Etiketler

, ,

Bu ay doğan o kadar çok can dostum var ve hepsi de haklı olarak burcunu öyle çok seviyor ki bu yazımı onlara ve okunu fırlatmak üzere hazır bekleyen sentora adayacağım. Çünkü onlar olmasa hayatım en can alıcı renklerinden yoksun kalırdı. Dolayısıyla, sanat ve tarih öğeleriyle süslense de bu bir burç yazısıdır ve yay burcu dostlarımla yay burcu ünlüleri inceler. Yani ilgilenmiyorsanız okumayın ve germeyin adamı.

Hayatıma ilk kez onyedi yaşındayken bir yay girdi. Dolayısıyla ne kadar insan sever, dost canlısı ve gözü kara olduklarını o zaman öğrendim. Kalırsak hayatımızın alt-üst olacağını bildiğimiz üniversitemizde önemli bir sınava gireceğimiz gün hiç tanımadığım ama uzaktan beğendiğim gencin ölüm haberini alıp iptal olduğumda canım dostum da sınava girmeyerek tüm gün bana göz kulak olmuştu. Ömrüme damgasını vurmuş bu özveri yayları kalbime kazıyan ilk anım oldu ama aynı zamanda ne kadar şanslı insanlar olduklarını açıkça görebildiğim de ilk olayımdı. İkimizin bir kaldırımda ağlamaktan gidemediği sınav nedenini bilmediğimiz bir şekilde ertelenmişti.

Bu şansları içlerinin güzelliğinden ve yüreklerinden fışkıran pozitif enerjiden kaynaklanıyor olabileceği gibi başka bir gücün etkisinden de olabilir. Metali bükebilen Uri Geller’in bunu vücudundaki manyetik enerjiyi harekete geçirebildiği için gerçekleştirdiği söylenir. İllüzyonist Aref de bir yaydır. Ancak gerçek bir yayın ne yapabileceğinin yüzyıllardır süren kanıtı şüphesiz ki kehanetlerine günümüzde bile akıl sır ermeyen Nostradamus’tur.

Koca yüreklerinin coşkusuna ket vurulmasından nefret ettikleri dünyalarında her şeyi uçlarda yaşayan ünlü yaylara en güzel örnek Jim Morrison’dır. Küçükken gördüğü bir kazada can çekişen ve ölmek üzere olan Kızılderililerin yerlere saçıldığına tanık olan Jim ömrü boyunca bu üzüntünün güdüsünde kalmış, çok başarılara imza atmış ama çok uçlarda yaşamış ve 28’inde hayata veda etmiştir. Varabildiği uçlar onun vurdumduymaz bir serseri gibi göründüğü hüzünlü dünyasına asla yetmemiş, korkusuna rağmen kan içmeye kadar götürmüştür ve günümüzde bir çok insan maalesef onu sadece bu yönüyle hatırlamaktadır. Oysa şarkılarının sözlerine gönül gözüyle bakmak bile ruhunun derinlerindeki acıları, aşamadıklarını ve hayatı ne kadar önemsediğini görmeye yeter.

Zaten Jim kendisi de “Ben bir yayım, bütün burçlar arasında en filozof ruhlu olanı” der. Gerçekten de Engels, Spinoza ve Alain de Botton gibi fark yaratan filozoflar yetişmiştir bu burçtan. Chomsky, Nişanyan ve Conrad’ın yanı sıra deli, dahi ve peygamber yaftalarını yemiş şair ve düşün insanı William Blake de yaydır. Konuşmayı çok seven, konuşmadan duramayan (aslında bir şeyler yapmadan duramayan), fikir paylaşımını sevdiği gibi tartışmaktan da keyif alan yaya en güzel örnek ‘polemik ustası’ olarak da anılar şair Milton’dır. Gani Müjde, Mehmet Ali Birand ve Aziz Nesin de bu konuda bir fikir verebilir. ‘Mütevazı Bir Öneri’ adlı yapıtında “yoksul bebekleri yiyelim” diyerek tüm tepkileri üstüne çeken güçlü hiciv ustası Jonathan Swift gibi Stefan Zweig, Mark Twain, Horace, İngiliz soylularını eleştiren Jane Austen, Reşat Nuri, George Eliot, Saki, Flaubert’in de çok sıradan insanlar olduğu söylenemez. Louisa May Alcott ‘Küçük Kadınlar’ı yazarak kaç kuşağa damgasını vurdu.

Kendisinin olan şey üzerinde başkasının ahkam kesmesini sevmeyen dolayısıyla hayatına karışılmasından nefret eden bir yay olarak Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet’in annesiyle dillere destan bir aşk yaşamış ancak ömrünce hiç evlenmemiştir.

Frida Kahlo’nun “her şeyim” dediği büyük bir ressam ama çapkın bir yay olan Diego Rivera bu yaralı güvercini bir çok başka kadınla aldatmıştır ama Kahlo’yu yiyip bitiren de, var olmasını sağlayarak güç veren de saplantılı bir şekilde sevdiği Diegosudur.

 

Bir başka kadınsever olan Woody Allen gibi film sektörünün özgün karakterlerinden Spielberg, Kusturica, Sir Kenneth Branagh, Carlo Ponti ve hatta eğlence dünyasına yeni bir anlayış getiren Walt Disney de yay burcudur. Hayal gücü ve çılgın bir yaratıcılığın yanı sıra gerilime dayanabilme yetisine sahip bu başarılı isimlere Versace gibi bir moda devini, Camille Claudel gibi bir heykeltıraşı, ressam ve sanat kuramcısı Kandinsky’yi ve Klee, Munch, Seurat, Lautrec ve “hayata gelmemizin bir anlamı olmalı” diyen Şükran Şahin gibi diğer değerli ressamları da ekleyebiliriz. İç dünyalarının yoğunluğu, duyguları ve renkleriyle ruhumuza dokunurlar.

