Etiketler

, , ,

İşte artık güvendesin Belkıs Abla. Bundan sonra başına hiçbir şey gelemeyecek kadar sağlam saklayacağız seni. Birazdan hepimiz kendi dünyalarımıza çekilip seni yalnız bıraktığımızda daha da huzurlu olursun eminim. Kalabalığı, hır-gürü, sevmezsin ne de olsa. Bir kerecik sinemaya gitmeye razı edemedim seni örneğin. O kadar hayranlık duyduğun oyuncuların oyunlarını bile kaçırdın hep üzülsen de. Ne yapacaksın, teröristler bomba koymak için sinema-tiyatro gibi kalabalık mekanları seçiyorlar. Sahi, bir tanecik bile alışveriş merkezi görmüşlüğün yok değil mi? Eylemlerin sıkça yapıldığı bir caddede kalıyor diye içinde doğup büyüdüğün baba yadigarı evden bile taşınmak zorunda kaldın. Kim bilir, belki de o eylemlere katılan arkadaşların senin evine sığınmaya kalkarlarsa diye alınmış bir karardı. Otuzsekiz yaşında olmana rağmen etrafında kalabilmiş topu topu o üç kişicik seni zor duruma düşürmek ister mi ki diye hiç düşünmeden can havliyle aldığın bir kararla. Aslında aynı fikirlere sahip olduğun o üç arkadaşının Internet üzerinden yaptıkları paylaşımları beğenmeyip telefonlarına cevap vermemeye başlayınca onlar da aramayı kesmişti oysa. Ama tedbiri elden bırakmamak lazım değil mi Belkıs Ablam? Neyse ki benim yaptığım hiçbir şeyden haberin olmadı da beni sevmeye devam ettin. Nasıl olsun ki? Nasıl söylerdim ki? Gezi olayları başladığı günden beri  bir kerecik Kızılay’a inmedin gaza ya da tomaya rast gelirsin, kaza kurşunuyla gidersin diye. Başka semtlerde karşılaştığın polislerle ise göz temasından bile kaçındın seni alıp götürürlerse diye. Makarna tarifi verirken bile ‘dinleniyorsak’ diye en dipteki odaya koyduğun telefonun sanki o odada dursun diye alınmıştı. Gece  uyurken de odana almadın asla kanser olmamak için. Seni incitip giderek hastalanmana neden olur diye kimseyle evlenmediğin gibi, içinde kıl yumağı oluşmasından endişe duyarak bir kedi ile de paylaşmadın evini. Domatesi sadece yazın yedin, plastik şişeden su içmedin, paket cipsin tadını bilmedin. Sahi, hiç kendini güneşe teslim edip kumlarda sereserpe yatma keyfine erdin mi? Hiç deniz gördün mü desem daha doğru olur herhalde. Her gün kaç kişi ölüyor trafik kazalarında. Dolmuş şoförüne emanet edemediğin canı şehirlerarası otobüs şoförüne nasıl teslim edersin değil mi? Uçağı icattan bile saymadın zaten hiçbir zaman. Binilebilir bir şey olsa Japonya’daki ablanı ziyarete giderdin. Her ay yollanan resimlere bakıp çekik gözlü yeğenlerinin hasretiyle yanıp tutuştun hep ama namussuzun ülkesine gitmek için uçağa binip inebilsen bile bu kez deprem riski var. Üstelik çok kalabalık. Ne de olsa sen, yanından geçen biri aniden aids şırınga ederse diye kalabalıklara giremedin hiçbir zaman. Bu kadar özenle koruduğun, pamuklara sarıp sarmaladığın bedeninin sana ihanet edeceğini ve banyoda kayıp başını vurmana sebep olacağını bilsen bir koltuğa oturup hiç yerinden kımıldamadan geçirirdin herhalde hayatını. Ama işte artık rahat ol. Kimselerin sana dokunamayacağı kadar uzağında kalacaksın insan sürülerinin bundan böyle. Kendi bedeninden bile uzakta olacaksın. Ne dokunan olacak, ne itip-kakan, ne evine sığınmaya çalışan. Terörist yok, eylem yok, kazalar yok. Domates yok, radyasyon yok, tsunami yok. Güneş bile bedenine zarar veremez artık. Seni o kadar iyi saklayacağız ki hiçbir şeyden rahatsızlık duymayacaksın. Seni hep sevdim Belkıs Abla. Keşke sen de hayatı gerçekten sevseydin. Huzur içinde uyu.

Reklamlar