Etiketler

, , , , , , , , , ,

Diğerlerine göre uzun yaşamış insanlara sorarlar ya sırlarını, hiç dikkat ettiniz mi verilen yanıtlardaki şaşkınlığa? Bunu daha önce hiç düşünmemişliğin bakışlarını görürsünüz. ‘Sırrı, uzun yaşamayı düşünmemek olmalı’ diye düşünürüm her seferinde.

 

Bazıları da giderayak meşhur olmuş olmanın muzipliğiyle birkaç gizli formül uyduruverirler: Üç beyazdan uzak durdum, her gün zeytinyağı içtim, sarımsak yedim, kefir içtim, ağzıma içki sürmedim, sigara nedir bilmem. 164 yıl yaşayan Zaro Ağa akşamları sadece yoğurt yemesine borçluymuş upuzun yaşamasını.

 

Hiç sigara içmeden ve kendini neredeyse pamuklara sararak koruduğu ömrünü otuzunda-kırkında tüketenleri de gördük maalesef, pöfür pöfür sigara içip de yüzü çoktan deviren Karadenizli amcaları da.

 

Adana dolaylarında -düğünlerde- sıklıkla çalınan manidar bir türkümüz ‘rakı içenler öldü de su içen ölmedi mi’ sözleriyle bu işin derin sorgulamasını çoktan yapmıştır. Öte yandan Fransızlar, yanında eşlik eden gülücükler olursa şayet, kırmızı şarabın uzun ömür sunduğunu söyler. Çin’de yaşayan 104 yaşındaki Şu Yuhe ise uzun yaşamasını her gün içtiği biraya borçlu olduğunu belirtmiş.

 

Türkiye’de yaşamanın fıtratında olan bazı alışılmadık ölüm şekillerinden bahsetmiyorum elbet ama bugün çok özenli bir yaşam sürdüren gencecik sporcu bedenler bile yere yığılıveriyor.

 

Peki o zaman nedir uzun yaşamanın sırrı? Yaşamı tam bir trajedi olan Alice Herz-Sommer “Kötü şeyleri zaten biliyordum. Fakat ben daima iyi olana baktım” diye özetliyor 111 yıllık yaşantısını. Toplama kampında geçen günlerini bile bir nimet olarak görebilen ve pek çok şey için müteşekkir olan piyanist “siz rahat olduğunuzda vücudunuz da rahat olur, karamsarlaştığınızda bedeniniz de tuhaf şekilde davranmaya başlar” diye sürdürüyor sözlerini.

Uzun yaşadığını algılamak bir tarafa, yaşından bile emin olamayan Alice Herz-Sommer’in verdiği ‘maddeye dayanan’ bir formül yok. Ömrünce hiç yoğurt yemiş midir bilmem ama Nazi kamplarında geçirdiği günlerde kendisinin de minik oğlunun da pek yemek yiyemedikleri ortada. Fakat bu durumu bile yorumlama şekli “manevi yönden beslenen insanların yemek yemeğe gereksinimi olmadığını düşünüyorum” şeklinde oluyor. “Hep güldüğümüz için açlık acısı hissetmiyorduk.”

 

Sıklıkla, gülmekten bahsediyor. “Dünyada en kötü şey sıkılmaktır” diyor. Dırdırlanmanın çirkinliğinden, olumlu bakış açısının yaşamsal etkisinden, sürekli bir şeyler öğrenmenin ve çalışmanın güzelliğinden, toplama kampında yaşarken bile iyimser bir yaklaşımla çevrene de mutluluk ve umut saçmandan bahsediyor. Bir de müziğin gücünü dile getiriyor: “Müzik bizim hayatımızı kurtardı, hala da kurtarıyor”, “Yahudi’yim ama dinim Beethoven”, “Müzik çalabiliyorsak şartlar o kadar da kötü değil demektir” gibi sözleri olan piyanist için Bach ilaçtan daha iyidir.

Kanser olduğunu öğrendiğinde bile gülmeye ve yaşamaya devam etmesi küçümsenemeyecek ölçüdeki cesaretinin bir başka göstergesi ve uzun yaşamanın bir diğer sırrı bence. “Korkaklar her gün ölür” lafı durup dururken yaratılmış olamaz. Aynı sırrı Walt Disney’in sözlerinde de buluyoruz: “Peşinden koşacak cesaretimiz varsa bütün hayallerimiz gerçek olabilir.”

Thucydides ise şöyle ele almış cesaretin yaşam için önemini: “Mutluluğun sırrı özgürlüktür. Özgürlüğün sırrı ise cesaret.”

 Nitekim kendimden örnek verecek olursam, benim de hayatımda tek korktuğum anlar iç enerjimin çok düştüğünü ve ne yaparsam yapayım olumlamayı beceremediğimi fark ettiğim, akabinde özgüvenimin yani cesaretimin düştüğü anlar oluyor. Normalde düşünce gücüyle hastalıklarını iyileştirebilen ve pozitif bakış açısıyla övünen bir bireyken, derin karamsarlığa kapıldığım o ender dönemlerde her an ölüverecekmişim gibi nefessiz kaldığımı sanıyorum. İçimizde göremediğimiz her ne varsa dışımızda olanları yönetiyor.

 

Dünyanın en uzun yaşamış insanı olarak bilinen ve 253 yıl yaşadığı söylenen Li Ching-Yuen ömrünü bitkilerin kucağında geçirmişse de sırrı şu sözlerinde yatmaktadır: Temiz bir kalbin olsun, bir kaplumbağa gibi otur, bir güvercin kadar hayat dolu yürü, bir köpek gibi uyu. Yani doğayı dinleyerek hayvanlar gibi davranmaktan bahsediyor. Birçok kaynak, formül olarak ne verirse versin kısaca ‘basit’ bir yaşam tarzına, ‘basit’ bir yeme anlayışına ve mutluluğa bağlıyor fikirleri.

 

Spor yapmak gibi durumlar ise yaşanan hayata göre değişiyor olmalı. Sanayinin çok gelişmediği bir adada eşiyle paylaştığı küçük bir barakada yaşayan ve tarımcılık yaparak güçlükle geçinen 86 yaşındaki Wang Kailu ömrü boyunca hiç spor yapmadığını dile getiriyor. Uzmanlar, Kailu’nun yaşadığı adadaki Çinlilerin uzun yaşamasının sırrını sosyal hayatlarına bağlıyor: Her gün kahvede toplanıp başka insanlar görmeleri, birkaç eşyadan oluşan basit bir evde geçen mutlu bir aile hayatı ve zengin bölgelerde olmayan temiz hava.

 

Uzun yaşamaları ile bilinen Tibetli rahipler ise genç kalmak için genç gibi düşünmek, genç gibi hareket etmek ve genç gibi yaşamak gerektiğini söylüyorlar, yani annemi anlatıyorlar.

 

Uzun yaşamak şart mıdır, o ayrı konu, ama bahsi geçen -gizli formüllerin- hepsi kısa da olsa kaliteli bir yaşamın da sırrı olmalı.

 

 

http://www.milliyet.com.tr/dunyanin-en-uzun-omurlu-insanlari/dunya/detay/1745780/default.htm

http://hakanmenguc.org/200-yil-yasamak-ister-misiniz/#.VFX95jSUdIE

http://www.posta.com.tr/PostaKarnaval/YazarHaberDetay/100-yasina-kadar-yasamanin-sirlari.htm?ArticleID=36389

http://www.ntvmsnbc.com/id/25343945

Reklamlar