Etiketler

, , , ,

Bugünlerde yatıp kalkıp ‘patronsuz, tasmasız, bağımsız ama maaşsız’ bir hayatın düşlerini kuruyorum. İşe gidip gelmem gerekmese her saniye hür yaşam düşlerimi planlayacağım bu heyecanlı günlerimin olumlu enerjisine “parasız ne yapacaksın” diye endişe saçan arkadaşlarım bile ket vuramıyor. Belki onlar da görüp biraz gerçek mutluluğu düşünsün diye, belki başkalarına da fikir versin diye, belki de kendime kanıtlayıp fikrimin çekiciliğini güçlendirmek için bir yapılabilecekler listesi çıkardım. Buraya yazamadığım, kendi defterimde kalan bazı özel maddeler dışındaki elli fikrim şunlardan oluşuyor:

 

  1. Başka kentlerdeki arkadaşları ve akrabaları ziyarete git, onları davet et,
  2. Futbol maçına git,
  3. Bir yabancıya Türkçe öğret (birine bir şey öğret),
  4. Bir yaşamöyküsü yaz,
  5. Internetten İspanyolca öğren ve kentte yaşayan İspanyol bul,
  6. Yeni insanlarla tanış, görüş,
  7. Koroya katıl,
  8. Flamenko öğren,
  9. Kitap kulübü yap,
  10. Her gün yürüyüş yapmaya devam et,
  11. Parka ya da sahile içeceğinle git, kitap oku,
  12. İşte çalışırken olduğu gibi günlük program yap,
  13. Aylık, yıllık, beş yıllık hedefler koy, zarfta kapatıp kaldır, zamanı gelince kontrol et,
  14. Her ayın ilk çarşambası aynı grup kız arkadaşınla buluş, sohbet et, çatlayasıya gül,
  15. Dergi oku,
  16. Kütüphaneye git,
  17. Her gün yaz,
  18. Eve misafir çağır, çay-kahve-sohbet manyağı ol,
  19. Evde spor yap,
  20. Yapboz yap,
  21. Bir grupla trekkinge git,
  22. İspanyolca bir şarkı ezberle,
  23. Senfoni dinlemeye git,
  24. Ev dekorasyonuna ufak dokunuşlar yap, gördüğün yerleri bu gözle incele ve arada bulduğun değişik malzemeyi kullan,
  25. Dolapları ayıkla, giymediklerinden ve kullanmadıklarından kurtul,
  26. Toplu taşıma araçlarına atlayıp bilmediğin yerlere git,
  27. Daha çok sebze dik,
  28. Sergilere git,
  29. Başka ülkelerden mektup arkadaşları bul,
  30. Daha basit, görsel ağırlıklı, az metinli başka bir blog yaparak daha çok insana ulaşmaya çalış,
  31. Sürprizler yap,
  32. Çok yakınında olduğu halde hala gitmediğin bir yere git,
  33. Kültürel etkinlik yapan mekanlar bul (kitabevi gibi) ve etkinliklerine katıl, destek ver,
  34. Her gün yeni bir şey öğrenmeyi zorunlu kıl. Internetten, kitaplardan, gezip gördüklerinden ve birilerinden bir şeyler öğren: Evde rakı yapan adamdan, degüstatörden, bilgisayarda oynayan çocuktan, radyocudan. Para almadan yardım teklif etmek ve izlemek suretiyle değişik iş kollarını öğren.
  35. Mesleğinin dışında en az bir konuda çok çok iyi ol,
  36. Görmek istediğin bir yere gidebilecek parayı biriktirene kadar yarı zamanlı işler yap,
  37. Yapmayı bildiğin şeyler listesi çıkar, başkasına faydası olur mu diye düşün,
  38. İhtiyacı olan birisine sıkıntıda olduğu konuda yardımcı ol,
  39. Değişik içecekler yapmayı öğren, keyfine var,
  40. Bilmece yaz, palindrom bul,
  41. Belediye etkinliklerini takip et, yarışmalara katıl,
  42. Hayatında gereksiz olduğunu düşündüğün şeylerin listesini çıkar, listendekilerin gereksizliğini kabul ettiğini aklında tutarak yaşamından çıkarmaya çalış,
  43. Para verilerek yapılacak bir şeyin gerekliliğini sorgula. Gerekmediğine karar verirsen parayı kumbarana at,
  44. Kumbaraların üzerine istediğin şeyleri yaz. Atacağın bir lirayı hangi hedefte biriktirmek istediğine karar vererek at (böylece önceliklerin de ortaya çıkar),
  45. Çocuklara masal oku,
  46. Haftada bir konsept/ülke günü yap. Örneğin Hindistan’ı araştır, evi ona uygun bir şekilde düzenle. Internetten müzik ya da radyosunu aç, tütsü yak, yemeklerinden yapmaya çalış, filmini izle.
  47. Duyunca burun kıvırdığın bir etkinliğe kendini zorlayarak katılıp bunca yılda kemikleşmiş ön yargını eritmeyi dene, eve dönünce hislerini kaleme al,
  48. Sabah çok erken dışarı çık, kentin sessizliğinde yürüyüş yap, spor yap, meditasyon yap, resim çek, eve dön.
  49. Yıllardır ‘yapamam’ deyip geri durduğun bir şeyi yap: Resim yap, basketbol oyna,
  50. Yeni telefon numarası al, sadece hayatında gerçekten varolan kişilere ver.

