Köyde bir duvarın dibine çökmüş amcaya abartılı heyecan ve gülücüklerle yaklaşan kız mikrofonu uzattı: “Amcacım sizi tanıyabilir miyiz?” Amcanın yanıtı: “Emrullah.” Beş saniye sessizlik. Kız ayılıp yeni sorulara geçtiğinde ben çoktan kendi dünyama dalmış, bu soru bana yöneltilse nasıl yanıtlardımla cebelleşiyordum. Kimim ben? Bana sorulsa kendimi nasıl tanıtırdım? Hayatımın hangi kısmı ön sıraya yerleşirdi? Başkalarının beni nasıl tanımasını isterdim? Tüm ömrümüzü ‘kendimizi tanıtmaya’ yönelik bir kimlik oluşturmakla geçirirken ‘Emrullah’ olmanın rahatlığını ve huzurunu unutuyoruz da ortaya çıkan üründen memnun kalıyor muyuz acaba.

 

Eski bir dostumun değerli annesine göre ben ‘Tercüman Özlem’im. Buluştuğumuzda annesi arayınca “Tercüman Özlem var ya, onunlayım” der de anneciği rahatlar. Beceremediğim için hiç sevmediğim bu mesleği topu topu bir yıl yapmışlığım vardır oysa, ki o da yirmi yıl önce, ama yaptığım dönem iş yerim olan o hastanede çalışan herkese göre ‘Tercüman Özlem’imdir büyük olasılıkla. Hatta masam kütüphanede olduğu için ‘Kütüphaneci Özlem’ bile oldum.

 

Daha eski dostlarımın, beni ailelerine hatırlatmada kullandığı tabir ‘Soydan Albayın Kızı Özlem’dir. Çünkü hayatımın uzun bir kısmında sadece albayımın kızı olarak rol aldım. Yaptığım iyi davranışların onun hanesine yazıldığını bilip gururlandım, ismine laf gelmesin diye yapamadığım davranışlar için hayıflandım.

 

Kim olduğumun netleşmesinde baş vurulan diğer tanımlar da şunlar oldu: Kumandanın Kızı, Tukonunki, Esmer Özlem, Bilkentli, Hürriyet Özlem, İngilizceci Özlem, Soydan, Ankaralı Hoca, PYP Özlem, PROGEB Özlem, Fatih-Özlem (Bunlar benim duymuş olduklarım tabii). Adanalı Özlem bile oldum bir ara.

 

En tatlısı da, bir arkadaşın sizi telefondaki ortak tanıdığa hatırlatmaya çalışmasını dinlemektir: “Canım hani var ya, uzun siyah saçlı, kısa boylu Özlem.” Neye benzediğim hemen şekilleniverir gözümde. Henüz yüz yüze tanışma fırsatı bulamadığım harika bir Facebook dostumun Hayatının Fosforlu Kadınıyım paylaştığım resimlerdeki tişörtlerden dolayı. Kim bilir size göre kimim ben. Bana biraz kendimi tanıtır mısınız?

 

Ara ara bununla sınamak lazım aslında oluşmuş kimliğimizi ve dolayısıyla hayatın gidişini. Emrullah olarak kalmamak için verdiğiniz yıpratıcı uğraşlar neticesinde sahip olduğunuz tanımlardan memnun olup olmadığınızı. Bize kendinizi nasıl tanıtacağınızı. Kimsiniz siz? Kendinizin nasıl göründüğünü biliyor musunuz? Kendinizin kim olduğunu biliyor musunuz? Peki siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?

 

HAVAALANINDA

Adam kuyruğa aldırmaz
Herkesin önüne geçer
Biletini uzatır
“Beyfendi, lütfen kuyruğun sonuna.”
“Kim olduğumu biliyor musun?”
“Bir dakika beyefendi.”
Eline mikrofonu alır, anons yapar,
“Burada kim olduğunu
bilmeyen biri var
Tanıyan varsa lütfen gelsin alsın.”

GÜNDÜZ VASSAF

 

Reklamlar