Etiketler

, ,

Ayağında hissettiği ıslaklıkla ürperdi. Dalgalar kanlı patikleri yıkamak istercesine hızlı dövüyordu ayaklarını. Canından çok sevdiği yavrusuna yaptığı bir hata için kızan ama bir yandan da kanatları altında saklayıp tüm dünyadan korumaya çalışan bir anne edasıyla köpürüyordu. Sahilde annesinden kalan patiklerle dolaştığını anca o zaman fark etti. Nasıl gelmişti buraya kadar? Bir süredir bedenini ele geçirmiş kişi yavaş yavaş ayrılmak istiyor gibiydi. Son bir saat içinde olanlar gözünün önüne gelince hızla arkasını dönüp çadırı kurdukları düzlüğe baktı. Yerde yatan bedenin sapsarı saçlarını seçebiliyordu sadece. Gün ağarıyordu. Ateş çoktan sönmüş, sabaha kadar içtikleri şarapların sıcaklığı bile bir anda yok olmuştu. Kumdan, kandan ve tuzlu sudan ağırlaşmış patikleri çıkarıp çadıra doğru yürümeye başladı. Buz tutmuş çıplak ayakları bir saat önce sıcacık patiklerinin içinde cıvıl cıvıl dans ediyorlardı. Ta ki o sarı saçların sahibi ağzından çıkan bir cümleyle müziği susturup dünyayı durdurana, havayı bir anda dondurana kadar: “Kaan’a anlattım. Ömrünün geri kalanını birlikte geçireceğin adamın bunu bilmesi gerekirdi.

 

Yerdeki beden kımıldıyordu. Yeni doğan günün kızıl ışıklarının vurduğu sahilde ayakları hızla ilerleyen bir salyangozun izlerini bırakıyordu. Anneciğinin ördüğü patikler ağlıyordu. Sarı saçlar inliyordu: “Özür dilerim.

 

Özür nereye kadar affedilebilir? Özür dilemesi Kaan’ı geri getirecek mi? Yıllardır düşlerini kurduğu mutluluğu verecek mi? Hani herkese ikinci bir şans verilmeliydi… Karşısına çıkan şansın parmaklarının ucundan kayıp gitmesine izin vermeseydi yeni doğan günle geçmişinin üzerini çiziverecekti. Bedenine saplı bıçağın yaydığı kırmızılıklar içinde yatan sarı saçların karşısında haykıran patikleriyle dikiliyor olmayacaktı şimdi. İçindeki karanlıktan çok uzaklara Kaan’la yelken açıyor olacağı için kutlamaya ve vedalaşmaya gelmişlerdi bu gece bu koya. Bugün onun için güneş bir başka doğacaktı. Artık nihayet mutlu olacak, anneciği onunla gurur duyacaktı. Herkesin ikinci şansı olmalıydı.

 

Özür dilerim

 

En iyi arkadaşıyla vedalaşmak için planladıkları bu özel gecenin sabahında kendisini bekleyen tek yeni hayat üçüncü sayfaya yerleştirilmiş bir çerçeveyle sınırlandırılıyordu. Rahmetli annesi bir daha asla rahat uyumayacaktı. Bu özür üzüntüden ölmüş annesine iyi gelir miydi? Patiklerine sarıldı. Yardım bekleyen gözlerin sahibine doğru eğildi. Üflenmeyi bekleyen doğum günü pastası mumu gibi duran bıçağı yavaşça çıkardı. Güzel arkadaşına bir baktı. Ona kırmızı her zaman yakışıyordu. Biricik dostunun sarı saçlarını okşayarak arkaya atıp kulağına eğildi: “Ben de özür dilerim.” İki kişinin arasında bir sırrın saklanabilmesi ancak bir tanesi ölüyse mümkün oluyordu.

 

Patiklerini giydi. Issız koyun sularına kendini bırakarak yepyeni bir dünyaya yelken açtı. İki sırdaşın veda gecesini sonlandıran sabah güneşi kutlama pastasına tekrardan dikilmiş çelik mumda yansıyordu.

 

Reklamlar