Etiketler

, ,

1887 – 1924 yılları arasında  yaşamış olan Fikriye Hanım Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ikinci eşinin kardeşinin kızıydı. Çok iyi derecede Fransızca ve Yunanca biliyor, piyano ve ud çalıyordu. Duygulu, hoş görülü ve içten bir kadındı. Narin yapısı ile hastalıklara çok dayanıksız bir can olduğu için eğitimini tamamlayamadı.   1923 yılına kadar Çankaya Köşkünde Mustafa Kemal’e yardım etti. 1921 yılında Atamız Köşke taşınmadan önce Fikriye Hanım Köşkü tam anlamıyla elden geçirip düzenli ve hazır hale getirmiştir. Mustafa Kemal rahatı göz önünde bulundurularak her anlamda hazır edilmiş bu malikaneye yerleştikten sonra da Fikriye bir yandan ‘hala’ dediği Zübeyde Hanım’a baktı, bir yandan köşkün işlerini yaptı, konuklarını ağırladı. Bütün çalışkanlığına rağmen en başta Mustafa Kemal’in kardeşi Makbule Hanım tarafından hiç sevilmedi.   Ciğerlerinden rahatsız olduğu için bir dönem Münih’te yaşadı. Ancak çok değer verdiği Mustafa Kemal’in 29 Ocak 1923 günü bir başkasıyla evlendiğini duyunca apar topar ülkeye döndü. Değil Köşke, Ankara’ya gelmesi bile engellenmeye çalışıldı. Fikriye Hanım İstanbul’a geldiğinde Refet Paşa ile birlikte Adnan Adıvar’ın yanına giderek durumu Mustafa Kemal’e bildirdiler fakat cevaben gelen telgraf olumlu değildi. Bir süre İstanbul’da kaldıktan sonra Gelibolu’ya geçen Fikriye Hanım bir ailenin yanında kalmaya başladı fakat bir süre sonra dayanamayıp Ankara’ya gitmenin yolunu aradı. Nihayet, kaldığı aileye temizliğe gelen bayanın kimliğiyle İstanbul’a, oradan da Ankara’ya gitti. 30 Mayıs’ta ulaştığı Köşkte kendisine hiç iyi davranılmadığı, kısaca ‘kovulduğu’ için hep yanında taşıdığı silahıyla kendini vurdu. Mustafa Kemal’in kendisine hediye olarak verdiği Browning marka tabancanın iki yanında ‘F’ harfi vardı. Bu tabancadan çıkan kurşunla değil, kurşunun açtığı yaranın enfeksiyon kapması ve zaten var olan vereminin kötülemesi sonucu öldüğü söylendi. Bazıları da aslında başkası tarafından vurulduğunu iddia etti. Her ne sebeple ölmüş olursa olsun otuzyedi yıllık ömrüne son noktayı koyan bir -kurşun- yüreğinden dolup taşan sevgiyle güç bulan zayıf bedenini delip geçmiş ve istenmeyen varlığını yol ortasından çekmişti.

Reklamlar