Etiketler

,

Telefonumla aram olmadığını yıllardır etrafımdaki herkes bilir. Eskidir. Akılsızdır. Numarasını bilmem. Çalarsa ilgilenmem. Çoğunlukla çantada unutulan bir alettir. Farkına bile varmam. Hatırlayıp baktığımda şarjı bittiği için kapanmış halde bulurum. Açtığımda mesajlar akmaya çalışır ama eski mesajlar silinmediği için gelemezler. ‘Ulaşılabilir olduğum bilgisi’ yayılır sağa sola. Ulaşılabilir olduğuma inanmıyorsam tekrar kapatırım. Telefondan yıllardır gelmesine alıştığım bencil taleplere hazır hissetmiyorsam: İş yerinin emredeceği keyifsiz ve parasız ek görev, akrabanın zorunlu bir iş için bir yere gitmeni istemesi, kredi vermeye çalışan banka görevlisi, satış temsilcisi, dolandırıcısı, kirayı artırmak isteyen ev sahibi, canı dedikodu ortamı çeken ya da o an duyduğu duygusal boşalım ihtiyacıyla önüne ilk geleni arayıp doldurarak rahatlayan düşüncesiz meslektaş, bulunduğun şehre gelmiş olduğunu aniden bildirip görüşmekte ısrar eden bir başka düşüncesiz arkadaş, mutlaka bulunman istenen bir gösteriş yemeği, babanın ölüm haberi… Çalan telefondan iyi bir haber gelmeyeceği düşüncesi bende kemikleşeli yıllar oldu.

 

Kendinizi düşünün: En son ne zaman durup dururken sırf içinizden geldiği için bir arkadaşınıza ‘seni seviyorum’ yazıp yolladınız? Sadece gerçekten sevildiğini bilsin diye. Yanlış anlar diye endişelenmeden, karşılık beklemeden. Yoksa sevdiğiniz bir arkadaşınız mı yok? Şu an hayatınızda olmasa üzüleceğiniz kimse yok mu? Neden kendisine söylemiyorsunuz? Ölünce ağlamayı mı tercih ediyorsunuz?

Sabah gözünüzü açtığınızda sizi düşünen bir dost mesajına gülümsemek istemez miydiniz? Neden o zaman bunu siz yapmıyorsunuz? Hemen şimdi bir arkadaşınızı arayıp onda çok beğendiğiniz bir özelliği ya da sadece onu çok önemsediğinizi kendisine söyleyip iş dedikodusuna ya da sizi ilgilendirmeyen insanları eleştirmeye geçmeden telefonu kapasanız olmaz mı? Öyle yarım gününü alasıya bir bencillikle laklaklayarak değil, hemen iki dakikada. Sizin aradığınızı görünce “amaaaan bu da şimdi…” cümlesiyle açmasına neden olmayacak kadar kısa.

Kaç gündür göremediğiniz bir çalışanınızı arayıp hal-hatır sorsanız incileriniz mi dökülür? En azından, iş istemek için aradığınız gün doğum günüyse örneğin, önce bu özel günü kutlasanız? Oğlunuzdan para isteyen ya da kocanıza gelirken alacaklarının listesini hatırlatan bir mesaj yerine kıymetlinizin gününü güzelleştirecek bir şiir yollasanız çok mu ayıp olur? Peki kızınıza ‘geç kalma’ mesajı yerine gerçekten o sırada evde olmayı çok isteyeceği güzel bir sürprizi müjdeleseniz? Annenizi kaynananızdan dert yanmak için değil de kendisinin ne kadar değerli bir insan olduğunu hatırlatmak için arasanız? Dostunuza son okuduğunuz kitaptan hoş bir alıntı  yollasanız? İş toplantıları ve rahatça görevlendirme olanağı sunan bir uygulama gibi düşünülmeye başlanan whatsapp’ı sanatsal tartışma ve kişisel gelişim olanağı sunan bir ortam olarak görmeyi deneseniz? Bir deneseniz?

 

Sizler bunları denemeyeceğinize göre, ben de sizin ömür tüketen dedikodularınızı, direktiflerinizi, dolandırıcılıklarınızı, dırdırlanmalarınızı ve depresif hallerinizi dinlemekle değerli zamanımı harcamamak için bakmam telefonlarınıza. Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

 

Reklamlar