“Hanginiz farklısınız?” Eğitimci Ziya Selçuk tarafından üçyüz civarında öğretmen ve eğitim yöneticisiyle dolu bir salonda uygulanan bu mini anketin sonuçları son derece şaşırtıcı: Tektip olduğuna inanan onlarca eğitimci arasında birisi benimki olmak üzere iki el kalktı. Peki diğerleri konuşmacıyı mı dinlemiyordu, soruyu mu anlamadı, farklı olmanın ne demek olduğunu mu bilmiyordu, farklı olduklarını iddia ederlerse ayıp olur diye mi düşündüler, farklı olmadıklarına mı inanıyorlar ya da inanmak istiyorlar, yoksa gerçekten farklı değiller mi?

 

Peki, farklı olmadığına inanan bu insanlar kendilerini farklı kılmak için çabaladığından mı giyim-kuşam, saç-baş, makyaj ile ilgili sektörler bunca iyi iş yapıyor, yoksa bu sektörlere çalışan reklamcılar mıdır insanları farklı olmadıklarına inandırarak satış rakamlarını katlamayı hedefleyen asıl sorumlular?

 

Belki de ‘farklı olmak’ sadece kıyafet ve görüntüyle bağdaştırıldığı için ‘evet farklıyım’ diyememiştir öğretmenler. Tabii ki hiçbirimiz piercingle, pembe saçla, gotik giyimle ya da ondokuz pont topukla gitmiyoruz okula. Ama farklı olmak da bu olmasa gerek. Yine Ziya Selçuk’un sorularını aktaracak olursam: Maymun lens takıyor mu? Doğa yaratıcı olmaya çalışıyor mu? Yani ‘kadınları farklılaştırma’ sektöründe yaşanan tüm bu çabalar muhteşem bir pazarlama stratejisinin ürünü olmasa, aynı renkleri giyince ‘pişti olduk’ diye sinirlenen kızlar tamamen aynı şeyleri nasıl giyerlerdi? Farklı olmak isteyen bunca genç yine farklı olmak adına modayı nasıl takip ederdi?

 

Peki nedir ‘farklı’ olmak? Olur olmaz yerlerde beklenmedik çıkışlar yapıp dikkat çekmeye çalışmak ya da toplumun onaylamadığı (genel-geçer olmayan) davranışlar sergilemekmiş gibi algılandığı için mi parmak kaldırmadı öğretmenler?

 

Peki mümkün mü farklı olmamak? Çocukluğumdan beri milyarlarca insanın hiçbirinin bir diğeriyle aynı olmamasının olağanüstülüğüne  hayran bir insan olarak bu fikre inanmayan meslektaşlarımla dolu bir salonda bulunmak bile farklılığın ispatı bence.

 

Bu konuda Juan Carlos Onetti’ye kulak vermek lazım biraz: “Orijinal olmaya çalışmayın” diyor Uruguaylı yazar. “Özellikle orijinal olmak için uğraşmadıkça, farklı olmak kaçınılmazdır.”

 

Eğitimci kimliğinin getirisiyle bunu çok daha basit bir şekilde ifade edebilen Ziya Selçuk ise soruyor: “Domates farklı olmaya çalışıyor mu? O zaten farklı.” İş ki, zaten farklı olduğumuzu önce biz bilelim, sonra da farklı olmak için çırpındıkça yanlış yaşamlara savrulan gençlere iletebilelim.

Reklamlar