Dışa dönük mizaçları, çocuksu coşkuları, alev alev gözleri, her yeri kırıp dökecek kadar dikkatsiz bir içtenlikle şakalaşmaları ve Saba Tümer kadar olmasa da her daim gülümseyen ışıklı yüzleriyle günümüzü ışıtabilen yaylar hayatın anlamını deşelemeyi de sevdikleri için kahkahalarla depresif haller arasında gidip gelebilirler. Sizi üzdüklerini fark ederlerse şirinlikleriyle sizi tekrar güldürür ama kendileri içten içe karalar bağlamaya devam edebilirler. Dünyayla hep bir davası olan yayın karanlık tarafına rastlamışsınızdır muhtemelen. Dünyayı yoluna sokmaya çalışıyordur. Ancak bu çabaları bazen çok yorulmalarına yol açar. Geçen hafta, intihar etmekte olduğunu ima eden Facebook mesajıyla hayranlarını korkuttuğu için polis tarafından bulunması sağlanan protest şarkıcı Sinéad O’Connor yay burcudur mesela.

Beethoven ve Scott Joplin’in de yay olduğu söylenir. Müzik dünyasının ilginç isimleri Ozzy Osbourne, Alan Parsons, Billy Idol, zorluklarla dolu yorgun ömrüne rağmen hala bir enerji bombası olan Tina Turner, Haluk Levent, Onno Tunç, Maria Callas, Frank Sinatra, Britney Spears, Christina Aguilera, Zeki Müren ve 28 yaşında ölen bir diğer deha Jimi Hendrix’in yanı sıra Şili Diktatörü Pinochet, İspanyol Diktatör Franco, Çekoslavak Lider Dubček, Churchill, Stalin, Brezhnev, Charles de Gaulle’ün ve çeşitli aktivistlerin, ayrıca Escobar’ın yay olduğuna da şaşırmamak gerek. Dünyayla zoru olan tüm bu huzursuz insanlar kendi tarzında düzenlemeye çalışmış bu anlamsız gidişatı.

Özgürlüklerini çok önemsedikleri ve aslında sizi de çok önemsedikleri halde kimseyi umursamıyormuş gibi vurdumduymaz göründükleri için bu farklı duruşlarının yanlış yorumlandığı çok olur. Yanlış anlaşılmışlığa verilen kurbanların en büyüğü Billy the Kid’dir zannımca. Sanki yol ortasında durup önüne gelene ateş eden azılı bir katilmiş ve hatta haydutların reisiymiş gibi resmedilen bu genç aslında sadece çamaşır ipinden kıyafet çalınca sabıkalanmış, mecburen suçlular dünyasına karışmış, patronuna yamuk yaptılar diye çıldıran kalbiyle elini kana bulamış ‘gerilmiş bir yay’ ve iyi vatandaş olmaya çalıştıkça suçlar üzerine yıkılmış, öldürmese öldürülecek olan, aslında kendisinin vurduğu kesin olan 21 değil 4 leşi bulunan bir bahtsız. Yayların bu deli-dolu dünyasından yararlanmak isteyen oluyordur tabii.

Ama her ne şekilde olursa olsun, koca gezegen Jüpiter (ve tanrı Zeus) tarafından yönetilen bu çılgın ruhlar büyük hayatlar yaşıyorlar. Seçtikleri mesleği yüreklerini koyarak yaptıkları için hangi dalda olursa olsun iyi iş çıkarıyorlar. Gelmiş geçmiş en başarılı sinema oyuncularından John Malkovich, Samuel Jackson, Bruce Lee, Kirk Douglas, Jane Fonda, Don Johnson, Bette Midler, Kiefer Sutherland, Kim Basinger, Brad Pitt ve ateş bakışlı Ben Stiller gibi bizim Fatma Girik’imiz, Hülya Koçyiğit’imiz, Gülşen Bubikoğlu’muz ve Mehmet Ali Alabora’nın, güzel Azra Akın’ın, özgün tarzlı Sertab Erener’in, Sivaslı Cindy’nin, Tyra Banks’in, Tenisçi Boris Becker ve Monica Seles’in, İbrahim Kutluay’ın ve hatta Anna Nicole Smith’in bile yay burcu olması tesadüf değildir herhalde.

Her sabah dörtte telefon ederek kendini öldüreceğine dair konuşmalarıyla beni sarsan bir yay dostumu ve o kabus dolu haftaları özlemle andığımı söyleyemeyeceğim tabii ama yine de çok seviyorum bu burcun insanlarını. Giyim-kuşamla değil kafanın içiyle ve gerçek dünyayla ilgilenmenizi ve bazılarınca ‘densiz’ bulunan dürüst konuşmalarınızı kendime çok yakın buluyorum. Yorucu hayatımızın heyecanlarla dolu güzel insanları, renkli dünyanızın maceralarına beni de sürüklemenizi, ‘bir meyhanede dans etmek’ gibi hayatta yapmam dediğim şeyleri sizinle yapmayı ve sizin kahkahalarınıza dost olmayı çok seviyorum. İyi ki doğdunuz, iyi ki arkadaşım oldunuz. Doğum gününüz kutlu olsun.

 

Reklamlar