Etiketler

Etrafta öyle çok mutsuz insan var ki bu haftaki yazımda mutlu bir yaşantının formülünü açıklamaya karar verdim Sağlıklı olduğunuz için şükrederek formülü uygulamaya başlayabilirsiniz.

 

1. Söylenmeyin: Sanırım en nefret ettiğim şey her gün söylenen, enerji sömürgeni insanlardır. Gülümseyerek ‘günaydın’ demiş olmanızı bile çalışma şartları konusunda aranızdaki adaletsizliğe vardıracak kadar rahatsız edici olan bu tipler ofisten içeri ‘offf’ diyerek girip söylenmeye başlarlar ve olumlu bir-iki lafla rahatlatmaya çalışırsanız fazlasıyla irite olup daha yüksek sesle ve sonsuza kadar söylenirler. Oysa ‘söylenmek’ hiçbir soruna çözüm getirmeyeceği gibi hem kendi enerjinizi verimli kullanamamanıza neden olup daha büyük bir mutsuzluk çeker hem de etrafınızdakilerin de olumlu enerjisini emip kendi boşluğunuzun karaltısında kaybettiğinizden zaman içerisinde kendisinden kaçılan bir insan olursunuz.

 

2. Artı-eksi tablosu: Her gün söylenmenize ya da hiç söylenmeyip içinizde patlamaya hazır bir bombayla dolaşmanıza sebep olan durum nedir? İlk işiniz bu durumu masaya yatırıp size ait olan ve başkasını ilgilendirmediği için sizden başkasının da asla çözemeyeceği bu sorunu yaşamınızdan def etmek olsun. Yani şu an içinde bulunduğunuz yaşantıyı gözden ve elden geçirmek. Her gün söylenme nedeniniz dünya meseleleri ya da ülkenizin içinde bulunduğu durumsa bireysel çabalarınızla elinizden geleni yaptığınızdan emin olun ve geri kalan zamanlarda kendi küçük dünyanızla ilgilenin derim (Her saniye bu rahatsız edici durumu konuşarak olayın çözümüne bir katkıda bulunmuyor, belki daha da kötüleştiriyorsunuz). Ancak evinizde ya da işinizde mutsuzsanız mutlaka hemen şu dakika her şeyi bırakıp bir eylem planı yapmalısınız. Öyle ya, iş yerinde her durum için SWOT Analizi, Eylem Planı ve daha fazlasını yapan bizler bir tanecik yaşamımızı daha mı az önemsiyoruz ki basit bir artı-eksi tablosu yapamayalım. Şu an çalıştığınız işin artıları neler, eksileri neler, hepsini düşünüp tablonuza yazın ve durumu olduğu gibi döktüğünüzden emin olunca tablonuzu inceleyin. Ne taraf ağır basıyor? Hangi sütun daha dolu? Artı hanesine yazdığınız bir tanecik madde eksi hanesindeki yirmi maddeyi götürecek kadar değerli mi? Unutmayın ki içinde yetiştirildiğimiz eğitim sisteminde bile üç yanlış bir doğruyu götürüyordu. Sağlığımız ve mutluluğumuz üzerinde yarattığı tüm olumsuzluklara rağmen ‘para kazanıyor olmak’ istemediğimiz bir ortamda ömür tüketmek için yeterli bir sebep değildir. Bu şekilde davranarak, uğruna para kazandığımız çocuklarımızı da mutsuz ederiz. İstanbul’da yaşamaktan yorulduğunuz halde ayda altı milyar kazandığınız için mi katlanıyorsunuz bu kabusa? Lütfen artı-eksi tablonuza bütçenizi de ekleyin. Bunun üçte biri kazanç elde ederek daha çok para biriktirmenizin olası olduğu mekanlar var. Arabayla gitmeniz gereken bir işiniz olmasa araba alacak parayı biriktirmek için çalışmanız gerekmez örneğin. Ama önemli olan nasıl bir hayat sürerek gerçekten ‘mutlu’ olup söylenmeyi bırakacağınızdır. Tüm olumsuzlukların gözler önüne serilmesine rağmen tembel organlarınızı rahat habitatından kaldıramıyorsanız lütfen söylenmeyi kesin ve çevrenizdekilere saygı göstererek gülümseyin. İnsanlar sizin daimi mutsuzluğunuzu dinlemek zorunda değiller. İçinde bulunduğunuz durum/ortam sizi rahatsız ediyor ama yine de orada olmak istiyorsanız (ki bu bana artılarınızın daha fazla olduğunu düşündürüyor) o olumsuz koşulu değiştirmeye çalışın. Elinizden geleni yaptığınız halde bir şey değişmiyorsa ya oradan ayrılın ya da orada kalmak zorunda olduğunuza inanıp kendinizi değiştirin. Oldukça güçlü bir hayvan olan aslan bulunduğu yerde su yok diye sürekli kükreyerek sorunun çözülmesini beklemez, hemen yola çıkıp su olan bir yer arar.

