Etiketler

, , ,

Kalkalım artık. Erken kalkan yol alır. Bakalım bu gün neler gösterecek bize. Amma yağmur yağdı yahu. Gökyüzü delindi bütün gece. Balkona koyduğum kovalar ağzına kadar dolmuştur. Değil yüz yıkamak, duş bile aldırır onlar. İyi iyi, bugünkü su parasından da yırttık. Allah’ın suyunu parayla satarlarsa yine Allah yardım eder işte. Suya para mı dayanır? Mümtaz uyanmadan taşımalı kovaları banyoya. Komşulara bari göstermeyeymişim. Ne var bunda, delinin zoru? Çocuk büyütmek kolay mı? Bir başına. Dur ama önce bir çayı koyayım da demlenedursun. Dünkü çayı kurumaya bırakmış mıydım ya ben? Bıraktım galiba. Hah, iyi, bırakmışım. Oh, kurumuşlar güzel güzel. Her gün yeni çay kullanınca hemen bitiveriyor namussuz. Böyle eski çayı demleyince de gayet çay oluyor işte. Ne varmış? Daha dün içtiğimiz çay. Mümtaz zaten her şeye kızıyor son günlerde. Şimdi peynirin tarihi geçmiş diye de söylenir yine. Anası kılıklı. Onun da her gün çeşit çeşit yemek yapmasına laf ettik mi oturur ağlardı. Halbuki dünkü pilavı çorba yapmak ev ekonomisinin temelidir. Cahil, görgüsüz kadının müsrif oğlu. Uyanamadı bir türlü. Tabii bu saatlere kadar yatınca da gece oturuyor. Elektrik bedava sanki.

– Mümtaaaz!

Anca harçlık isteyip dursun. Eşek kadar adam oldu. Okuldan arta kalan zamanlarında bir işte çalışacağına habire harçlık istiyor. Yok haftalıkmış, yok bari aylık vereymişim, istemeye utanıyormuş, yok arkadaşlarıyla bir çay içmeye oturamıyormuş, yok her gün yanında ekmek arası peynir götürmeye utanıyormuş, yok zaten peynir de değil, peynirin kokusunu koyuyormuşum… Yemeğini hazırladığımıza teşekkür etmiyor da…

– Mümtaaaz!

Arkadaşlarla çay içmeye gitmek ne zaten? Gavur icadı işler. Ben habire ona para verirsem nasıl kenara para koyacağız? Sokakta mı buluyorum ben bu parayı? Beyefendiye vereyim de hamburgerlere versin, yok biriktirip moda ayakkabılar alsın, telefon alsın değil mi? Telefon alsın da yeni masraflar çıkarsın başımıza. Bir de kitaba para veriyor ya verem ediyor beni gavurun evladı. Dünya para. Biraz yavaş okusa bari. İki günde okuyup bitiriyor, al işte, yirmi lira sokağa gitti. Git, okuyan birinden iste, onu alıp oku. Yok ama, gururlu bunlar. Hala çocukluk tişörtlerini giyiyormuş diye söyleniyordu ya geçen. Ben de yirmibeşimde alınan takımı giyiyorum hala, ama işte.. küçükken de söylenirdi bu zaten. Ablasıyla ikisine bir kola alırdım da ‘sen bir yudum fazla içtin’ diye ablasına vururdu… İyi oldu kızı verdiğimiz. Geleceğimiz garantilendi. Şu benim eşşek oğlum da kafayı üniversiteyle bozacağına bir işe girseydi. Anca para tüketmeyi bilir. Ona kalsa biz hiç kenara para koymayalım. Böyle dikkatli olmasam nasıl alacaktık o daireleri? Peeh! Ben olmasam bitti bu çocuk. Hiçbir şey öğretemedim. Bir kaşık yemek kaldıysa içine su koyup çoğaltacaksın. Yemeğine, içeceğine yağı, tuzu, şekeri az koyup sağlığına da dikkat edeceksin. Bak kaç yaşındayım, bir gram fazlam yok. İçki, sigara denen şey gavur icadı! Müsrifliğe gerek yok. Misafirliğe gittiğinde verilen her şeyi hemen mideye değil çantaya indireceksin. Dışarılarda gezmeye gidip paranı çarçur etmeyeceksin. Okula yürüyerek gitmezsen tüm paranı otobüse verirsin. Erken kalk, yürü. Zaten geceleri oturup da gavur icadı televizyonda gösterilen eğlenceliklere dalarsan elektriğe para dayandıramazsın. Işığı kapadım diye kaç kere avaz avaz bağrındı hayvanın evladı. Nakış işliyor mübarek! Tabii bu saate kadar uyursa gece hortlar.

– Kalk lan artık!

Sana kalsa saçacağız paraları. Muhalif olacak hiçbir şey bulamazsan  parayı bankaya yatırmamama laf edersin. Yatırayım da onlar da nasiplensin değil mi? Yok vergisi, yok algısı… Kredi kartı vermeye kalkarlar, devlet öğrenir, herkes malına karışır… Oh! Ne ala memleket! İstemez. Oğlanın dediği gibi kefene cep mi diktirsem? Dur önce bir mezar işini halledeyim de sonra kefeni de hallederim. Ben ölünce bunlar mezar bile yaptırmaz bana. Alemlerde yer paraları bu kahpe dölü. Şimdiden ayarlamalı o işi. Vazodaki paraların bir kısmıyla güzel bir mezarlık sipariş etmeli. Yerimi de halledeyim. Ne kalkmıyor bu it ya? Başından aşağı bir kova su dökerek kaldırmayı bilirdim ben seni ama dua et suya kıyamıyorum. Kaldırmanın yolu mu yok? Ulan Mümtaz, o kaltak anandan doğduğuna pişman etmezsem seni…

– LAN!

Anaaa! Nerede lan bu çocuk? Ne zaman kalkmış da gitmiş? Bu saatte! Aa, bak not da bırakmış deyyus. Nereden öğreniyor bu gavur icatlarını bu çocuk? Dur bakalım ne diyor? Gözlüük… Hah buradaymış… Bismillah…

Baba, seninle sürdürmeye çalıştığımız yaşantı beni çok bunaltıyor. Genç yaşımda ihtiyar bir bunakmışım gibi hissetmeye başladığım için senden uzaklaşmam gerektiğini düşünüyorum. Bana zorla yüklediğin hayatta kalma becerileriyle çok rahat yaşayabileceğimden eminim. Böylece senin de son kez kırılmana, sinirlenmene ve para harcamana sebep olmuş olurum. Yıllardır harcamayıp vazoda biriktirdiğim cep harçlıklarımı da alıp gidiyorum. Nasıl olsa sen yine yaparsın. Hem bensiz daha kolay olur. 
Kal paracıklarla… Mümtaz

Reklamlar