Etiketler

, , ,

‘Özlem’. Ne kadar ağır yüklü bir ismim var. ‘Soydan’ gelen bir kararlılıkla isteklerimi hayata geçirsem de yakamı bırakmıyor Özlem, paçamdan tutup çekiyor durmadan.

Kaç yıllık bir arzumu gerçekleştiriyorum oysa Ankara’dan giderek. Fakat profesyonel koşturmaca içinde öyle güzel insanlar tanımış, kalitenin kokusunu ciğerlerime öyle sağlam yerleştirmişim ki burukluğu bertaraf etmek mümkün olmuyor.

Okulumda çalışmaya başladığım ilk günden bu yana dillendirdiğim ve asla vazgeçmediğim iki yargımdan birisi bu okulda son derece kaliteli insanların çalıştığıdır. Okul kapısından girdiğiniz anda sizi güleryüzlü bir ciddiyetle karşılayan Murat Bey ve Orhan Bey’den, her imdadımıza koşan Satı Hanım’a, Ali Bey’e ve tüm destek personele; Kütüphane Öğretmenimiz Evrim Hanım’dan Personel Müdürümüz Hande Hanım’a; Teknik cankurtaranımız Suat Bey’e, Muhasebe Birimimize ve araç sürücümüz Eyüp Bey’e kadar herkes bu kaliteyi yansıtır. Kendi alanının en iyisi olan bunca saygılı, zeki ve özgün karakter sahibi bireyi bir arada barındıran okulumuzun çok şanslı olduğunu düşündürür. Okulda karşılaştığınız her yetişkin ülke geleceğinin gönüllü biçimlendiricisi birer eğitimci kimliğindedir.

Son derece yoğun bir çalışma ortamında birbirlerini sadece bir yere yetişirken görebilen öğretmenlerimiz ise karşılaştıkları o birkaç saniyelik zaman diliminde yaptıkları esprinin kalitesinde sergilerler zeka düzeylerini. Tüm sosyalleşmemizi oluşturan o anlarla yeniden enerji bulup sınıflarına koşarlar, çocuklara yönelttikleri ‘koşma’ nidalarıyla.

Tüm öğretmenler değerlidir elbet ama ben kendi okulumdaki çocukların altı sağlam özgüveninde çok ciddi bir bütüncül yaklaşımın izlerini görüyorum. Eğitmeye ve eğitilmeye gönül vermiş okuyan, gezen, gözlemleyen, alanına hakim sınıf öğretmenlerinin hazırladığı hamura Drama çalışmalarıyla Umut Öğretmenim özgüven katar, resim öğretmenlerimiz sanatçı hassasiyeti ve bakış açısı. Beden Eğitimi çalışmalarıyla tam bir şekil alan hamurumuz İngilizce zümresinden yayılan çok kültürlülük ve PYP eğitiminin sağladığı evrenselliğe bürünerek tam bir dünya vatandaşı topluluğuna dönüşür. Değerli Bilgisayar Öğretmenlerimiz son teknoloji bilgisiyle donatır. Müzik Öğretmenlerimiz ritim duygusu ekleyerek hamura hareket katar. Kendileri de hayatı kurcalayıp duran bireyler olan öğretmenler parmak uçlarıyla sorgulama çemberine ittikleri hamur parçalarının bilgiye ulaşmalarını gururla izlerken Psikolojik Danışmanlar her gereksinim duyulduğunda orada olduklarını hissettirerek korkusuz ve sağlıklı bir eğitim sürecine destek verirler.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2007 yılında çıktığımız PYP yolculuğunda bana Koordinatörlük teklif edildiğinde ne olduğuna dair çok net bir fikrim olmasa da hislerim doğrultusunda iyi bir şey olduğuna inanıp kabul ettiğim görevim bana zevklerin en güzellerini tattırdı. 2008’de birer üniteyle denediğimiz PYP’ye 2009’da tam anlamıyla büründük ve geçen hafta ilk kez gerçekleştirdiğimiz sergiyle mezun olan çocuklarımız baştan sona bu süreci yaşamış ilk çocuklarımızdı. Öyle üstün işler başardılar ki süreç boyu her yaptıklarını hayranlıkla izlerken sorgulamaya dayalı eğitimin olağanüstülüğüne bir kez daha yürekten inandım. Onlarla birlikte ben de mezun oluyor gibiyim ve 2007’de hislerimle çıktığım yolun doğruluğundan 2014’te deneyimlerimle emin, huzurla gülümsüyorum.

