Milyonlarca insanın nasıl bir hayat sürdüğünü göremeden ömrünü tükettiğini algılamak yaşamın bir kısır döngü olduğu hissini yaratıyor.

 

Yılların kazandırdığı deneyimler karşınızda sizi suçlar bir tavırla konuşan kişinin ağzından dökülen tümcelerin alt anlamlarını görebilmenizi sağlıyor ve bu olgunluğu en çok sergilemeniz gereken ortamlardan birisi veli toplantıları oluyor.

 

Dün yaptığımız veli toplantısında birebir görüştüğüm onlarca veliden bir tanesi çocuğunu şikayet ederek başlayıp okul sistemini suçlayarak devam edip hayatının çözümlemesini yaparak odadan ayrılırken bir farkındalık yaratmış olduğumu ümit ettim yalnızca. Yıllarca Bilkent’te okumuş ve mezun olmuş olan bu annemiz okulun kazandırdığı birikimle elde ettiği işinden kazandığı paranın hepsini çocukları da Bilkent’te eğitim alsın diye yine Bilkent’e yatırdığında bu döngüyü ‘kısır’ olarak tanımlamaz mısınız? Neden bu okulda okumak için gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık, asosyalleştik, delirmenin kıyısından döndük, bir de üstüne dünyanın parasını verip diğer okullarda okuyan dostlarımız tarafından bile ‘baba parasıyla okuyor’ diye yaftalandık ve dışlandık? Tabii ki çok iyi eğitim veren bir okuldan mezun olup -iyi- bir iş bulmak için. İyi işte çalışarak elde ettiğimiz parayla ne yaptık? Yine aynı okula verdik ki fabrikadan yeni mallar çıkartıp aynı fabrikada kullanabilelim.

 

Düşünmeden içine çekildikleri çarktan kaçmaya çalışırken çarkın dişleri arasına ellerini kollarını kaptıran bu çocuklara ne kadar üzülüyorsam okuldan çıkarılan öğretmen arkadaşlarımın hala aynı körlük içerisinde ‘çocuğumu Bilkent’te okutamayacağım için canım sıkılıyor’ muhabbetine de en az o kadar üzülüyorum.

 

İnsan eğitiminin temelinde kendi kararlarını alıp yaşamını sürdürebilecek hür bireyler yetiştirmek yatar. Ancak her şeyden önce bu çocuk bireyleri yetiştirecek yetişkin bireylerin hür olması gerekir.

 

 

Reklamlar