Etiketler

,

Antalya Kaleiçi, Kocatepe Sokak’ın iki yakasını mesken tutmuş karşılıklı iki güzel yapı vardır ki aylardır önünden her geçişimde içim gitmesine rağmen girmek nasip olmamıştı: Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi. Dün biraz daha erken bir saatte gitmeyi başarabildiğimiz Kaleiçi’nin sokaklarını arşınlarken yine önümüze çıkan müze kapılarını sonuna kadar açmış, davetkar bir edayla bize sesleniyordu. Özel müze olmasına rağmen ziyaret ücreti de sadece üç lira olunca büyük bir keyifle daldık ‘korunması gerekli kültür varlığı’ olarak tescillenmiş güzel yapının avlusuna.

Kısaca ‘Kaleiçi Müzesi’ diye anılan müze, karşılıklı duran bu iki pembe yapıdan bir tanesinde yer alıyor. Bulduklarında pek iyi durumda olmayan bu eski Türk evini Vehbi Koç’un kızı olan Suna Kıraç Hanım ve eşi satın alarak 1993-95 arasında restore ettirmiş ve 1996 yılında halkın ziyaretine açılmış.

 

Tipik bir ondokuzuncu yüzyıl Antalya evini gezme olanağı veren iki katlı müze binasının üst katında yer alan odalarda eski Antalya yaşantısından kesitlerin sunulduğu mankenli canlandırmalar var.

Çeyiz sandığından çıkarılıp misafirlere sergilenen eşyalar, kahve sunma, kına gecesi gibi tematik köşeleri ses efekti eşliğinde geziyorsunuz. Düğünevindeymişsiniz hissi yaratan ve Anadolu geleneklerinden izler taşıyan bu üç odanın açıldığı ‘hayat’ (ya da ‘sofa’) bölümünün hakkını vererek zaman geçirirseniz Antalya’nın tarihine dair önemli bilgiler ediniyorsunuz.

Profesyonelliğin imzasını taşıyan müzenin her yerinde olduğu gibi bu bölümde sergilenen objelerde de iki dillilik elden bırakılmamış. Eski Antalya evinde süren yaşantının kültürel dayanağı, Antalya evinin mimari özellikleri ve nedenlerine dair açıklamaların yanı sıra, Antalya’dan gelip geçen ünlülerin düşüncelerini ve Antalya tarihine damgasını vurmuş olayları Türkçe ve İngilizce olarak okuma olanağı buluyorsunuz. Eski Antalya fotoğrafları büyüleyici detaylar seriyor gözler önüne.

Müzenin arka bahçesinde ise eski bir kilise binası bulunuyor.

Aya Yorgi (St George) adına inşa edilen bu Ortodoks Rum Kilisesi de yine harap vaziyette 1991 yılında satın alınmış ve onarılmış. Daha doğrusu İnan Kıraç, eşine ellinci yaş günü armağanı olarak bu kiliseyi satın almış.

Aziz Yorgos’un ejderhayı yendiği sahnenin tasvir edildiği süslemenin yer aldığı kapıdan girilen gayet minik ve zarif kilise, Akdeniz mimarisinin özelliklerini taşıyormuş. Konserlerin, sanatsal faaliyetlerin ve toplantıların da gerçekleştirildiği yapı sergi salonu görevi görüyor ve Kıraç çiftine ait seramik koleksiyonuna da ev sahipliği yapıyor.

Kadınlar için olan üst kattaki balkonumsu minik bölmede ise kısa süreli sergilere yer veriliyormuş ki burada ziyaret ettiğim ‘19.yüzyıl Türkiye’sinde sokak satıcıları’ sergisi benim çok daha fazla hoşuma gitti. Hem eğitici hem de eğlenceli olan bu sergiye büyük çocuklar getirilebilir. Hatta getirilse iyi olur.

1860lar Osmanlısının sokak yaşamından günümüze kareler taşıyan fotoğraflar, anılaştırdıkları döneme göre son derece canlı ve kaliteli. Bir kısmı, Türkiye’de fotoğrafçılık sanatının kurucuları olarak tanınan Abdullah Biraderlere ait (Abdullah Frères). Sunulan düğmelere basarak sokak satıcılarının oyunbaz seslerini tekrar tekrar dinleyip ufak bir nostalji yaşayabiliyorsunuz. Fotoğraf ve seslere eşlik eden Sadrettin Savaş’ın minik seramik figürleri ile dönemin sokak satıcılarını tam olarak anlamanız sağlanıyor. Hem de bu kadar küçük bir mekanda. Bu arada bu bölüme güzel bahçede sivrilen sarmal merdivenle çıkılıyor. Ben önce oraya çıkılmıyor sandığım için belirtmek istedim.

Onu oku, bu fotoğrafı incele, simitçilerin sesini bir daha dinle, şu kareyi fotoğrafla derken, dört buçukta daldığımız müzeden kaçta çıktıysak artık dışarı adımımızı attığımız gibi binanın kapılarını kilitlediler 🙂 Ziyareti kesinlikle önerilen bir mekan. Kentin göbeğinde, üç liraya dopdolu bir keyif. Üstelik pazartesi günü açık olan ender müzelerden.

Not: Vehbi Koç Vakfı’na bağlı Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) bünyesindeki yapı kompleksine sokağın karşısındaki bina da eklenerek kütüphane oluşturulmuş. Araştırmacılar ve üniversite öğrencilerinin kullanımına açık binaya giremeyecek kadar aç olduğumuzdan o kısmın keşfini başka zamana bıraktık.

[AKMED, Antalya ve çevresinin tarihi, arkeolojik, etnografik ve kültürel değerlerinin araştırılması, belgelenmesi, korunması, onarılması ve tüm Akdeniz kıyılarındaki ilişkilerin yorumlanmasına yönelik bilimsel çalışmalara destek olmak amacıyla kurulmuş.]

Yer: Antalya şehir merkezinde bulunan Kaleiçi
Adres: Barbaros Mahallesi Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi, ANTALYA
Ücret: Bir Kişi 3 TL / Öğrenci 1,5 TL (Öğretmen indirimi yok)
(ücrete müze ve kilise dahil)
Kapalı olduğu gün: Çarşamba
Gezilebileceği Saatler: Kışın 09:00-12:00 (öğle arası kapalı) 13:00-18:00
Haziran-Eylül 09:00-12:00 (öğle arası kapalı) 14:00-19:30
Web Sayfası: www.kaleicimuzesi.com (son derece detaylı bilgiler veriliyor)

 

Reklamlar