Başladığımızda alanının uzmanlarından oluşan çekirdek komitemizde altı kişiyken bugün okulun tüm kıymetli öğretmenlerinin bu eğitimi verebilecek bilgi ve beceriye sahip olduklarını hissetmek ayrı bir onur veriyor. Bu uğurda tanışıp yola birlikte çıktığımız ve birbirimizdeki boşluklara sızıp doldurarak kısa sürede tam anlamıyla bir bütün olduğumuz damarlarından PYP akan Program Geliştirme Uzmanımız ve Koordinatörümüz Sevgili Gülşen Öğretmenle muhteşem heyecanları deneyimlediğimiz nice günler geride kalmış olsa da kaliteli davalar uğruna aynı cephede çarpışan tüm insanlarda olduğu gibi bizim dostluğumuz ve sessiz paylaşımlarımız da kardeşlik düzeyine erişti. Özellikle sergi süreci boyunca takındığı sakin ve çözümleyici tavrındaki profesyonel duruşu saygıyla izlerken ondan uzaklaşacak olmamın yıllar önce sızarak doldurduğu boşluklarımı açıkta bırakacağını fark ettim.

Yılların koşturmacası içinde çok değerli insanlar imza attılar gönül defterimize. İngiltere’de 27 çocukla geçirdiğimiz üç haftayı paylaştığım dostlarım Seçil ve buddy Zeynep’le yıllar geçse de Ascot’taki günleri yad ederiz.

Her bunaldığımda kendimi odasına attığım adı gibi insan Gülen’im, her ‘yetiş, yandım’ dediğimde yanımda biten ve bir kahkahası koridoru dolduran Faruk.

Bazı cumalar iki lafın belini kırmak için oturup yıllardır aynı sınıfları paylaştığımız için öğrenci durumu konuşmaktan kendimizi alamadığımız Sevgili Canan.

Yıllar sonra tekrar yazmaya başlamamı sağlayan öğretmenim Umut ve her yazımı anında okuyup yorumlayan sanat insanı Şükran Hocam.

Sohbetindeki kalitesi ve farklı duruşuyla Gülen Öğretmenim.

Gulen

Vücuduna bağlanan cihazlarla bile okula gelerek eğitimin aksamasına izin vermeyecek etik anlayışa sahip Şükriye Öğretmen.

SukriyeE

Alan bilgilerindeki uzmanlıklarını hayata karşı duruşlarına, tavır ve tutumlarına yedirmiş, gözlerinden ışık fışkıran değerli Duygu, Jale, Ahu, Senem, Ebru Özer, Hülya Durukan ve Gülen Apak öğretmenlerim. Buna bir de gençlik enerjilerini katan güler yüzlü müzik öğretmenlerimiz Zişan ve Ayşe, çantalı çılgın Ceren, kitap sohbeti dostum Öznur, giderken tanışabildiğim Müge, dansıyla hep genç kalacak Engin ve diğer öğretmenlerim. Bize dünyanın en acı suyunu tattıran gezgin Tuba.

Her duruma uygun fıkralarıyla söylemek istediklerini çok iyi kavratan Nilgün Öğretmenim. Kendisiyle sonsuz gurur duyduğum Nezire. Işığıyla can katan dünya güzeli Pınar. Kitap kahramanı Neşe Hocam.

Profesyonel Gelişim Birimini paylaştığımız zeki dostlardan Zerrin, Funda, Ebru, Fatma Hocalarım.

Okul toplumumuza ait yüzün üzerindeki çalışanın her biriyle yaşadığım sayfalarca anı yer alıyor belleğimde.

Aramızdan ayrılanlar da bir o kadar canlı dimağımda. En başta, ülkesine döndüğünden beri yıllar geçmesine rağmen sesi kulaklarımda, ışığı kalbimde Kanadalı kardeşim Laurie geliyor tabii.

Okulum sayesinde tanıyıp her alanda çalışma partneri olduğum buzlu memleketten gelmiş bu sıcacık yürek hayatımda edindiğim en değerli dostlarımdan biri oldu. Tüm çalışan beyinler gibi -hafif- çılgın, Atatürkçü öğretmenlerim Selda ve Yasemin.

Ve zümrem. Bana 2013 Üstün Melek ödülünü layık gören zümrem.

MyAngel

Gerek ortaokula gerekse ilkokula ait olduğum dönemlerde sürekli daha iyi olması için çalıştığımız İngilizce programının gerektirdiği özverili tempoda bile birbirini kırmamak için azami özen gösteren değerli insanlar.

Lynn

Yirmi yıllık iş yaşamımda tanıdığım onlarca yönetici arasında en profesyonel, organize, çalışkan, son derece samimi bir mesafe koruma uzmanı, insanı bir saniyelik bakışla gözünden yakalayan Lynn; öğrencilerimiz kendisine çok benzediğimi söylediği zaman gururla mest olduğum, leb demeden kahkahalara boğulduğumuz, içindeki koca devin sadece üçte biri görünen Lale; meslek hayatında henüz benden başkasını görme şansına erememiş ama yine de gitmemem için ömür boyu kahrımı çekmeye hazır, tüm Kanadalılığıyla Türk yürekli, evetçi partnerim Deniz ve ikizi Deniz.

