Etiketler

,

Bu sene tatilimizi nerede geçireceğimize bilgisayar karar verdi. Internette rüzgarla savrulurken ekranımızda beliren Ürdün uçuşunun cazibesinden kaçamadık. Akabe kentine bir kişi gidiş-dönüş 288 Lira fiyat veriyordu. Bu durum araştırmaları hemen Ürdün’e kaydırdı ve şu an Akabe’de bir otel odasından yazıyorum.

Uçuşun en büyük sıkıntısı saati. Pazartesi gibi görünen ayrılış saati aslında Pazar gecesi 00:30 ve bu da zamanı kavramayı güçleştiriyor. Akabe’ye varış sabaha karşı üç civarı. Ertesi gün böyle bir opsiyon yok, sonra da fiyat artıyor. Yani ya bu sefer ya da bir hafta sonra gidilecek. Bu da alelacele organize olup yola çıkmamızı gerektirdi.

 

Uçak biletini bavul.com diye bir siteden kişi başı gidiş-dönüş 240 Liraya bulunca oradan aldık. Ancak online check-in yapmak istediğimizde bunu başaramadık çünkü bize zaten dandik bir yer atanmıştı. THY’yi arayıp sorunca durumu açıkladılar ve uçak dolu olmadığı için yardımcı olabilerek bize işaretlenmiş koltuk numaralarını sistemde kaldırdılar. Ama bu her zaman yapılabilecek bir şey değil. Başka siteden bilet alırken dikkat edin.

 

Alakasız bir saatte varılacağı için bir de yer sorununun çözülmesi gerekiyordu. Uygun bulduğumuz birkaç otele e-mail atarak durumu anlatıp ne yapılabileceğini sorduk. Normal oda fiyatının yarısı kadar daha ‘early check-in’ ücreti talep ettiler. Biz de kabul edip booking.com’dan rezervasyonumuzu yaptırdık çünkü gidene kadar çok yorulacağımızı biliyorduk.

Nitekim yurt dışına çıkmanın en can sıkan, zahmetli, yorucu, az seçenekli ve en pahalı yanı İstanbul Atatürk havalimanına varana kadarki kısmı oluyor. İstanbul ayağı, yurt dışına çıkmadan önce gereksiz kazıklanma hissi veren sancılı ve yorucu kısım oluyor. Antalya’dan İstanbul’a pek kolay varılmıyor, saati asıl uçuşu baz alarak ayarlamanız gerekiyor. Biraz daha ucuza gidebilmek için dokuz takla atıyorsunuz. (Bizim gibi başka kentten gelenler için İstanbul’da ulaşımla ilgili bilgiyi de yazının sonuna ekledim.)

 

Atatürk Havalimanı her zamanki gibi aşırı pahalı. Ürdün’de içki bulunmadığını okumuş olduğumuzdan duty free’ye bir göz attık. Görevliler listeden bakarak kişi başı bir litre sokabileceğimiz bilgisini verince acil durum ateş suyunu kapıp sevinçle seyirttik.

 

Donmuş vaziyette bindiğimiz uçaktan üç saat sonra ılık bir geceye indik. Pıtır pıtır Türkçe kelimeler sıralayan güler yüzlü bir görevlinin mührünü alıp ülkeye girdik.

Akabe Kral Hüseyin Havaalanı (AQJ) çok küçük. İçeri girdiğiniz gibi bavulların döndüğü bandı görüyorsunuz. Turizm info yok. Döviz bürosu gibi görünen yer kapalıydı. Pek insan yoktu zaten. Bir ATM var, para çekmede sıkıntı yok (yani biz gittiğimizde yoktu, siz yine tedbiri elden bırakmayın). 80 JOD para çekmek için + 5 JOD bedel keseceği uyarısını onaylayıp paramızı aldık. Otobüs yok. Servis yok. Metro yok. Sadece iki taksi vardı. THY’nin bu çok ucuz gece yarısı seferi bu taksicilerin işine yarıyor. İnsanların şehir merkezine ulaşmak için başka hiçbir seçeneği yok. Bu iki taksi şehir merkezine gidip gelip duruyor. Sabah 10 JOD imiş, saat dörtte 15 JOD istedi ve geri adım atmadı. Araba başına ücret aldığını fark edince oradaki iki Türkle anlaşıp bindik. Bizim bavullar dışında bir bavul daha atmışlar bagaja. O yüzden yolda durup diğer grubun taksisini bekledik. Gelip bavulu aldılar, tekrar taksiye doluştuk. Fakat adamlar bavulun bizim araçta gitmesine karar vermişler, yine aldık ve onların otelinde yine durup bavullarını bıraktık.

