Etiketler

,

Sabah beşte yattığımız yatağımızda mis gibi bir uyku çektikten sonra kalkıp turist şapkamızı taktık.

Köşe başından alınan şavurma menüleri balkonumuzun Ortadoğu dağları manzarası eşliğinde lüplettik. Marketten alınan üç adet 1,5 litrelik Nestle su toplam 1 JOD, şavurma (tavuk) menünün de tanesi 1,750 idi. İçinde bolca patates kızartması, salatası, hıyarı, biber halkaları ve karışık turşusuyla fazlasıyla doyurucu bir seçenek.

Balkonda biraz lüks araba seyredip çay içtikten ve resepsiyondan faturamızı aldıktan sonra yollara düştük ama akşamı da etmiş olduk tabii.

 

Beş dakikalık yürüyüşle denize vardıktan sonra sola dönerek deniz kenarında dolaştık. Sahildeki kumları inceledik, deniz suyunun tadına baktık. Akşamın karanlığında sahilde kadın kadına oturmuş sohbet edenleri ve onları rahatsız etmeyenleri takdir ettik.

 

Yürüyüş yolunun sonunda İskenderun kahveleri benzeri bir mekan görünce bomboş balkonuna oturup birer kahve içtik, kakule kokusuyla mest olduk, Mısırlı sahipleriyle iki lafladık. Kahvedeki nargilelerden anason kokusu geliyordu ama detayları bilmiyorum. Yanında verilen yarım litre su dahil bir kahve 1,5 JOD idi ama sahilde dolaşarak satan adamlardan da çay-kahve içebilirsiniz, daha ucuz. (Not: Buraya ikinci gelişimizde kazıklandık)

Dönüşü ana caddeden yaparak ara sokaklara dalıp çarşıya nüfuz ettik. Camiden çıkanları inceledik, sokak isimlerini anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştık, ilginç dükkanları inceledik, kasaplardan sarkan koyunların naylon/tülbentle sarılmış olmasındaki hijyene hayret ettik, bir kitapçı gezdik, iki tane içki dükkanı keşfettik, sokakta halka tatlısı yedik (tanesi 0,200), nargileye yapışmış amcaların duman altı olduğu sokağa giremeyip yol değiştirdik, hediyeliklere baktık, sebzeleri ve sebze fiyatlarını inceledik, dükkan sergilerinde sallanan fantezi geceliklere şapka çıkardık, ilginç askeri üniformalarla tanıştık, ayaküstü yenen yiyecekleri inceledik, paraya hakim olmaya başladık. Burada anlaşılması en zaman alan konu kuruş kavramının üç haneli işliyor oluşu (anladığımı kısaca yorumlayacak olursam). Örneğin kalemlere bakıyorsunuz, birinde 1 yazıyor, diğerinde 350. İşte o, yarım dinardan az demek oluyor aslında. Üzerinde ¼ (١/٤) yazan madeni para 1 JOD’un dörtte biri yani çeyreklik, yani 0,250 (bizim hesapla 250 kuruş). (Aslında olay biraz daha kompleks: Bir dinar, 10 tane dirhem, 100 tane kirş ya da 1000 tane fils’e bölünüyor.)

Rahatça dolaşıp alışveriş yapan kadın grupları olması çok hoş. Arada açıklar olsa da çoğu kapalı. Sizi tanımlamaya çalışan gözlerle bakıyorlar tabii ama rahatsız edici bir bakış ya da davranışla karşılaşmadım. Bu arada açık olan benim ama özellikle siyahlara bürünmüş bazı ablalardan seksapel saçılıyor. Süzülerek bakan gözler son derece itinalı boyanmış, ağızlarını kapıyorlar ama yanınızdan geçerken örtüyü düzeltmek için açtıklarında cart pembe boyayla üç katına çıkmış dudaklara bakıp kalıyorsunuz. Saçım açık diye ben mi seksi oluyorum emin olamadım.

 

Çarşıdaki cansız mankenlerin bedensel özellikleri de gözümüzden kaçmadı. Alışık olduğumuz sıradan çıkıntıları olan mankenler değil kalçası ekstradan dışa çıkık üretilmiş cansız mankenler. Bu kıyafeti bu coğrafyanın insanı alacağına göre daha gerçekçi olmuş. Kalçasızların kadından sayılmadığı topraklardayız ne de olsa.

Sokaklarda bol miktarda ateş yakan olduğu için her köşeden muhteşem odun ateşi kokuları yükseliyor. Amcanın biri caddede yakılan ateşin yanına (kaldırıma) küçük halı serip üstüne minder atarak resmen kendine şömine başı yatak yapmış Arap usulü. Kaideler kıymetli.

Bir binanın duvarına film yansıtıldığını gördük. İki bina arası bir boşluğa sandalye-masa konmuş, renkli lambalarla süslenmiş ve açık hava sineması olmuş.

Bomboş koca bir alanın ortasına atılmış bir halı ise ibadethane görevi görüyordu, bir genç namaz kılıyordu. Bu halı-camilerden 2-3 yerde gördüm.

 

Yiyecekleri daha detaylı keşfetmek gerekiyor. Buram buram enfes kahve kokan çerezcilerden çerez almalı. Ve kenti keşfetmeye devam etmeli.

Biz ise bu gecelik yeter diye düşünerek tuz&sirkeli, acı&limonlu gibi cipsler alıp keyif yapmaya odamıza gittik. Türk dizileri atlayarak televizyon kanallarında sosyolojik araştırma yaptık. Bakalım yarın neler olacak…

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kısa Kısa:

* Hava parçalı bulutlu 15 dereceydi. Gökyüzü Antalya gibi.
* Bir saat fark var denmişti ama Türkiye ve Ürdün’ün aynı zaman diliminde olduğunu öğrendik. Yaz saati uygulamamız sebebiyle olmalı.
* Otelde evlilik cüzdanı sorulmuyor.
* Bol bol kahve için.
* Deniz kenarını takip eden caddenin (Korniş) adı King Hussein.

 

Ürdün 1   –   Ürdün 3

Reklamlar