ortama. Şimdilik sadece banttan kuş sesleri var ama o da dinlendiriyor kelebekler arasında. İki de gürültücü papağan var seranın ev sahibi olarak sizleri bekleyen, en güzel renkleriyle.

Ayrıca üç arı kovanının işçilerini vızır vızır çalışırken izleme olanağı buluyorsunuz. Görevli hanım balarıları konusunda da bilgi verebileceğini söylemişti ama biz unuttuk. Iowa kelebek serasında böyle bilgilendirme yoktu örneğin.

Daha çok yeni ve henüz eksikleri olmasına rağmen ben çok sevdim Kelebek Parkını. Bir sürü gereksiz etkinliğin abartılı giriş paraları yerine buraya verip hem ruhunuzu dinlendirebilir hem de iki şey öğrenebilirsiniz.

 

Gezme işiniz bitince cafesinde dinlenebilirsiniz ama bizim daha işimiz vardı ve bir bütçe ispatı peşindeydik, o yüzden oturmadık.

 

Sera sapağından anayola çıkarak biraz ileride duran Ters Ev’e gittik. Ancak o da 15 Lira olduğu için ve otuz lirayı aşmama derdinde olduğumuz için girmedik.

 

Ters Evin tam karşısına TRT Stüdyolarına doğru gidip Lara Plajlarına vardık ve biraz yüzüp güneşlenerek sahil keyfi yaptık. Ruhumuz sonsuz dinginliğe erip güneş de batınca evimize döndük.

Sonuç olarak ne kadar vermiş olduk? Bir kişilik harcamayı düşünecek olursak:

Yarım ekmek tost + üç çay 6   Lira
Andy Warhol sergisi 0   Lira
Kelebek Parkı 15 Lira
Plaj 0   Lira
                                                        TOPLAM 21 Lira

 

Üzerini de ulaşım masrafı ve plaj keyfi için bakkaldan ya da evden yanınıza alacağınız yiyecek-içecek parası olarak düşünüyorum. Biz arabayla gittik. Bindiğimizde gaz bitme uyarısı vermesine rağmen hiç gaz almadan günü tamamlayabildik 🙂

Antalya Kültür, kent merkezinde. Kelebek Park, Ters Ev ve plajlar da birbirine yakın. Antalya’nın güzide otobüs hattı KL08, batıdaki Konyaaltı’ndan doğudaki Kundu’ya yani bahsettiğim plajlar bölgesine kadar gidiyor. Kelebek Park için otobüsten indiğinizde 3-4 kilometre kadar yürümek gerekiyor.

Giriş ücretleri için de kentinizi yakından takip etmeniz gerekiyor. En önemlisi şu tabii: “Benim param yok, gezemem” demenin rahatlığına sığınmamanız gerekiyor.

 

********************************

Iowa’daki kelebek serası: Christina Reiman Butterfly Wing, Ames

 

Reklamlar