Şoförümüz faciaydı. Otellerimizi bilemedi. Arapça yazılı adresi gösterdik, çözemedi. Telefonla danışacağı bir yer yoktu. Yanımızda mükemmel Arapça konuşan birisi olmasına rağmen anlamadı. Gece gece ağzımız açık sokakları dolaştık. Nihayet otele telefon edip öğrendi de biz de daracık taksiden kurtulabildik. Beşte otele vardığımızda güler yüzlü ama laubali olmayan, işini iyi yapan gece görevlisi karşıladı bizi. Asansör çalışmıyordu ama o bavullarımızı alıp sırtında çıkardı. Taksici gibi onun da İngilizcesi sıfırdı ama belli ki resepsiyona çok iyi not bırakılmış. Tam anlaşılan ücreti yani 2 gece X 20 JOD + 10 JOD ekstra parayı (toplam 50 JOD) alıp tabii ki fatura vermeyerek bizi odamıza götürdü, balkonu, televizyonu, kettle ve klimayı filan vücut diliyle tanıttı, bahşiş beklentisine girmeden hızlıca ve sessizce gitti. Biz de Amir Palace Hotel 301 numaralı odamızın kocaman, tertemiz ve rahat yatağında muhteşem bir uykuya daldık. (Not: Birçok otel gibi burası da kahvaltısız)

Ürdün’e uçak biletinin ucuz olmasına rağmen uçağın yarısının boş oluşu ve pek turist gitmemesi sizi yanıltmasın. Paraları değerli olduğundan dikkat etmek gerekiyor. ‘Dört katı’ hesabı oldukça pratik. Yani 10 JOD yazıyorsa 40 Lira civarı ödediğinizi düşünün.

Kısa Kısa:

* Ürdün Ortadoğuda. Başkenti Amman kuzeyde.
* Akabe (Aqaba) ülkenin en turistik kenti ve güneyde kalıyor. Denize kıyısı olan tek şehir (Kızıl Deniz).
* Ürdün’e giriş vizesiz. Pasaportu alıp gidiyorsunuz (6 aylık).
* Parası Dinar (JOD ya da JD). 1 JOD = 4,2 Lira
* Okuduğumuz bazı kaynaklarda ülkeye girişte vize formu gibi form doldurup para ödediğin, otel ücretine ek olarak şehir vergisi ödediğin gibi bilgiler vardı ama biz ne form doldurduk (görevli sadece otelde mi kalacağımızı sordu) ne otele istenenin dışında bir para verdik.

Ürdün 2   –   Ürdün 3

****************************************************************

İSTANBUL İÇİ ULAŞIM:

 

Ucuzcana ve makul saatli uçuşlar Sabiha Gökçen Havalimanında sonlandığından önce oradan şehre inmek gerekiyor ki bizim Bostancı’da işimiz olduğundan önce bunu hedefledik. Havaalanı çalışanları bizi “çift bilet kesiyor, binmeyin, S16’ya binin” diye uyardığı halde, en hızlı gideni olduğu için E10’a bindik. Zaten havaalanından çıktığımızda önümüzde duruyordu. Normalde bir kişi 2 Lira iken bu otobüste 4 liraymış ama tam istediğimiz yere oldukça hızlı ulaştık. Gerek şoför gerekse otobüsteki takip sistemi bilmeyenin yardımcısı oluyor.

 

Buradan da Atatürk Havalimanına varmamız gerekiyordu. Küçük Yalı durağından metroya binip Ayrılık Çeşmesi’nde indik, Marmaray’a geçtik ve o trenle de Boğaz’ı alttan aşarak Yenikapı durağına vardık, Marmaray’dan inip havaalanına giden metro trenine bindik, son durakta indik. Metro içi bilgilendirme levhaları olsun, görevliler olsun, sesli uyarı sistemi olsun bilmeyene çok yardımcı oluyor. Bu arada İstanbul metrosunda asansörleri kullanmak Ankara’daki gibi tabu değil, o da dikkatimden kaçmadı.

 

Bostancı’dan Atatürk Hava Limanına yer altından varmamız iki saat sürdü. Tek kullanımlık jetonlar var ancak böyle inip binip duracaksanız daha pahalıya geliyor. Çünkü metrodan çıkınca tekrar turnikeden geçerek Marmaray’a giriyor, sonra bir daha metroya ödüyorsunuz. 10 Liraya İstanbul Kart alın. Hem daha düşük ücretlendiriliyor yolculuğunuz, hem pratik, hem birden fazla kişi aynı kartı kullanabiliyor, hem de her daim yükletip kullanabileceğiniz bir kartınız oluyor.

Reklamlar