Etiketler

, ,

Geçen haftalarda yazdığım ‘gereksiz çocuk doğurma’ aktivitelerini yeren yazılarım üzerine benim neden çocuk yapmadığımın sorulması kaçınılmazdı. O yüzden bu dizinin son bölümünde de kendi yavrulamama nedenlerimi özetlemeye çalışacağım:

 

  1. En başta benim çocuğum bana benzeyecektir diye endişeleniyorum. Yaşamım boyunca inandığım değerler yüzünden çektiğim acıları onun da çekmesine dayanamam. Başkalarına vurmanın hakkımız olmadığının ve arkadaşlığa yakışmayacağının öğretildiği yıllardan çoktan uzaklaştık ve “sana vurana sen de vur” diye sıkı sıkı tembihleyip çocuğuna zorla vahşet duygusu aşılayan şaşkın annelerin dünyasında benim çocuğum dayak yiyen ve yediği dayağı hak etmek için ne yaptığını, hangi davranışını değiştirmesi gerektiğini sorgulayan olacaktır. Küçücük bir çocukken bile ‘doğru’ kabul ettiğim yaklaşımlar daha netken, yılların eğitimcisi olarak artık neyin doğru olduğundan emin olamıyorsam benim çocuğum birbirine/birbirini çekinmeden vuranların dünyasında yer almamalıdır.

 

  1. Dünyada bu kadar çok annesiz-babasız kalmış yavru varken bir tane de benim yapmam çok bencilce geliyor. Şartlarım bir çocuğa yuva açabilecek kadar iyileşirse evlat edinip zaten var olan bir bahtsızın hayatını güzelleştirmek isterim. İlla benden çıkması gerekmiyor.

 

  1. Hiçbir zaman yeterince param ve uygun şartlarım olmadı. İnsanlar olmayan paralarıyla çocuk yapıyor, sonra o çocuğa bakmak için ömür boyu sevmedikleri işlerde çalışıyor, ait olmadıkları hayatı yaşıyor, mutsuzluğunu çocuğuna aşılıyor.

 

  1. Binalarla dolmuş, insan kalabalıklarınca işgal edilmiş dünyamızda gerek çevre kirliliği, gerek kontrolsüz nüfus artışı, gerekse kaynakların duyarsızca tüketilmekte oluşu potansiyel çocuğun geleceğini tehdit etmekte.

 

  1. Hayatının en keyifli olması gereken yıllarını sınavlara hazırlanarak tüketen bozuk psikolojili bir insana daha ihtiyacımız yok.

 

  1. Günümüz şartlarında çocuklar için neyin iyi olduğu, sadece eğitim değil her konuda şüpheli ve bu durum gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor. Şu anda hazırda çocuğu olan sağ duyulu bireyler bile ne yapacağını şaşırmışken varın siz on yıl sonrasını düşünün. Hangi okula yollamalı, bu domates organik mi, bu elbise Çin malı mı, bu oyuncak kanserojen madde içeriyor mudur ki, o bilgisayar oyununa izin vermezsem yanlış mı yapmış olurum?

 

  1. Siyasi ve dini kutuplaşmalar ciddi boyutta artmakta. Çok sevdiğim arkadaşlarımdan birinin katıldığı ‘barış’ mitinginde patlayan bombayla ölenler için çok sevdiğim bir başka arkadaşımın hiç üzülmediğini nasıl açıklayacağım ben çocuğuma (ekmek almak için çıktığı eve sağ salim dönerse)?

  1. En çok da, ‘benim gibi düşünen aydın insanların doğurması gerektiğini’ söyleyip bana kızanların aklına şaşarım. Devletten 300-500 Lira alacaklar diye şakır şakır doğuran zihniyetin hızla çoğaldığı ülkemde bir canı daha harcayamam. Taraftar çoğaltalım diye dünyaya getirdiğim o zavallıcığı bu şartlarda bırakıp göçerken gözlerim açık gider.

 

Hiç suç işlenmeyen Danimarka ya da İzlanda gibi, lükse değil eğitime yatırım yapan beş milyon nüfuslu Norveç gibi, herkesin okur-yazar olduğu ve eğitim kalitesiyle dillere destan Finlandiya gibi, kadınlar için son derece güvenlikli İsveç gibi mutlu insanların ülkelerinde yaşıyor olsaydık belki bir kez daha düşünürdüm bu kararımı. Her şeyin iyisini en az diğer uluslar kadar hak ediyor zavallı çocuklarımız. Refah düzeyi ileri ülkelerde doğan çocuklara ücretsiz bakım ve kaliteli eğitim verilmesinin yanı sıra, nüfus artışı konusunda da halkın bilinçlendirilmesine devam edilirken biz halkı sapır sapır üremeye yüreklendirirsek yakın gelecekte hiçbir yerlere sığamayacağız. Açlık, yoksulluk, kötü beslenme ve susuzluğun kol gezdiği ülkelerden biri olacağız. 2050’de gerçekleşmesi öngörülen nüfus 9.7 milyar ve bu artışın en büyük sorumlusu bizler ve bu anlamda bize benzeyen Hindistan gibi ülkeler… Paylaştığımız gezegendeki sınırlı kaynakları tüketen daha fazla beşer barındırmaya çabalayarak geleceğimizi sıkıntıya soktuğumuz için tüm dünyadan (ve çocuklarımızdan) özür dilemeliyiz.

Eve bir kedi almamamın nedeninin kedileri çok sevmem olduğunu kabul ettiremediğim gibi çocuk yapmama sebebimin çocukları çok sevmem olduğunu da kimselere anlatamadım. Her sene onlarca çocuğum oluyor ama benim bedenimden çıkmış bir çocuk yoksa dünyada bunun sebepleri çocukları çok seviyor oluşum, içinde yaşadığım dünyaya çocuk getirmek istemiyor oluşum ve yakın vadede ülkemizin geleceğinden ziyade uzun vadede çocuklara bırakacağımız dünyamızı önemsiyor oluşumdur.

 

 

********************

 

Dünyanın en mutlu on ülkesi hakkında daha fazla bilgi almak için Gezgin Anne’yi okuyabilirsiniz.

Reklamlar