Etiketler

, ,

Uzun zamandır adını duyduğumuz ve merak ettiğimiz onlarca yerden birisiydi İbradı. Haftasonu nereye gideceğimizi bilmeden yola çıkıp 1100 rakımı ve ‘soğuk yer’ anlamında bir ismi olan bu yaylada sonlanmamız çok da tesadüf sayılmazdı bu anlamda, ancak ön hazırlık yapmadan kendimizi yollara vurunca gittiğimiz yerin nesi meşhur, neresini görmeden gelmemeli gibi detayları incelemeden ve zamanı iyi planlayamadan yola çıkmış olduk. Dolayısıyla, halkın yollarda görünmediği bir Kasım gününde İbradı’nın merkezine varınca iç güdülerimizi izlemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı elimizde. Yazıda verilen bilgiler ise tamamen gezi sonrası evde yaptığım araştırmalardan derlemedir.

Eskiden Akseki’ye bağlı olan İbradı, yirmibeş yıldır kendi belediye teşkilatına sahipmiş. Yerleşimin Romalılara kadar uzandığı, Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan Antalya-Konya kervansaray yolunun geçtiği İbradı’yı Evliya Çelebi bile Seyahatname’sinde çok önemli bir belde olarak ifade etmiş.

 

Gördüğüm en güzel mezarlık karşıladı bizi İbradı girişinde. Yolun iki tarafını mesken tutmuş bu mezarlıkta Osmanlı Alimlerine ait mezar taşları bulunuyormuş. Ayrıca mekanın işlevine tezat bir şekilde yaşam fışkıran rengarenk ağaçlarıyla çok romantik görünen bir alan. Burada bulunan koca ağaçlardan bir tanesi 900 küsur yıllık bir kestane ağacıymış ve geçmişte Zeynep Hanım isimli siyah cariyenin asıldığı bu ağaç ‘Arapastık kestanesi’ olarak biliniyor.

Sonbaharın tüm renklerini giyinmiş İbradı sokaklarından geçip Atatürk’lü meydanından sola dönerek önümüze çıkan turistik tabelaları izleme kararı aldık. ‘Erymna Antik Kenti’, ‘Düğmeli Evler’, ‘Altınbeşik Mağarası’ tabelalarının gösterdiği yöne dönüp ilerlemeye başladık ancak evler bitince bulamadığımızdan şüphelenip tereddüt ettik. Meğer Düğmeli Evler üç kilometre ötedeki Ormana’daymış. Mağara ise ondan biraz daha ileride.

Tabii sadece Ormana’da değil Akseki’nin çeşitli yerlerinde varmış düğmeli evler de biz artık ne bulursak bir an önce gezme telaşındaydık çünkü gelirken çok vakit kaybetmiştik.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Evlerin duvarlarında düğme gibi tahta çıkıntıların görüldüğü evlere deniyor düğmeli ev ve dünyanın başka hiçbir yerinde görülmeyen oysa depreme çok dayanıklı ve sağlıklı bir yapı türüymüş bu. Üstelik hiç beton kullanılmadan, yalnızca taş ve ağaçla yapılıyorlarmış. O yüzden de, ‘nefes aldığı’ ifade edilen bu evlerde kalmanın ömrü uzattığı söylenegelmekteymiş.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Harçsız örülen taş duvarların arasına ağaç hatıllar koyuyorlar dikine ve bu hatılların dışta kalan uçları düğmemsi görünümü veriyor. Ayrıca çok sevimli görünen bu mimari UNESCO tarafından korunması gereken dünya mirası aday listesine alınmış. Ormana içindeki resimlerde bu düğmelerden duvara tırmanan çocuklar gördüm ki bence çok hoş bir etkinlik fikri.