 

3.  Kendinize inanın: Siz bir insansınız ve içinizde çok büyük bir güç var. ‘Ayy ne güzel yapmış adam; işini gücünü bırakmış gidip Bodrum’a yerleşmiş’ diye gıpta ettiğiniz insanlar üstün güçleri olan süper kahramanlar değil. Annem birdenbire Ankara’dan ayrılıp Datça’ya yerleştiğinde altmışlı yaşlarındaydı ve özgüveni ve olumlu bir bakış açısının dışında bildiğim hiçbir süper gücü yoktu. Dünyada bir başkasının yapabildiği her şeyi biz de yapabiliriz. Ferrarimiz olması gerekmiyor. Yeter ki kendimize inanalım ve gitmek istiyorsak önce yola çıkalım. Nitekim hareket etmeyenler zincirlerini fark edemezler ve yola çıkmak için önce ilk adımı atmak gerekir. Ne de olsa, “Açılmamış kanatların büyüklüğü bilinmez”.

Çok rahat bir sitede süper bir villada son derece rahat bir hayat sürüyor olabilirsiniz ama bu şartları elde etmek için kendinizden ve sevdiklerinizin hayatından verdiklerinize bir bakmakta yarar var. İstediğiniz buysa sorun yok. Hiçbir zaman kendinize uygun görmediğiniz bir hayatın parçasıysanız ve asıl yapmak istediklerinize azıcık olsun yaklaşamıyorsanız o hayatı bir daha gözden geçirmek gerekir. Mutlu bir hayat isteyemeyecek kadar tembel olmayın.

 

4. Net olun: Hem kendinize hem de çevrenize karşı net olun. Hiçbir şeyi başkaları istiyor diye yapmayın. Nezaketen kabul ettiğiniz bir durum sonsuz iç sıkıntısı veriyorsa hem kendinize hem de o nezaket gösterdiğiniz kişiye olan saygınızı zedeler. İstemeden ‘evet’ dediğiniz bir meslektaşa içinizde biriktirdiğiniz kızgınlıkla birkaç gün sonra daha beter patlayacaksanız baştan ‘evet’ demeyin. Çevremizde şu tür serzenişleri çok duyarız: ‘Ben onun için şunu şunu yaptım, ama o?’ Siz istemeden de olsa bir fedakarlıkta bulundunuz diye başkalarından da aynısını yapmasını beklemek yerine gerçekten istemediğiniz şeylere ‘hayır’ demesini öğrenin. Müdürünüz asla olamayacak görünen bir şey istiyorsa ‘tamam efendim’ deyip odanıza dönünce terör estirmeyin ya da dırdırlanmayın. Kayınvalideniz istiyor diye ya da paranız anca ona yetiyor diye yaz tatilini bütün sülale birlikte geçirdiğiniz evde her gün pişirdiğiniz yemekleri masaya öfkeyle koyacağınıza hiç tatile gitmeyin. ‘Tatil’ yapmak arada denize girebilme olasılığınızın olması demek değil, bedeninizi ve zihninizi dinlendirebilmektir.

 

