Etiketler

,

Herkesin gittiği yerlere gidip yaptığı şeyleri yapmaktan keyif alan ve bununla yetinebilen bir insan olamadığımdan ve sıradanlığın olduğu yerde beni bir kaşıntı tuttuğundan aniden belirmiş eksantrik gezi taleplerime alışıktır çevrem. Bir Pazar sabahı sekizde tepenize dikilip yağlı güreşlere gitmek de isteyebilirim, gece coşulan rakı sofrasında aşka gelip kilometrelerce yol gitmek de.

 

Yine böyle bir anın pençesinde, cayır cayır bir Antalya öğleninde hayvanat bahçesi gezesim gelince netten ufak bir araştırma yaptık ve insanların “hiç de bir şey yok, sıradan kuş, ördek, koyun” türünden yorumları karşısında bile yılmadan iç güdülerin kumandasında Kepez’in yolunu tuttuk.

Daha içeri girdiğiniz andan itibaren farkını hissettiren bir bahçe burası. Yemyeşil piknik alanını geçip arabanızı bıraktıktan sonra her tarafa yerleştirilmiş “kabuklu kuruyemiş yemek yasaktır” uyarıları eşliğinde, kiloluk çekirdek yüklü ailelerle birlikte hayvanat bahçesine giriyorsunuz. 569 bin m² alana (piknik kısmıyla birlikte) çok büyük bir özenle ve çevreci kaygılarla yerleştirilmiş hayvanat bahçesi 127 türde 1000 kadar hayvana ev sahipliği yapıyormuş. Tabii ki bunların arasında kuş, ördek, koyun da var, kabuklu kuruyemiş çöpünü yerlere ve hayvanların kafasına atan da. Türkiye’nin en iyi hayvanat bahçesi konumundaki alanda istisnasız her grubun çekirdek yiyerek ve hayvanlara atarak dolaşmasını engelleyememeleri kötü olmuş tabii. Öte yandan, kendi deyimleriyle, ‘hayvan refahını ön planda tutarak, bünyesinde bulunan hayvanların doğal ortamlarına uygun koşullarda barınmasını ve beslenmesini sağlayan’ bu eşsiz yaşam alanı, değil sadece Türkiye, Avrupa’da gördüklerimden bile kat kat güzel ve iç açıcı bana kalırsa. Antalya’nın öğlen sıcağında gittiğimiz bahçe öyle serindi ki hayvanlar mutlu görünüyordu. Örneğin Valencia Hayvanat Bahçesinde deneyimlediğimizin aksine, ‘sıcak’ diye odasından çıkmadığı için göremediğimiz tek hayvan aslan ve yaktı.

Hayvanların salına salına dolaştığı, içinden çay geçen, göletlerle serinleyen, özel yapılmış ahşap tırmanma alanlarıyla güzelleşen, koca çamların koyu gölgesindeki geniş bölgeleri görünce asıl kafese alınanın biz olduğumuz hissine kapıldım. Ceylanlarla koşasım, geyiklerle toslaşasım, bakıcısının tuttuğu hortumun suyuyla oynayan kaplanla yerlerde yuvarlanasım geldi.

Çocuklar için verilen eğitimin yanı sıra nesli tükenme tehlikesi altında olan hayvanlar için gösterdikleri çabalar takdire şayan. Bir fil görmedim diye hiç de üzülmediğim hayvanat bahçesinde bana göre en ilgi çekici türler emu, oklu kirpi, Bengal kaplanı, vaşak, koati, sırtlan, yaban domuzu, boz ayı, cüce keçi, çalı kangurusu, altın sülün ve babun idi.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bir ara kendimi safaride ya da belgesel çekimlerinde hissettim desem abartmış olmam. Nitekim kızıl geyiklerin nasıl bağırdığını en az onbeş dakika dinledim; yavru kaplanın nasıl suyla oynadığını, babunlarla diğer maymunların teller ardından kapışmasını, bit ayıklama seanslarını, sarı sülünün nasıl kur yaptığını, dal gibi yılanların ikili dansını doyasıya izledim; sırtlanın aslında ne kadar büyük hayvan olduğunu, emunun neye benzediğini öğrendim; oklu kirpinin deştiği toprağa bedenini yapıştırma çabasını, deve kuşlarının bizlerden uzun boylarının ürkütücülüğünü gözlemledim; cüce keçilerin melemesine kahkahayla güldüm.

Kırkını aşmış bir öğretmene bile öğretebileceği bunca bilgi barındıran hayvanat bahçesine geniş zaman ayırarak çocuklar götürülmeli. Üzücü bir şekilde, yanımdan geçen üç farklı gruptan “Haydi gidelim artık” türünde çocuk yakarmaları işittim. Böylesi etkinliklere alışmamış yavrularımız, yeterince aydınlatıcı, eğitici ve ilgi yönlendirici olamayan ailelerinin yanında sadece dangır dungur yürüyüp geçtikleri yollardan sıkılıyorlardı. Daha kötüsü ise Bengal kaplanına bakan dört yaşlarında bir kız çocuğundan geldi: “Şimdi bu aslan mı deve mi?”

 

Lütfen alın artık çocukların elinden şu gereksiz aletleri. Kendi kafanızı da çok akıllı telefonlarınızdan kaldırıp hem kendiniz hem de geleceğimiz için güzel şeyler yapın. Hemen bu hafta sonu başlayın.

 

Yer: Kepez (şehir merkezine 13 km, tramvay son durağa 900m mesafede)
Araba ile Giriş 10 TL (kaç kişi olursa olsun)
Bir Kişi 5 TL / Öğrenci 50 Kuruş
Gezilebileceği Saatler: Kışın 09:00-17:30 / Yazın 09:00-19:00

Web Sayfası: http://antalya.bel.tr/antalyazoo/ (güncellenmemiş)

Sanal Tur: Mekan360.com

Hayvanat Bahçesi Müdürü Veteriner Hekim Süleyman Karaca ile Röportaj: Antalyagazetesi.com.tr

Reklamlar