Etiketler

Portekiz 3

Dün yazmayı unutmuşum: Füniküler €3,60 tek biniş ama yorgunlukta güzel geliyor ve bayağı bir mesafe kurtarabiliyorsunuz. Özellikle de minik taşlı Arnavut kaldırımlarında yokuş aşağı kaya kaya yürümeye iyi alternatif oluyor.

Bairro Alto’daki  sokaklardan birinden dümdüz sonuna kadar gidip Miradouro de São Pedro de Alcântara’dan kenti biraz izledikten sonra fünikülere (Elevador da Gloria) atlayıp bulvara (Restauradores) inin.

Önceki gün Lizbon’un batısı idi istikamet (Belem tarafı, yani nehrin okyanusa bakan kısmı), bugün doğusu. Otelden çıkıp karşıya geçilip dümdüz yürünerek Saldanha’daki metro istasyonuna inilip son durağı havaalanı olan kırmızı hat treni yakalanacak ve Oceanário de Lisboa’ya (akvaryum) gidilecek. Sempre diferente.

Kartı metrodaki makinelerden birine takıp 24 saat daha yükleyebilirsiniz €6’ya. Tabii ne kadar çok toplu taşıma aracına binerseniz o kadar karlı oluyor bu seçenek de ben öngördüğüm kadar çok araca binmiyorum, çünkü gittiğim yerin dönüşünü de hesaplayarak bilet almam rağmen, yürümeyi çok sevdiğim için, hiçbir zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor.

Portekiz’de gördüğüm birçok şey gibi metro sistemini ve istasyonlarını da çok sevdim. Basit, rahat, ferah, güvenilir, işlevsel, farklı, özgün, huzurlu, sanatsal. Ne diyeyim? Durakların her birinde ayrı desenler, ayrı modeller, farklı bir sanat, ufacık bir ayrıntı ile katılan derinlik, heykeller, vs. İyi bir şehir haritasına sahipseniz (çok fazla minik sokak olduğundan bunları haritaya sığdırmak bile zor) metro hatlarını çalışıp konuya hakim olduysanız sanki kendi yaşadığınız şehirmiş gibi rahat seyahat edersiniz ve çabuk ulaşırsınız. İstediğiniz yere ulaşmanın birçok yöntemi var ama metro en ucuzu. Birçok ülkede olduğu gibi burada da metroya binmek için okuttuğunuz kartı çıkışta da okutmanız gerekiyor. Atmayın.

Ve görevlilerin birçoğu akıcı İngilizce konuşuyor. Konuşamayan bile sizi kesinlikle anlıyor ve bir şekilde sorununuzu çözüyor. Hani bakış süresi uzayınca bizler “anlamadı ya, napçaz?” kaygısıyla konuşmaya devam ederiz ya, onlar kesinlikle anlamış ama nasıl anlatacağına dair yol bulmaya çalışıyor oluyor o uzatılmış bakış süresinde. Muhakeme yeteneklerine bittim. Zeki, hızlı, seri, atik ve olumlular (balığın etkisi olmalı). Sinirlenmeden çözüm bulmaya çalışıyorlar.

Bir de İngilizce öğretim sistemlerini merak ettim.

Siz de akvaryuma gitmek istiyorsanız Oriente’de inin ve öncelikle, önünüze çıkan Vasco da Gama alışveriş merkezini gezin (mecburen içinden geçiyorsunuz). Springfield ve C&A gibi değişik ürünleri ucuza bulabileceğiniz mağazaların yanı sıra marka ürünleri ya da Natura gibi yöreye özgü otantik malları edinebileceğiniz mekanları gezmeyi unutmayın. Ve mutlaka tuvalete girerek orijinalliğe hayran kalın. Suyun 36’lık film rulolarının üzerine döküldüğü bir lavaboda bizim neslin el yıkaması gerçekten zor!

Basin

Hala bir şey yemediyseniz alışveriş merkezinden çıkınca karşınızda yer alan akvaryumda yiyin. Dışarıdaki üç kafenin haricinde akvaryum içinde birinci katta da restoran var (Tejo).

RestTejo

Günün menüsünü de alabilirsiniz, salata, tost, sandviç veya atıştırmalık tabağı da. Fiyatlar böyle bir yer için son derece makul:

Sebze çorbası (Sopa) €1,45
Ekmek (Pao) €0,25
Ton balıklı sandviç €3,30
4 farklı tür atıştırmalık (toplamda 12 parça idi) (4 salgados) €5,80
Super Bock kutu bira (kolayla aynı fiyat) €1,80

Oceanário ücreti ise €13 ya da kaplumbağaları da isterseniz €16. Lütfen hayvanların gözüne flaş çakmadan, akvaryum camına vurmadan ve yüksek sesle Türkçe küfretmeden gezin.