5. Hobi: Dinlenebilmek ve iş yerinde olan bitene kafayı takıp bize ait olan zamanımızı da zehir etmemek için mutlaka zihnimizi başka alanlara kanalize etmemiz gerekir. Yoksa bilinçaltımız işlemeye devam eder ve bizi rahat bırakmaz. Yaptığınız işi dünyanın merkezine oturtup aşırı önemsersiniz. Öte yandan, hobiler özgüven sağlar ve bir gün işsiz kalacak olursa iyi yapabildiği daha basit ve kolay bir başka şey daha olduğunu bilmek bireylere farklı seçenekler sunarak özgür kılar. Sabunlardan çiçek sepeti yapabilen ve bunu yaparken ruhunu dinlendiren bir Fen Öğretmeni işten çıkarılmaktan korkmaz. Takı tasarımla ilgilenen İnsan Kaynakları Müdürü beklenmedik bir şekilde işsiz kalırsa bir süre yaşantısını sürdürebileceği bir başka meşgalesi olduğunu bilir. Aynı pozisyona başvuran on kişiden yelkenlilerle ilgileneni işverenin dikkatini çekebilir.Yapboz bulmacaları çok sevdiğini söyleyen başvuru sahibi sabırlı olduğunu ispat etmektedir. Anılarını yazan temizlik görevlisini yazar olma düşü ayakta tutar. Ansiklopedi okumayı çok seven bir bankacı girdiği bilgi yarışmasından paralar kazanır. Hobi sahibi olmak hem düşüncelerimizi hem yaşantımızı özgür kılar. İş ve evden başka hiçbir meşgalesi olmayan kişi ise kendine ördüğü duvarları yumruklaya yumruklaya kapıyı arar.

 

6. Kendinize zaman ayırın: 7 gün 24 saatinizi kendinizi adadığınız işiniz, eşiniz ve çocuğunuzun yanında geçirip onları da sıkboğaz etmeyin. İnsanların sadece ergenlikte değil yetişkin olduğunda da yalnız kalıp iç dünyasına yönelebileceği zamana gereksinimi vardır. Bu zamanın standart bir süreden oluşması, her hafta aynı gün ve saatte olması ve hayatınızda yeri olan herkes tarafından kabul edilip saygıyla desteklenmesi çok önemli. Bütün hafta çocuğu siz okula bırakıyorsanız Cumartesi sabahları da pekala babası kursa ya da parka götürebilir ve böylece siz de öğlene kadar olan vaktinizin yarısında meditasyon yapıp yarısında hobinizle ya da dostlarınızla ilgilenebilirsiniz (temizlikle değil). Aynı özeni siz de aile toplumunun diğer üyelerine göstermeyi unutmayın. Cuma akşamını dışarıda dostlarıyla geçirmek isteyen eşinize dırdırlanmayın. Kişisel alanlara saygıyı evinizin ortak kararlar listesinin en üstüne yerleştirin.

 

7. Üşenmeyin: Hareket iyidir ama spor yapmayan insan mutsuz olur diye bir düşüncem yok. Sadece, üşengeçliğin bezginlik ve mutsuzluğu beraberinde getirdiğinden eminim. Üşenmek her anlamda hımbıllaştırır ama hareket dinç kılar. Birisi size ‘haydi kalk şunu yapalım’ dediğinde yapmamanız gerektiğini anlatmak için binbir bahane sıralamayın. Hayatı ertelemenize neden olan bu bahaneler ne kadar önemli olabilir?

 

8. Gülümseyin: Gülmek mutluluk hormonu salgılar, iyileştirici etkisi vardır, bulaşıcıdır ve gülümsemek gülümsemeyi getirir. Çok gülerse yüzünde çizgiler oluşmasından korkanlardan olmayın. Çizgiler de beyaz saçlar gibi yaşanmışlıkları gösterir ve gurur verir, tabii eğer yaşadığınız hayatla bir sorununuz yoksa. Gülümseyin ki yüreğinize çizikler atılmasın. Her şeyin çözülebileceğine inanın ve gülümseyin. Endişeliyseniz örneğin, olabilecek en büyük aksaklığın ne olabileceğini ve bunun size ne zarar vereceğini düşünün. ‘En kötüsü ne olabilir?’ Göreceksiniz hiçbir olumsuzluk hayatın sonu olamaz.

 

9. İyi uyuyun: Her gün aynı saatte yatıp kalkın. Mümkünse erken yatıp erken kalkın, yatağınızı sevin ve özleyin. İyi uyumanızı engelleyen ne varsa hayatınızdan uzaklaştırın.

 

10. Diğerleri: Geri kalan her şey sizin seçiminiz olmalı. Yukarıda saydığım maddeleri gerçekleştirebiliyorsanız sağlıklı beslenmenin, sigara-alkol tüketiminin, doğru nefes çalışmalarının, yoganın, sporun dozu size kalmış. Sizi mutlu ettiğinden emin olduğunuz başka ne varsa kendi listenize ekleyebilirsiniz. Ufak şeylere büyük kahkahalar atmayı unutmayın.

 

 

Reklamlar