Etiketler

, , , ,

1884’te İstanbul’da doğan yazar, gazeteci, çevirmen, hatip, akademisyen, öğretmen, müfettiş, onbaşı, milletvekili, anne Halide Edib’in çeşitli ülkelerde, kentlerde ve cephede geçen yaşamı 1964’te yine İstanbul’da son buldu.

II. Meşrutiyetin ilanıyla yazarlığa başlayan Halide Edib yirmibir adet romanın yanı sıra öyküler, tiyatro oyunları ve inceleme yazıları yazarak Tük edebiyatında önemli yer edindi. Eserleri ülke sınırları dışında da okundu. Ayrıca opera librettosu ve eğitim kitabı da vardır.

 

Babası, Sultan II. Abdülhamit döneminde Padişah Hazinesi Katipliği ve Reji Müdürlüğü yaptı. Annesi, Halide küçükken veremden öldü. Onbir yaşından genç öğrenci almayan Amerikan Kolejine gidebilsin diye hem başka eve taşındılar hem de yedi yaşındaki Halide’nin yaşını büyüten yeni bir nüfus kağıdı çıkardılar ancak küçük yaşından dolayı Halide’yi çok zorlayan bu ilk Kolej deneyimi ancak bir yıl sürdü ve Halide’nin anlatış şekliyle ‘irade ile’ mektepten çıkarıldı. İrade ile kastedilen padişah buyruğu idi ve ‘Hristiyan okullarında Müslüman çocuklar okuyamaz’ fermanıyla okuldan ayrılmak zorunda kalmıştı.

 

Evde özel dersler aldı. İngilizce öğrenirken kitap çevirdi ve bu başarısı Sultan Hamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. İleriki yıllarda Amerikan kolejine (sonraları Robert Koleji olan Üsküdar binası) geri dönme şansı elde etti ve hem zeka hem de bilinç düzeyi yaşıtlarının ilerisinde bir birey olarak kolejin sunduğu nimetlerden çok iyi bir şekilde yararlandı. Robert Lisesinden diploma alan ilk Müslüman kızlardan biri oldu.

 

Okulu bitince, Matematik Öğretmeni Salih Zeki Bey’le evlendi. Arkadaşlarının hiç evlenmez dediği Halide kendisi onyedi yaşındayken ilgi duyduğu kırk yaşındaki bu Matematik dahisinin ikinci eşi olmayı kabul etti. Evlilikleri süresince Zeki Bey’e çeşitli çalışmalarında ve Kamus-u Riyaziyat (Matematiksel Bilimler Sözlüğü) adlı eseri yazmakta yardım etti. Ayrıca ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçe’ye çevirdi. Sultan Abdülhamid’in de sevdiği Sherlock Holmes ve Hamlet çevirdiği diğer eserlerdendir. İngilizce, Fransızca, Arapça ve Yunanca biliyordu. 1910 yılında Salih Zeki Bey’in ikinci eş alma isteğini kabul etmeyince dokuz yıldır ‘Halide Salih’ olarak sürdürdüğü hayatına nokta koydu.

 

1908’de II. Meşrutiyetin ilanının ardından Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin Gazetesinde ilk yazısı çıktı. Kadın haklarıyla ilgili yazılar kaleme alıyordu. 31 Mart ayaklanması sırasında aldığı ölüm tehdidi içeren mektuplardan duyduğu endişeyle iki oğlunu da alıp Mısır’a, oradan da İngiltere’ye gitti. Orada tanıştığı Russell gibi değerli kişilerle sohbetler bildiği yolda ilerlemesine ve sağlam duruşunu beslemesine sebep oldu. 1909’da döndüğü İstanbul’da yazmaya devam etti. Bu arada, kız öğretmen okullarında öğretmen ve vakıf okullarında müfettiş oldu. Bu görevleri sayesinde İstanbul’un eski semtlerini, arka mahallelerini tanımış oldu.

 

1910 yılında çıkan ‘Seviyye Talip’ adlı feminist romanı nedeniyle eleştiri yağmuruna tutuldu. Tabii ki yılmadan yazmaya devam etti.

 

 

Balkan Savaşı yılları sırasında kurulan Kadınları Yükseltme Derneği’nin parçası oldu. 1913’te savaş sona erdiğinde Halide Hanım Müfettişlik görevindeydi.

1916’da okul açmaya Lübnan’a ve Suriye’ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Bu arada Bursa’da aile doktorları olan Abdülhak Adnan Adıvar Bey ile evlendi (1917).

