Etiketler

,

Balkonumuz sabahtan itibaren saatlerce güneş gördüğü için kahvaltımızı balkonda yapıyoruz. En ucuz, en sıcak, en halk manzaralı. Ne görüntüler sunuyor, ne fikirler veriyor halka dair.

Oteller bölgesini gezerek başladık güne. Gayet lüks oteller ve bu otellerin lüks restoranları burada. Yabancı yatırımcıların büyük ve kişiliksiz otellerine yenileri ekleniyor. İleride burası da çok değişir. Bir tanesi bir koyu kapatmış bile. Eskiden kullanıma açık olan sahillerin şimdi büyük oteller tarafından işgal edildiğinden, kendilerinin kullanamadığından dert yanıyor otelimizin sahibi. Bir de bizden önceki Türk müşterilerinden… Bizim hep düşünmek istediğimiz gibi “Ben Türküm” deyince herkes bayılmıyor yani. O yüzden özellikle yurt dışına çıkınca bize daha çok iş düşüyor. Her birimiz ülkemizi temsil ediyoruz buralarda. Bilinçli davranmalıyız.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Oteller bölgesinin az ilerisi İsrail sınırı. Yürüyerek geçilebilecek kadar yakın olduğu için aynı şehir gibi görünüyor.


Zengin bölgeden tekrar halk plajı tarafına döndük. Bugün hafta sonu tatilinin başladığı belli oluyor. Daha kalabalık ortalık. İki katlı üstü açık otobüsler geçiyor el şaplatıp şarkılar söyleyen, çığlıklar atan gençlerle dolu.

Plajda daha fazla insan yayılmış. Glass boat denen denizin altını seyretme teknelerini dolduruyor kalabalık gruplar. Kimsenin gözü balık görmüyor ama. Son ses açık müzik eşliğinde küçücük teknelerin önündeki iki adım yerde yana yakıla dans ediyorlar. Gençler iyi bir kudurmuş görünüyor. Yaşlı bir amcayı kucaklayıp çöpe atma şakası yapıyorlar. Duvardan sahile ters takla atarak iniyorlar. Gezi yoluna geçen turnike kapıda sıkışan kadınlar kavga ediyor. Glass boatlar açıkta birbirine çarpıyor. Hepsindeki enerjiyi en üst noktaya çıkartmak istercesine iki eğitim uçağı tepemizde gürültüyle dönüp duruyor, numaralar yapıyor. Müzikler coşkulu. İnsanlar heyecanlı. Kornalara çok çabuk yapışılıyor. Bir aracın arkasına iki sıra park yapılmış, adam gelince kafayı yiyor. Budanan ağaçların dallarını kapmaya gelen yaşlı amca görevlilere çemkiriyor. Umumi hela bekçisi siyahlar ateş başında sohbet ederken bize Ürdün parasını öğretiyorlar. İngilizce bildikleri için insanın onlarla oturup muhabbet edesi geliyor. Tuvalet 0,100 Dinar bu arada ve beklediğimden temiz. Buradaki tuvaletlerde de kağıt ve sabun yok.

Halk plajında halkla birlikte seyyar tatlıcının muhallebisinden yedik (1 JOD), onlarla birlikte denize baktık. Üstüne kahvemizi içip dolaştık. Akşam hava soğudu. Karadan estiğinde ve açık alana çıkıldığında bıçak gibi kesiyor. Gündüz tişörtle geziliyor ama güneş batınca 10°C civarı olmasına rağmen hissedilen ısı Antalya’dan beter oluyor. Sadık taksi şoförümüzün söylediğine göre iki haftadır böyleymiş sadece. Öncesinde mükemmelmiş. Yine onun dediğine göre yazın da çok sıcak olmuyormuş. Pek reklamları olmadığı için herkes elinden geldiğince bireysel pazarlamayla geniş kitlelere ulaşmaya çalışıyor.

Akşam yemeğini minicik bir esnaf lokantasında yedik. Zaten üç seçenek varmış: Tavuk ciğeri, domatesli et, humus (ciğer dışında böbrek de yeniyor burada). Yemeğimizin yanına bir sepet dolusu ekmek (pidemsi), söğüş domates ve zehir gibi sivri biber getirdi. Metal kupalarda da su ikram etti. Adının Kellemii (lehm et demek) gibi bir şey olduğunu söylediği domatesli et 1,5 JOD, humus 1 JOD, diğerleri ikram. Humustaki zeytinyağı mükemmeldi. Elle daldığımız yemek çok lezizdi. Mekanın adı Syrian Restaurant imiş. Otele çok çok yakın. Son derece yerel.

Her şeyin fiyatı çok değişkenlik gösterebiliyor. Sizin için önemliyse dikkat edin. Kahvenin yanında su veren/satan var, vermeyen var, 1 Dinarın altında olabiliyor fiyatı, 1 ya da 2 Dinar da olabiliyor (genelde deniz kenarı mekanlarda kahve 1 jd). Sonra 1 JOD verip koca yemek yiyorsunuz. 4 Dinara akşam yemeği yiyorsunuz, 5 JOD’a iki çay iki kahve içiyorsunuz. Taksiler ayrı terane. Otele yakın ve karanlık bir ara sokakta küçücük bir içecek dükkanı görünce Amstel’i sorduk. Merkezin en işlek yerinde 1,5 JOD olan meret burada 3 JOD oldu.

 

Kısa Kısa:

* Dolar bozdurduk bugün. 1$ = 0,700 JOD
* Çerezler muhteşem ve satıcıların çerezi doldurdukları poşetin ağzını mühürlemesine bayıldım. Son derece kaliteli türlerden oluşan karışık çerezin kilosu 6 JOD.
* Odada kettle olması her zamanki gibi çok iş görüyor. Al Mizan marka 10luk poşet çay + iki büyük su 1 JOD markette. Salla salla iç 🙂 Sri Lanka malı ve Suriye için üretilmiş olan çay ünlü İngiliz markadan iyi.


* Odamız temizlendi bugün misler gibi. Arabik kokuyor tam 🙂
* Orta şeker için ‘vasat’, sade kahve için ‘sede’ de deniyor. Şekerli ise ‘helva’. Ama güzel olan her şey helva olabiliyor Arapça’da.
* Tuvalette taharet için duş sistemi var.


* Ezan bizimkine benziyor. Ara ara Fas’takine benzer ses çıkaran duyduğum da oluyor. Ama kesinlikle hızlıca okunuyor ve kısa bir sürede mesaj veriliyor. Minareler çoğunlukla yuvarlak, köşeli değil.
* Mısır usulü çay içtik. Bütün yapraklar dibinde bir tomar. Naneyi içine atıp çay tabağını bardağın üstüne kapatıp bir dakika sonra çıkarıyormuşsun. Gerçekten tadı çok iyiydi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Reklamlar