Emekli aylığını taşıyan çantasını sıkıca kolunun altına yerleştirdi. Çalışma hayatına başladığından beri, Türk filmlerindeki gibi bankaya James Bond çantayla gidip parayla doldurup çıkmanın hayalini kurardı ama verilen kağıt adedi çoğalacağına gün geçtikçe azalıyordu. Banka Müdürü Hulusi Kentmen geldi gözünün önüne. Gülümsedi. Ne yaman adam Hulusi Kentmen. Yok artık öyle adam gibi adamlar. İyi iyi, soğuğu düşünmemeli. Bir otobüs geçti önünden, ileride durdu. Tüh, yanlış gözlük. Nereye gidiyor ki şimdi bu otobüs? Dizlerinde derman olsaydı koşup bakardı. Yanlış durakta beklemediğinden emin olma ihtiyacı duyup tabelayı aradı. Keşke ayaklarına bir çift daha çorap giyseydi. Poyraz var gene. Gözlerinden yaş geldi. Atkısını biraz daha yukarı çekti. İyi ki örmüştü Nedime şu atkıyı. Şimdiki atkılar tuhaf bir kumaştan yapılıyor. Hiç ısıtmıyor. Durakta da bir Allah’ın kulu yok. Bu durak çalışmıyor mu acaba? Ya soğuktan tuvaleti gelirse? Eldivenini çıkarıp tansiyon hapını aramaya başladı. Hangi cebine koymuştu ki? Bu kadar geç kalan otobüs de dolu gelir şimdi? Otobüs şoförleri de deli gibi sürüyor mübarekler. Birisini rahatsız etmeden dengede durabilene aşk olsun. Maaş çantasını iç cebine sokmaya çalıştı. Bankada yapılacaktı bu iş, burada değil. İki genç yaklaşıyor durağa. Aynı tente altında iki can daha olacak olmasına sevindi.Kısacık montuyla kız soğuktan donmuş belli ama yine de ne güzel gülüyor. İşveli muhabbet kuşu gibi dil çekiyor. Ne güzel, gencecikler. Ama onlar bile otobüste ayakta kalmamak için yer vermiyor artık. Al işte. Bak bir de yola kadar çıktılar. Sanki orada, önlerinde bekleyen kimse yok.

“Taksi!”

Aniden beliren müşterinin önüne kıvrak bir manevrayla yanaştı araba. Oğlan kızdan önce daldı arka koltuğa. Lastikten gelen çığlıkla uzaklaştılar. On dakika sonra tuvalete girebilecek delikanlı. Maaş çantasını eline aldı. Sıcacık olmuş çantayı açıp içindeki kağıtlara baktı. Çoğu kiraya gidecek. Hanımla ilaçlarını alıp borçları da dağıtınca kalan üç-beş kuruşu da kefen bezi için kenara koyacaklar bu ay. Biriktirmeye vakit olursa tabii. Belki de Nedime’ye gizlice bir çift ayakkabı almalı şöyle su geçirmeyeninden, ama o da kabul etmez ki şimdi. Keçi gibi inatçı. Etrafa göz atarak çantanın içindekileri iç cebine sokuşturdu. Yere bir şey düşürüp düşürmediğini birkaç kez kontrol etti. İç cebinde bulduğu tansiyon hapını ağzına attı. Aklına hükmetmek için soğuğu düşünmemeye çalıştı. Ama prostatını düşünmeden edemedi. Oturacak yer olmasa da bir otobüs gelmesi için dua etti.

*İETT: İnsan Emekliyse Taksi Tutabilmeli!

Reklamlar