Etiketler

, , , ,

Listemde bu yoktu. Ömrümü geçirmem emredilen binayı yakmaya çalışmak yani. Sadece yangın çıkarmak değil, bunu en doğru şekilde yapabilmek için uygun anı kollamak. Hayır, benim listemde ne hapse girmek vardı ne de bina yakmak… Çok düşündüm… ama bu delikten çıkabilmek için yangın çıkarmaktan başka bir şey gelmez elimden. Monte Cristo Kontu filmini ya da Esaretin Bedeli’ni bilir misiniz? Bu filmlerde tünel kazarak kaçar karakterler. Alcatraz’dan Kaçış filminde tüneli kazmak iki yıl sürüyor. Fakat bu ünlü hapishaneden başka türlü kaçanlar da yok değil. Elektrikli süpürge motorundan bir tür matkap yaratanları duymuştum örneğin. Büyük Kaçış filminde ise bir yıl uğraşırlar tünel kazıp kaçmak için… Kaşıkla duvar oymak zor. Benim durumumdaki birisi için garantisiz. Ayrıca uzun zaman alan bir iş… ama benim o kadar vaktim yok… Bildiğim bütün yöntemleri düşündüm. Kütüphane penceresinden kaçan Bundy’yi, kendisini arkadaşlarına paketleterek kargo ile kaçan Türk mahkumu, kilit anahtarlarının şeklini ezberleyen Hinds’i, havalandırmadan kaçanları, helikopterle uçanları, hepsini… Bir yardakçım yok. Bırakın yardakçı olacak kadar iyi bir dostu, yıllardır sahip olduğum tek akrabam son derece mesafeli bir ilişkimiz olan oğlum. Altı ay öncesine kadar bir kerecik sarılmadığım oğlum… Bir kerecik sevgimi hissettirecek kadar yakınlaşamadığım… Zamanı geri alabilsem her şeyi daha farklı yapardım şüphesiz… Dünyanın en iyi babası olurdum… Daha samimi… Daha duygulu… Zaten zamanı geri almak mümkün olsa her şeyden önce o lanet filmi izlemezdim. Sadece altı ay öncesine kadar sıradan bir hayatım olduğuna ben bile inanamıyorum. Yaşamımdaki tek renk, izlediğim filmler sayesinde gerçekleştirdiğim hayali yolculuklarımdı. Asla gidemeyeceğim, göremeyeceğim dünyaların parçası olmama izin veren filmler. Gerçek hayattaki yalnızlığımı bana hissettirmeyen filmler. Kesinlikle benim ağzımdan çıkamayacak kadar duygu ve insan kokan repliklerle dolu filmler. Her gece kendimi kollarına bıraktığım, kimseye ayırmadığım zamanı ayırdığım ve baştan baştan izlediğim filmler. Oğlum minicikken eşimin bizi terk edip gitmesine sebep olan… Kısaca, filmlerle yaşadım ben. Hayatı filmlerde yaşadım… ve … filmlerle kaybettim… Bir gün olan oldu ve Bucket List adlı o filmi izledim. Bucket List… Hayatta hiç haberdar olmadığım bir kavramı yaşantıma dahil etmiş oldum. Ölmeden önce mutlaka yapmak istediğin şeyleri sıraladığın liste. Film, bu listeyi gerçekleştirmek için yola çıkmış iki kafadar üzerine kurgulanmıştı. Çok heyecan verici bir fikir olduğunu düşünerek hemen işe giriştim. Çok zor olmadı. Neredeyse tamamı filmlerden aklıma takılan sahnelerden oluşan yedi maddelik bir liste. Henüz ölmeye niyetim olmadığı ve merkezi ısıtmalı sıcacık evimde kanepeme uzanıp filmlerle kendime yarattığım özel dünyamda oldukça rahat olduğum için son derece zararsız bir liste. Oğlumun eline geçmese, tüm hayallerim gibi yitip gidecek bir liste. Çocukluğundan beri aynı kanepenin köşe minderi olarak görmeye alıştığı babasının böyle bir liste yaptığını görmesi oğlumda ölüyormuşum hissi yaratmış olmalı ki listeyi gerçekleştirmem gerektiği konusunu meselesi