Uyuyamıyordu. Ne yaparsa yapsın o alımlı bakışlara eşlik eden tatlı sesi aklından çıkaramıyor, zihnine ve yüreğine laf dinletemediği için uyuyamıyordu. Çeyrek asırlık ömrü boyunca hiç bu denli çıkmazda hissettiği olmamıştı. Nereye dönse boncuk boncuk bakan kahverengi gözler ona sesleniyor, bu büyülü tınıyı yatağını paylaştığı adamın da duymasından korkuyordu. Cihan’la üç hafta sonra evlenme hazırlıkları yaparken nereden çıkmıştı bu kıvrandıran durum? Hayat gerçekten de biz planlar yapıp dururken yaşananlardan ibaretti. Maalesef gönül ferman dinlemediği için her gün karşısına çıkan o derin gözleri düşünmeden duramıyordu. Aslında sadece gözleri düşünmekle kalmamış onlara sahip olmak için ufak bir plan bile yapmıştı. Cihan bundan hiç hoşlanmayacaktı. Kaç gündür ona açılmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Düğün öncesinde böyle bir durum yaşadıkları için aşırı sinirleneceğinden emindi.

 

Yavaş hareket etmeye çalışarak yataktan kalktı. Biraz hava almak iyi gelebilirdi.

“Tezer?”

“Afedersin Cihan, uyandırdım mı?”

“Hayatım, yattığından beri dönüp durduğun için ben de uyuyamadım ki zaten doğru dürüst. İyi misin?”

“Akşam yediklerimden herhalde. Uyuyamadım. Bir sigara içeceğim balkonda. Haydi uyu sen. Kusura bakma.”

“İyi, tamam. Üstüne bir şey al.”

“Alırım.”

Nasıl söyleyecekti Cihan’a? ‘Gözlerine kapıldım’ mı diyecekti? Asla hoş karşılamayacağından emindi.

 

Yeni taşınan genç çiftle ortak kullandıkları avluya bakan balkona çıktı. Pırıl pırıl bir geceye dolunay eşlik ediyordu. Derin bir nefes alarak rahatlamaya çalıştı. Havada onun kokusu vardı. Karanlığın hükmettiği değişken şekillerde onu arandı. Göremiyor ama oralarda olduğunu hissediyordu. Tüm dünyayı perde çektiği ışıl ışıl gözlerinden mahrum etmiş, dudağında o sevimli gülümsemeyle uyuyor olmalıydı. Ama kokusu oralardaydı işte. Çok yakınında.

 

Şu an ona gereken sadece yediyüzelli liraydı aslında. ‘Gerisi nasıl olsa gelir’ diye düşündü. Ama bu parayı tabii ki Cihan’dan isteyemezdi. Varını-yoğunu düğün işine yatırmış, bir sürü borca girmiş, ev için kredi çekmiş Cihan’dan böyle bir şey için para istemek adamın yüzüne tükürmekten beterdi. Öte yandan nasıl olsa bunu Cihan öğrenmeyecek miydi? Kesin çıldıracaktı. Düşün Tezer, düşün. Bu işi halledince rahmetli dedesinin gözlerden uzak evinin bahçesinde rahat ederler elbet ama parayı nereden bulmalıydı? Keşke kendisi de çalışıyor olsaydı.

 

Tabii ya! Dedesinden kalan parayı bankaya yatırdığını tamamen unutmuştu. Çok az bir şey olduğu için hatırlamıyordu ama şimdi pekala iş görürdü.Vadesi dolduğu gibi çekip bu işi hallederdi. ‘Yediyüzelli liraya size veririm’ demişti yeni taşınan genç adam. Hemen içeri koşup banka cüzdanını buldu. Telaşla hesabı kontrol ederken birden gözlerinde alevler çaktı. Vade bayramın hemen ertesi günü doluyordu ve ertesi gün bayramdı zaten. Bayram mı?

 

“BAYRAM MI!” Bağırdığını fark edip iki eliyle ağzını kapattı.

“Tezer? İyi misin?”

“İyiyim Cihan, uyu sen, kusura bakma, boş bulunmuşum.”

“Canım biraz sen de uyusan”

“Tamam, geliyorum şimdi.”

 

Kurban bayramının yarın başladığını nasıl fark edememişti? Nasıl böyle duyarsız davranabilmişti? Öfkeyle hesap cüzdanını çantasına atıp mutfağa koştu. Bir bıçak kapıp yatak odasına gitti. Bütün gece kendisi yüzünden uyuyamadığı için yorgun düşmüş Cihan horlamaya başlamıştı bile. Neredeyse havada hareket ederek üzerini değişti ve çantasını sırtına atıp kapıdan dışarı fırladı. Parmaklarının ucunda, süratle avluya koşmuştu. Şu an Cihan’ı düşünme zamanı değildi. Sabah ezanı okunuyordu ve kurban bayramı başlamak üzereydi. ‘Yediyüzelli lira verirseniz kesmem, size veririm’ demişti yeni komşu ama yoktu işte şimdi o kadar parası. Cihan’a da söyleyemezdi. O boncuk gözlerin hayata veda edişini de izleyemezdi. O kadar güzel bir keçi görmemişti ömründe. Her gün, yalvaran gözlerini Tezer’e dikip yardım istiyordu. ‘Dolaşmaya çıktım’ derdi Cihan’a. Kim bilecekti ki?

 

Avluya çıktığında kokuyu daha yoğun aldı. Gözleri karanlığa alışınca el yordamıyla ipi bulup kesti. Rahmetli dedesinin gözlerden uzak bahçesine doğru yola çıktıklarında müminler ruhlarını rahatlatmak üzere camiiye toplanıyordu.

 

 

Reklamlar