Toros Dağlarına yerleşmiş Ormana’da dikkati çeken ve hoşuma giden bir diğer durum da Kültür Evi gibi varlıklarıyla aydın bir çehreye sahip oluşuydu. Zaten geçmişte çok şeyhülislam, kadı ve saray erkanı yetiştirmiş İbradı, günümüzde de okur-yazar oranının %100 oluşuyla haklı gurur duyan bir ilçe. Ormana ise girişindeki tabelasıyla bile düşünmeye sevk eden çağrılar salıyor yüreğimize: “Doğdukları yeri unutmayanların beldesi Ormana”

Ormana’da bir ileri bir geri gittikten sonra arabaya binip başka bir yer daha mı görmeye çalışalım yoksa Antalya’ya mı dönelim diye düşürken bir yandan da Altınbeşik Mağarasının ne tarafta olabileceğine bakınmaya başladık.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ama merkezdeki park ve benzeri mekanlar bile kapalı olduğu için mağaranın açık olabileceğini düşünmedik. Bulduğumuz tabelada kaç kilometre olduğu yazmadığı için o yöne sapıp risk almak da istemedik (Ormana’dan on kilometre aşağıda kalıyormuş). Nasıl bir mağara olduğunu ve açık olsa bile girip giremeyeceğimizi de kestiremedik. Hava gittikçe soğumaya ve kararmaya başlamıştı ve eski yollardan birinden dönecektik ne de olsa. Zamanı ayarlayamayıp geciktiğimiz için antik kenti de göremedik. Dolayısıyla bu bir ön-gezi gibi oldu ve baharda gelip buraları alt-üst etme kararı aldık. Çünkü gerçekten çok doğal ve güzel görünen, bir hafta sonu gezisi için isteyebileceğimiz her şeyi sunabilecekmiş gibi görünen bir belde Ormana. Özellikle mağaranın mutlaka görülmesi gerektiğini iyi anladım.

Bu arada, giderken tercih ettiğimiz yolun başındaki bakkal o yolun iyi olmadığını Manavgat tarafındaki Akseki yolunu tercih edersek çabuk varacağımızı söylediği için Konya yolundan vardık İbradı’ya ama dönerken indiğimiz yol öyle heyecan vericiydi ki bu tür maceradan korkmuyorsanız ve yolda hiç araç-lamba-trafik levhası olmaması sizi rahatsız etmiyorsa, kesinlikle mağaranın yolundan Manavgat’a düz devam etmenizi öneririm (İbradı’ya dönmeden).

Ellibeş kilometrelik bu yolda öyle yükseğe çıktık ki yüreğim havalandı. Bir de hava kararmış olmasaydı da aşağıdaki gölü filan görebilseydik daha mutlu olacaktım. Ayrıca mutlaka biraz mola verip doğayı dinlemenizi tavsiye edeceğim. Daha önce duymadığım kuş seslerinin arasından vadinin derinliklerinde keçilerine bağıran çobanın sesi çok organikti 😉

Antalya’ya 170 km olan İbradı (Konya’ya da 175 km) tarafına konaklamalı olarak tatile gelen yabancı ziyaretçilerin çoğunluğunu doğayla baş başa kalmak isteyen akademisyenler (!) ve bisikletçiler oluşturuyormuş. Ama bence sadece onlara bırakmayıp gezmeli ve keyfini çıkarmalı bu derinlikli yerlerin. Son bir bilgi olarak şunu belirtmeden de geçemeyeceğim: Kaleiçi’ndeki Suna-İnan Kıraç Müzesi gezisi üzerine buradaki evleri de inceleyince yörenin mimari dokusuna dair bayağı bir fikir sahibi oluyor insan, ki bence yaşadığımız yerlerin tarihi ve kültürel dokusunu bilmek önemli bir ayrıntı.

**********************************************************

Kaynaklar:
Dünden Bugüne Antalya – antalyakulturturizm.gov.tr
Ormana Belediyesi – ormana.bel.tr
Fatih Gerçek – erymna.blogspot.com.tr

Güzel bir haber:
Antalya TV

Ve güzel bir belgesel:
TRT

Diğer Videolar:
Zor Yollar (TRT)
Bizim Soframız (Beyaz TV)
Ve Yeşil Doğa (Güven İslamoğlu, CNN)

Reklamlar