1918’de Türk orduları Lübnan ve Suriye’yi boşaltınca O da İstanbul’a döndü, Batı Edebiyatı okutmaya başladı.

Türk Ocaklarında çalıştı. Köycüler Cemiyeti Başkanı oldu. Ülkesini çok sevdiği için hep bir çıkış yolu aramakla meşguldü. Milli Mücadeleyi en önemli meselesi haline getirdi. Karakol adlı gizli örgüte girdi. Anadolu’ya silah kaçırılması işinin bir parçası oldu. Başyazar olarak gazete yazılarına devam etti. İstanbul’da halkı ülke işgaline karşı harekete geçirmek için konuşmalar yaptı. 19 Mayıs 1919’da yapılan Fatih mitinginin ilk konuşmacısı olarak yaptığı halka seslenişle belleklerde derin iz bıraktı. Sultanahmet mitingindeki konuşmasında doğal bir şekilde ağzından dökülen şu söz ise kitaplarda yerini aldı: “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır”.

 

1920’de İstanbul İngilizler tarafından işgal edildiğinde pek çokları gibi Halide ve eşi hakkında da idam kararı çıktı. Padişahın onayladığı kararda idama mahkum edilen ilk altı kişi arasında şu isimler vardı: Mustafa Kemal, Adnan ve Halide Edib Adıvar.

 

1921’de orduya katılmak istedi ve bu dileğini Mustafa Kemal’e bildirince cephede görev aldı. Sivil olmasına rağmen Sakarya Savaşında aldığı onbaşı rütbesiyle savaşta yer alan Halide Edib cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yaptı, savaş kahramanı sayıldı ve başçavuşluğa terfi etti. Kurtuluşumuz uğruna Atamızın yanında çarpışmaktan geri kalmayarak İstiklal Madalyasına hak kazanan çağının ötesindeki bu kadın gerekli gördüğünde Mustafa Kemal’le fikir ayrılığını da yüreklilikle ve iyi bir savunmayla dile getirdi. Ülkesinin refahını ve gelişimini her şeyden üstün tuttu.

Halide Edib’in Ankara Kızılay Başkanlığı yapma ve ABD Williamstown Siyaset Enstitüsünde Konferans Başkanlığı yapan ilk kadın olma gibi özellikleri de vardır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansının kurulmasında rol almıştır. Yine o yıllarda yaptığı gazetecilik ve savaşa dair kaleme aldıklarıyla ortaya çıkmış romanları sayesinde o dönem yaşananlar hakkında daha belirgin bir resim elde etmekteyiz. Ayrıca ömrü boyunca kadının eğitilmesi ve toplumsal konumuna değinmiş, İngiltere gibi ülkelerde bile kadın-erkek eşitliğinin henüz gündeme geldiği (suffragette) bir dönemde kadın hakları savunuculuğu yapmıştır.

 

1926-1940 arasında yurtdışında geçirdiği yılları konferanslar vermesini, İngilizce eserler yazmasını ve böylece zamanının dış ülkelerde en çok tanınan yazarı olmasını sağladı.

 

İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörü olmuş ve İngiliz Filolojisi Kürsü Başkanlığı yapmış akademisyen Halide Edib 1950’de meclise girmiş bir milletvekili idi.

 

Aynı ideolojiye sahip olmadığı Nazım Hikmet’in hapiste yatması bile ağrına gidecek kadar özgür fikirli bir birey olan Halide Hanım sanatını çok takdir ettiği Hikmet’in içinde bulunduğu adaletsizliğe her fırsatta değindiği yetmiyormuş gibi hapisteyken kendisine bir süre düzenli olarak para yollamıştı.

 

I. TBMM Hükümetinde Sağlık Bakanlığı da yapmış olan ikinci eşi Adnan Adıvar’ı her zaman çok önemseyen Halide Edib, O’nun kaybıyla sarsıldı (1955).

 

1964’te böbrek yetmezliği ile sonlanmış seksen yıllık değerli ömrüne sığdırdığı sayısız başarı özellikle Türk kadınının özgür hayatına yön vermede büyük rol oynamıştır.

 

 

 

 

 

 

Adıvar, H.E., (2007), Mor Salkımlı Ev, İstanbul: Can Sanat Yayınları Ltd Şti

Wikipedia – İngilizce & Türkçe

Halide Edip Adıvar, İlber Ortaylı, Milliyet

Bu Topraklardaki İlk Duygu Asena, Ayşe Arman, Hürriyet

 

 

Reklamlar