Etiketler

‘Doğru olan’ ukalalığından oldum olası rahatsız olmuşumdur. Çeşit çeşit insanın barındığı evrende iki dostun bile tamamen aynı düşüncelere sahip olması beklenemezken ‘cinsellik’ gibi -sadece o iki kişiyi ilgilendiren- bir konu üzerine üçüncü kişilerin ‘doğru olan’ı dikte etmeye çalışmasını ise asla bir mantığa oturtamıyorum.

 

Seksenler gençliği olarak yıllarca anneler ve komşu teyzelerin kılavuzluğunda ‘doğru olan’ı yaptık. Bıyıksız bırakılmış kedi misali zorlandık tabii. Dişsiz dişiler olduk. Biraz daha rahat davranabilenlerimiz yaftayı yemekle kalmadı, kuyruk olmuş oğlan çocuklarıyla da uğraştı. Daha iyi korkutulmuş olduğu için ya da ‘doğru olan’ı yapıp şeker alınca daha çok tatmin olduğu için erkeklerden uzak duranlarımız da yaftadan kaçamadı ama. Kimseye soramadıkları ‘Kezban’ı ve ‘frijit’i ansiklopedilerde aradı.

 

Günümüzde durum düzeldi mi? Kendi kuşağının dayatmalarından yorulup ‘saldım çayıra’ diyen yüzde elli ile ‘din elden gidiyor’ korkusuyla doğru olanı vurgulamayı abartan yüzde ellinin ürünlerinden oluşan yeni nesil şaşkın. “Doğru olan benim” nidalarıyla sivrildikçe sivriliyor.

 

Cinsellik sözcüğünü bile tabu sayan grubun zaten hiçbir şeye tahammülü yok. Ancak bunu yemek-içmek ve sevmek kadar doğal bulan gençlerin de başka doğruları anlama çabası yok:

 

“Kadın yıllardır başka adamla birlikteymiş” (Vay namussuz, boşansaydı ya madem)

“Adam Rus kızla kaçmış” (Sallandıracaksın böylelerini)

“Kadın kuma istiyormuş” (Gerizekalı)

“Adam çok zamparaymış” (E kadın kendine bakmazsa haklı tabii adam ne yapsın)

 

Bu kadar net fikirler. Bir kere düşünmek yok. Yaşantılarını anlamaya çalışmak yok.

 

O zampara adamın karısı kendine neden baksın? Aşkından ölerek mi evlenmiş acaba kocasıyla? Bizden önceki nesil kadınlarının çoğu görücü usulü evlendirildi. Yıllarca saklaması öğretilen bedenini bir gün elinde çiçekle ve Allah’ın emriyle evlerine gelen bir adama sunması istendi. Bunun travmasına çocukları ve temizlikçiliği eklemiş kadın kendine bakmak istiyor mudur sizce? Koca dediği adamın ‘kocalık görevini’ yerine getirmek adına iki dakika tepesine çıkmasından bir keyif alıyor mudur? Farklı türde tabularla yetiştirilirken bir yandan da egoları şişirilen şaşkın kocalar kadınını mutlu etmeyi biliyor mudur, kadın bedenini tanıyor mudur? Kadın, kendi bedenini tanıyor mudur? Kendisinin de zevk alabileceğini ve bunun normal olduğunu düşünmeye fırsatı olmuş mudur? Kadının zevk almasından aşırı korkan toplumlar, sekizbin sinir ucu geçen klitorisi kırparak kadınları sünnet etmekteyken kadın zevk almayı nasıl isteyebilir? Beyin hazır olmayınca zevk değil acı yaşatan kadın cinsel organı, koca kişisinin işlerini dışarıda bitirdikten sonra eve dönmesini ve kendisini rahat bırakmasını neden istemesin?

 

Bir telefon numarasının son rakamı görünmüyorsa, doğrusunu bulmak için deneyebileceğiniz dokuz rakamcık olmasına rağmen bunu çok bulup vazgeçersiniz. Okulda olasılık konusunu çalışmış her Türk evladının tahmin edeceği üzere, bir bireyin yanına koyulacak ikinci bireye göre ortaya çıkabilecek hayat ve dolayısıyla cinsel yaşam olasılığı dokuzun çok çok üzerindedir.

 

Yukarıda bahsettiğim, yetmiş milyonluk ülkede yaşanan senaryolardan sadece bir tanesidir. Bir şekilde sürüklenilen hayatlarda herkes çıkış yolunu aramaktadır. Herkesin doğrusu kendinedir. Siz kendi hayatınızı gözden geçirin, her şey yolundaysa mutlu olun, değilse düzeltmeye çalışın. Size doğru gelmeyen yaşantılar elbet olacaktır ama bu hayatları yermek sizi büyütmez, küçültür. O yüzden lütfen başkalarının doğruları hakkında yorum yapma isteği duyduğunuzda iki kere düşünün. Kapalı kapıların ardında neler yaşandığını kimse bilemez.

Reklamlar