Etiketler

, , , , , ,

Biraz önce Antalya semalarında dolanan bir helikopter sesi beni uykumdan uyandırdı. Karanlıkta korkudan iki kat büyümüş gözlerle cama dikilip gökyüzünü taradım uzun bir süre, lakin kesilmeyen mekanik pırpırın nedenini göremeyen gözler yüreğimi de yatıştıramadı.

 

En son ben küçükken güzeldi helikopterler. Hepsine el sallardım babam geçiyor diye. Her gün evin arkasındaki binaya uğurladığımız babam göklerde çalışıyordu sanki. Yıllar sonra ebedi olarak göğe çıkan babacığıma şimdi helikopter sesi duymadan da el sallıyorum.

 

Sonrası hep korku… Bu güzel aletin uykuyu bölen sesi her zaman büyük acılar getirdi bana ve zavallı ülkeme.

 

Antalya’mın en değerli ormanlarının kavruluşuna tanık oldum çaresizlik içinde. Bu doğaya sevdalı gözler, başta Olympos’taki olmak üzere, talihsiz yangınlara tanıklık etti yürek dağlayan tesadüflerle. Susmak bilmeyen, arada iyice artan titreşimleriyle mekanları zangırdatan helikopterlerin altından sarkan ve bir kaşık su taşıyan 3-5 tonluk kovaları izledim günlerce, gecelerce, iki gözüm iki çeşme. Kalbimde, sönmeyen alevlerin, dinmeyen yangınların, fırlayan kozalakların, çığlık çığlığa can veren hayvancıkların sesiyle özdeşleşti şafakla gelen helikopter sesleri.

 

Derken bir Gezi’ye çıktık hep birlikte, hararetlendi Ankara sokakları da gecelerde. Yatağımızdan fırlatan her pırpırda ya giyinip sokağa koşar ya oturup seller boşalan gözlerle geceyi dinlerdik. Polis helikopterlerinin pırpırlarıyla kalbimizinkiler birbirine karışırdı. Bilirdik, bir yerlerde beliren bir grup yangılı yüreğe hoyratça müdahale ediliyor. Belleğimde, tazyikli suların, yanan gözlerin, vatan sevdalısı genç yüreklerin, sebepsiz gidişlerin izleriyle özdeşleşti gece gelen helikopter sesleri.

 

Geçen yıl Antalya’ya yerleştiğimde ilk duyduğum helikopter sesiyle yüreğimin ağzıma geldiğini fark eden eski Antalyalılar rahatlatmak istedi beni: “Telaşlanmana gerek yok. Zengin birileri arsa beğenmeye çıkmıştır.” Korkularıma bir yenisi eklendi. Beynimde, bilinmezden çıkan yangınların, tüccarını bekleyen kütük yığınlarının, temizinden bir ağaç gövdesini kendine mal etmeye çalışan köylünün, kepçe girmiş koca arazilerin, parsellenen sahillerin, tomar tomar paraların görüntüsüyle özdeşleşti sabah gelen helikopter sesleri.

 

Hala devam eden mekanik pırpıra, üç camimizden ardıl yükselen ezan sesleri ve köpek ulumaları da eklendi. Yaşadığım gün dimağımda canlandı: Bir dostumun annesi belinden ameliyat oldu. Bir oteller zincirinin Antalya’da 600 odalı tatil köyü açmak için yer baktığına dair haber okudum. Minicik bir öğrencimizin aydınlık yüzlü annesi genç yaşında ölerek ardında derin bakışlı bir baba-kız bıraktı. Birkaç gün önce göçen babasına doyamadığına yanan arkadaş göz yaşlarına boğuldu. Ülkemde nice yavrular, nice analar, babalar, nice kadın yürekleri ağlamaktan nasır bağladı.

 

Yine uykunun haram olduğu bu -karanlık- gecede üstümüzü örten göğün bir an önce aydınlanması ve çok uzun zamandır yaşanan geceden sabaha çıkılmasından başka bir şey değildir dileğim.

Reklamlar