haline getirerek günlerce uğraşıp beni ikna etmeyi başardı. Ne yaşımın ilerliyor olduğunu söylediği için kabul ettim, ne ömür boyu Amerika’yı görmek isteyip göremeden ölmüş babamı hatırlattığı için, ne de hayatın gerçek anlamına dair yaptığı felsefi konuşmalar sebebiyle. Sadece, … benimle birlikte gelmeyi teklif edince heyecanıma yenik düştüm. Yirmidört yaşındaki biricik oğlumla ilk defa gerçek bir baba-oğul gibi zaman geçirme şansı çıkmıştı karşıma ve oldum olası tutuk, duvar gibi bir insan olduğum için bu isteği dile getiren tabii ki oğlum olmuştu. Kabul ettim. Listede yazanları birlikte, baba-oğul, bir bir gerçekleştirmemiz konusundaki heyecanlı teklifini kabul ettim… ve… işte buradayım. Yo hayır, tabii ki listemde hapiste yatmanın nasıl bir şey olduğunu anlamak filan gibi bir şey yoktu. Ama daha ilk maddeyi gerçekleştirebilmiş olmanın gururuyla ve yıllar sonra yakınlaşmamızın sıcaklığıyla mutluluğun doruğuna varmıştık ki kendimi burada buldum. Listemde yoktu. Listemdekiler… onlar da olmadı. Biri hariç… Deney filminde olduğu gibi, bilimsel ama detayları gizli bir araştırmada denek olamamıştım örneğin. Bir gece sabaha kadar güzel ama öfkeli bir İspanyol dilberin dansını izleme şansına da erememiştim. Karlar içinde jakuzi keyfinden de başlamamıştık. Oğlum için en heyecan verici olanından başlamayı kararlaştırmıştık. Yani yıllar önce izlediğim bir başka film setinden. Tanımadığımız bir dünyada, basit bir hayat süren fakir ama neşeli insanlarla birlikte yaşayarak bambaşka bir yaşantının parçası olmak. Nereye gittiğimizi bilmeden saatlerce sürdük. Sonunda, aradığımızı düşündüğümüz halk sınıra yakın bir yerde çıktı karşımıza. Bağıra çağıra bir samimiyetle paylaştıkları ortak hayatlarına bizi de içtenlikle davet ettiler. Ne güldük o gece… Ne mutluyduk… Ne çok zaman ayırdık birbirimize… Çevremiz insanla doluydu… ve ben, oğlumla yıllardır kucaklaşmamış olduğumu ilk kez o gece anladım. Hep birlikte içtik, güldük, göbek attık ve ölesiye eğlendik… Ölesiye… İlk gecenin alçakgönüllü misafirperverliği ikinci güne kanlı uzandı. Hayatı önüne geldiği gibi yaşama uzmanı altın dişli bir hayvanın oğluma gösterdiği ilginin rahatsızlık verici bir boyuta ulaşması, hedeflediğimiz keyfin önüne geçince müdahale etmem kaçınılmaz oldu. Özenle seçilmiş kelimelerden oluşan konuşmam kar etmeyince yumruğum devreye girdi, ama ömrünce hiç dövüşmemiş bedenim altın dişe yenik düştü. Beni korumak için hamle yapan oğluma bıçak çekildiğini görünce son bir gayretle yerden aldığım taşı herifin kafasına geçirdim. Gerisi… gerisi… buradayım. Listemde yoktu. Hayatı önüne geldiği gibi yaşama uzmanı altın dişli bir insan müsveddesinin ölümüne sebebiyetten müebbet hapse çarptırıldım. Rahat bir hayatım yok artık. Sıcak kanepem ve filmlerim de. Aslında bir hayatım yok artık. Listem mi? Şu an listemde tek bir madde var. Aslında listenin sekizinci maddesi olan ama yazma cesaretini bile gösteremediğim madde: Ölümü göze almak pahasına da olsa mutlaka bu delikten çıkmanın bir yolunu bulup, yoğun bakımda olduğunu öğrendiğim oğlumu son nefesini vermeden öpüp koklayabilmek ve ona “seni çok seviyorum oğlum” diyebilmek.

 

Reklamlar