Bir iş ortamında gördüğüm en kibar insan ve hiç sektirmeden özel gün kutlayıcısı Rosie -ki yazıldığı gibi okunur-; sonsuz bir sükunetle salınan Amanda ile dünyanın en dürüst ve çılgın ruh ikizi, Eastenders dostum Mandy; harika bir aile tarafından yetiştirildiği görülebilen, adaletin yılmaz bekçisi, keskin zeka Ebru.

Ebru

Yazar ve filozof dostum Selen ile kahve dostumuz Canan; kelimelere sığmaz Tatiana; anılarımızı yarıştırdığımız Aysun; doğuştan asil ve karizmatik güzellik abidesi Sinem; deli dolu Bahar; Türkçe dilini ve kültürel öğelerini bir çoğumuzdan iyi anlayan Sandra; dünyanın en sakin insanı Denise ve hemen arkasındaki masada bir saniye hareketsiz oturamayan Jayne; sanatı ELT ile birleştirme uzmanı Funda; Akademisyen Servet; ve uzaktaki yakın arkadaşlarımız Seyyal, Zeynep, Laurie, Sinead, Görkem, Maruka, Myza, Paul, Duygu, Vanessa, Yüksek Lisans yaparken öğretmenim olarak çok değer verdiğim için okulda birlikte çalışmaktan gurur duyduğum Marion, … ve Serap Hoca…

Sende yaşadığım güzellikleri anlatmakla bitiremem zümrem. Ahşap bir kulübede sabaha kadar donduğumuz gecenin güzelliğini mi anlatayım? Olympos’ta geçirdiğimiz yılbaşını mı? Renk günlerimizi mi? İçtenlik ve güven kokan Çarşamba sohbetlerini mi? Güzelliğinizle iyileşmesi zor bir yara açtınız kalbimde. Dünyamda yarattığınız renklilik hiç solmayacak.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Ve çocuklarını okutan kadroda yer aldığım, nezaketleriyle başımın üzerinde yerleri olan veli-meslektaşlarım Ufuk, Senem, Sena Öğretmenim, Nazan Hocam, Erol Hocam, Hande Hanım, Yaşar Bey, Betül Hocam, Sandra, Alise. Sonuna kadar destek gösteren muhteşem velilerdiniz.

Ve yöneticilerim. Bana inanıp güzel görevlere getiren insanlar. Ve Ayşen Hocam ve Neslihan Hocam. Ülkemin geleceğini, dolayısıyla eğitimi ve dolayısıyla okulumu her şeyden üstün gördüm ve kıymetli babamdan aldığım bilinçle verilen her görevde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Yaptığım ne varsa başka türlüsünü bilemediğim için yaptım. Değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Ayrılırken hediye ettiğiniz plaket onurumdur.

Plaket

Tüm çocukların segilisi Caner Öğretmenim geçen günkü sohbetimiz sırasında konuştuğu herkesin beni çok sevdiğini fark ettiğini belirterek yüreğimi taçlandırdı. Bundan daha güzel bir ayrılık hediyesi olamazdı sanırım. Herkesi olduğu gibi kabul edip insanları çok seven buruk gönlüm kucak kucak sunmaya çalıştığı sevgisinin dost canlarca kucaklandığını işitti.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

2005 yılında yaptığımız mülakatta Okul Müdürümüz Oya Öğretmenimin “üç yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz” sorusuna gerçekçiliğin pençesinden kurtulamayan zihnim bir saat sonra ne olacağımızın garantisini veremezken ağzım okulumda kalmak istediğini söylemişti. Nasıl geçtiğini anlamadığım dokuz yılın ardından hayatımı bir daha gözden geçirmem gerekti. Ama en azından sözümde durup üç kere üç yıl okuluma hizmet edebildim.

İlkokulda, ortaokulda, Ekookulda, PYP Komitesinde, PROGEB’de, akademik liderlik çerçevesinde yönetimle birlikte ve koridorlarda öğretmenlerim ve diğer görevlilerle… Dokuz yılda yaşadığım yüzlerce anın her biri o kadar değerli ki buraya döktürebildiğim sözcükler söylemek istediklerimin binde biri olamaz.

Okuldaki ilk kurul toplantısında bana uzatılan mikrofona “duydum ki okulunuzda hiç Özlem yokmuş. O yüzden geldim” demiştim. Şimdi özlemimi de aldım gidiyorum.

Sizleri çok seviyorum…

Reklamlar