 

Yapabileceğim öyle çok şey var ki sabırsızlanıyorum. Sadece benim değil hepimizin öyle çok yeteneği var ki. Yaz sezonu gelene kadar bütün kış evinde pinekleyen turizmcinin de, düşük gelirli emeklinin de birçok olanağı var aslında.

 

Boş zamanların ‘boş’ değil asıl dolu olması gereken zamanlar olduğunu anlarsak belki çok daha mutlu, kendimize-yaratıcı, doyumlu olabiliriz. Özellikle belli bir yaştan sonra kendi hayatının sona erdiğini sanıp torun bakarak, telefon başında bekleyip ağlayarak, ya da her gün bomboş oturup yaşamın sonunu çağırarak ömrünü geçiştiren insanlarla dolu ülkemizde sırtını yaslayacağın bir koca edinip her gün televizyon izlemeyi garantilemek de normal oluyor, ‘yaşlanınca bana baksınlar’ fikriyle çocuk yapmak da.

bbr

Oysa kendimizle barışık olsak, yüreğimize bakıp kendi sesimizi dinlesek ve beynimize inansak yapabileceğimiz öyle çok şey var ki. Karısı olacağımız birini bulabilmek değildir asıl başarı. Kırklı yaşlarında ilk defa denediğin sebze ekme işinin sonunda minicik biberini koklamanın yüzüne yaydığı gülümsemedir. ‘Ben anlamam’ deyip bilgisayara şeytan görmüş gibi bakmak yerine, ömrün boyunca öğrenmek istediğin bir beceriyi ellilerinde Internetten öğrenmektir. ‘Kafelere verecek iki lira çay param yok benim’ diyerek bütün gün evde oturacağına sadece basit bir termos almayı akıl edebilip altmışlı yaşlarında sahilde çayını etrafındakilerle de paylaşabilme lüksüdür. Yetmiş yaşında masayı dolduracak kimsen olmasa da sofranı kurup apartmandaki üniversite öğrencisine de bir kap götürme büyüklüğüdür.

 

Yaşam her şeyiyle bize bir ziyafet sunarken açlıktan ölmek size de biraz acınası gelmiyor mu? İş ki, başlangıcını unuttuğumuz bir süreden beri doğru kabul ettiğimiz, alıştığımız için yaptığımız ya da yapmadığımız şeyleri değiştirmeyi bir akıl edelim. Başkalarının ateşinin bize ulaşmasının zayıf olasılığına bağımlı yaşamak yerine kendi ateşimizi yakalım.

 

Nazm

 

Reklamlar