Etiketler

,

Bugün otelin altındaki esnafın kurduğu masayı tepeden görerek kahvaltıda ne yendiğini inceleme şansına erdim: zeytinyağı ve zaatar, bolca domates, biber ve salatalık, labne peynir ve salam benzeri etlerden (Kıbrıs’ta bolibif denir), falafel, ince açılmış pidemsi esmer ekmek. Bunların yanı sıra zeytin, turşu ve bizim meze olarak tercih ettiğimiz humus türü yiyecekleri de kahvaltıda tüketmeyi seviyorlarmış.

Biz de künefenin tadına bakmayı hedefledik ilk iş olarak. Otelin arka tarafında yani şehir merkezi girişindeki Prince Mohammad Caddesine geçip Abu Gharbiyah adlı meşhur tatlıcıdan künefe aldık (kunafa / knafeh).

En iyi künefeyi bu tatlıcının yaptığı söylendi yerel halk tarafından. 1 JOD verdik. Bu tatlıcının bir şubesi de restoranların bol olduğu ve Ali Baba ile başlayan U şeklindeki Raghadan caddesinde ama hiç açık göremedik.

Minicik tatlıcının oturacak yeri olmadığı için künefemizi paket yapıp verince sahile gidip kumlara yayıldık.

Seyyar çaycıdan da ikisi 0,500 dinara naneli çay… Adamcık bir de “paranız yoksa vermeyin” diyerek içimizi parçaladı. Bu kadar güzel yürekli insanlar görmek bizi zorluyor.

Burada salep de var. Üzerine bolca kuru üzüm, ceviz, Hindistan cevizi doldurarak ve tarçın dökerek veriyorlar.

Bir kahvenin 0,500 JOD olduğu yerde karton bardakta salep de 0,750 JOD idi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Bugün hava iyice yumuşadı. Akşamüstü Kızıldeniz’de gün batımının muhteşem renkleriyle mest olduk. Akşam ezanıyla sahilde namaz kılan amcalar ve spor yapan turistlerin arasından otele dönerken de hava 18°C idi. Sanırım Ürdün’ün en soğuk zamanına denk geldik ve şimdi tekrar düzeliyor ama hiç sorun değil, Türkiye daha da soğuk ve biz burada gerçekten harika bir hafta geçirdik.

Hiç yabancılık çekmeyip kendinizi son derece kendi ortamınızda hissetmenize rağmen harika deneyimler yaşadığınız bir yer Ürdün. Kullandıkları Arapça da benim yıllar öncesinden kafamda kalan kelimelere çok yakın. Onlar da sizi çabuk anlıyor.


Ayrıca bir avuç yer olduğu için hemen öğreniliyor. Sanki on yıldır burada yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Otelleri bile öğrendim de taksi şoförleri nasıl bilmiyor onu çözemedim. Dolandırmak için filan değil, cidden bilmiyorlar ve bulamıyorlar 🙂 Ama siz yine de gelmeden bir harita edinin çünkü bir haftadır elimizde Arapça bir haritayla kalakaldık. Info’da İngilizcesi yoktu ve bizde de hala yok.

 

Ünlü markaların çeşitli pazarlara sunduğu farklı ürünleri görmek hoşuma gidiyor. Örneğin burada Lays’in Ürdün yöresi cipsleri var. Bugün zaatarlı-labnelisinden aldık. Denemek için de Ürdün yapımı arak (Golden Eagle) ve rom (Haddad Gold Rum). 19cl.lik şişeler ve tanesi 2 JOD. Arak, şimdiye kadar içtiklerim arasında en yumuşak içimlisi %50 oranına rağmen. Rom da hafif içimli ve değişik bir tat sunuyor.

Ayrıca içimdeki Bedevi, Arap dünyasının kokularına hayran olduğu için, ayaklarım beni amber ve misk kokularına sürükledi. %100 saf parfümler de var, kremler de, karıştırılmış deodorantlar da. Ben hediyelik paketler halinde hazırlanan sabun gibi olan ama sürülenlerden aldım. Tanesi 1,5 JOD. Fakat ilk sorduğumuz Mısırlı (iki dükkan yanı) “Normalde 4 ama size 3,5 olur” demişti. Böyle bir şey olduğunda yandaki diğer esnaftan birisi Arapça bıdır bıdırdanıyor satıcıya ve arkasını dönüyor. Satıcı da gülerek onu yanıtlıyor ve size bakıyor. Arapça bilmeseniz de bu tavırdan şüphelenmenizi öneririm. Hep doğru çıkıyor. Neyse… Güzel kokularım oldu. Misk gibi kokacağım.

Kısa Kısa:

* Akşam arabalardan sarkarak ve korna çalarak dolaşan bir grup vardı. Asker uğurlama değilse eğer kralın doğum gününü kutluyorlardı. Yani şu anki kral II.Abdullah’ın.
* II.Abdullah’ın annesi İngiliz. Dört evlilik geçiren babası Kral Hüseyin’in son eşi ise Noor (Nur) idi. Gerçi şoförümüz bize üç eşli olduğunu söylemişti ama nette aynı anda değil, sırayla dört farklı kadınla evlenmiş gibi görülüyor.
* Taksi şoförümüz askerliğin Ürdün’de zorunlu hizmet olduğunu söylemişti. Internette ise (CIA sayfası dahil) zorunlu olmayan ülkeler listesinde yer alıyor ama 2014 yılında askerlik cüzdanı olmayan genç erkeklere seyahat yasağı geldiğine dair bir haber okudum. Daha doğrusu, askerlik görevlerinin tehir edildiğine dair belge mühürletmeleri ve bunu havaalanında göstermeleri gerekiyormuş. Başka da bir bilgiye erişemedim bu konuda ama anladığım kadarıyla askerlik zorunlu olmasa da gönüllülüğe yüreklendirme var ve yine bazı kaynaklardan okuduğuma göre halk da 1999 öncesindeki gibi askerlik hizmetinin zorunlu olmasını istiyormuş.
* Burada anlamadığımız bir şekilde cildimiz kuruyor. Mutlaka nemlendirici getirin.
* Şehirlerarası yollarda zaten hiç görmedim de şehir içinde de neredeyse hiç trafik lambası yok. Ayrıca gayet yaya öncelikli bir kent. Avrupa’dakinden de çok geçiş üstünlüğü tanınıyor yayaya.
* Filistin bayrağı ve Ürdün bayrağı arasında sadece bir yedi köşeli yıldız farkı var.

Reklamlar