Anneciğimden mektup var…

Şurdan Burdan

Antalya’dayım. Aslında tatil yapma ile bir alakası yok, kızımın yanındayım ve benim için en büyük tatil, önemli günlerde çocuklarımı yanımda görmek.

Bir gün evde otururken telefon geldi. Bir telefon daha… Hem kızım, hem de oğlum (damat) “Anne evde tek başına ne yapacaksın, haydi gel, bekliyoruz” dedi. Oooo… anne durur mu? Zaten çocuklarım Fizan’da olsa yolu bilmeden düşerim yollara. Ve geldim. Karşılama mükemmeldi; ben mutlu, onlar mutlu, güzel bir yılbaşı geçirmeye adım attık.

Alışveriş, evde düzenlemeler derken yeni yıla çeyrek kala uyumuşum. Telefon ile uyandım ve eğlenmeye devam… ve bu devamlılık dört gün sürdü.

Yılbaşının ertesi günü, ‘onlar uyusun, rahatsız etmeyeyim’ düşüncesiyle dışarı çıktım. Müthiş yağmur, fırtına ve çoğu yerin kapalı olmasına rağmen ‘saat üçü yapayım’ diye bayağı bir gezdim. Pazara bile gittim. Onlara çiçek aldım, alışveriş yaptım. Telefon ettiler, “Seni bekliyoruz” diye. Ben yine yanlış yapmışım; onlar uyanalı epey olmuş, beni bekliyorlarmış. Tabii hemen ünlü tribimi (yani kapris) koydum ortaya…

View original post 528 kelime daha

Reklamlar