Çıkışta yorgunluk gidermek için nehre ve yeşilliğe bakan Il Cafe di Roma’da kahve-tatlı yapın:

Cafe Duplo (yani duble) €1,55
Cafe Latte €1,35
Pastel de nata (tarçınlamayı unutmadan lütfen) €1,20
Ya da fıçı bira (‘imperial’ deniyor fıçı biraya) (20’lik Sagres) €1,40

Bu arada Sagres bir numara. Super Bock denen adı üstünde bira direk boğazda yanmayla rahatsız etmeye başlıyor. Tadı da dayanılmaz değil. O zaman, Sagres!

Tabii bu dinlenme işlemi sırasında karşınızda vızır vızır gidip gelen cable car’lar (telecabine) yüreğinize işliyor, öğrenmeye ve mümkünse deneyimlemeye mecbur kalıyorsunuz. Olay şu:

Oceanário’nun arkasından alıyor, biraz ilerideki bir otelin (Myriad) oraya kadar götürüyor. Tek yön alırsanız orada iniyorsunuz, çift yön alırsanız hiç inmeden bindiğiniz yere geri dönüyorsunuz. Tabii o bölgede gezmek isterseniz inip, gezinip, sonra da binebiliyorsunuz. Manzara oldukça hoş. Yüksekte olmaksa her zamanki gibi heyecan verici. Denemeye değer:

(Gidiş-geliş: €5,90  /  Tek gidiş: €3) Sizi başkalarıyla aynı kabine sokmaya asla çalışmıyorlar. Kabinler geniş ve kaç kişi giderseniz gidin o kabin sizin. Bu arada Lizbon öpüşgenlerin çok olduğu bir kent. Her an bir çift önünüzde nonnik nonnik başlayabilir. Bakmayalım arkadaşlara. “Sevişenlere bakmak bakanın küçüklüğünü büyütür” diye bir lafla büyüdük biz en nihayetinde…

Üzerinden geçeceğiniz parktaki bir havuzun içinde çıplak kadın figürlerinin yattığını da söyleyeyim. Çocukların müzik aletlerini deneyebileceği bir parkçık daha… Bir de, duvarın birinde ‘Kara Bock’ bira reklamı dikkat çekici!

Sürekli olarak deniz hissi veren Tejo üzerindeki süper uzun Vasco da Gama köprüsü ise zaten muhteşem görünüyor. Balıkçılar, yemek arayan martılar, kocaman balıklar, farklı yeşilli bitkiler ve kucak kucak cemileler. Üzerine Lizbon rüzgarında sallanmanın keyfini koyun…

Ben kentleri yürüyerek öğrenme sevdalısı olduğum için harita üzerinde net görünen akvaryum-merkez arasını sahilden yapmak zorundaydım, dolayısıyla tüm imkanlara rağmen belirsizliğe doğru yürüyüş başladı. Kısaca kanaatim, sizde de benim gibi görülmeyen noktalar konusunda eksiklik hissi, bilinmeyenin tırmalaması sendromu yoksa o yolu yürümenize hiç gerek yok. Akvaryumdan ve parkından hemen sonra marina ve marinaya bakan birkaç tenha ama kaliteli restoran var fakat sonrasında kilometrelerce hiçbir şey yok. Mesela Audi’nin servisi var. Hasarlı arabalar çekilmiş nehire karşı. Ya da bakım gören araçlar var nehir boyu. Sonra tırlar başlıyor. Uzun bir yol boyu sadece tırlar geçiyor yanınızdan iki taraflı. Tabii ben Türk insanı için en azından böyle bir yolda kaldırım olması sevindirici idi. Yolda bir kamyoncu burgercisi/biracısı var minibüsten bozma. Tır şoförleri bira çakıyor. İlk defa 6,5 metre gabari kontrol gördüm 🙂 Gereksiz büyümüş otlar, tazyikli suyla yıkanan çizmeler, aracının hallolmasını bekleyen mini etekli ablalar, tır şoförleri, tır şoförleri, tır şoförleri, arabada sevişenler, balıkçı, tır şoförleri, tekne onarımı, yakıt aktarımı, sonrasında fabrikalar, fabrika üst geçitleri, güneşi yansıtıp perişan eden koca duvar, bisikletçiler, tır şoförleri, kaldırımı kaplayacak kadar ağaçlanmış otlar, yaya geçidinin yanında durunca karşılıklı çat diye durup seni bekleyen tırlar şu an aklıma gelen ayrıntılar.

Alışveriş merkezi ve akvaryum gezilen bir günde böylesi bir yürüyüşün ne kadar yorucu olabileceğini tahmin edersiniz. Her ne kadar bilinmezin karanlığının heyecanının aydınlığı “yola devam” diye fısıldayıp dursa da yorgun ayaklar yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan otobüslerden birine atlattı zorla (Beato’yu geçince). Yaşasın 24 saat sınırsız kartlar! Kaygıya son!

İniş: Santa Apolónia.

SantaApolonia

Muhteşem gar ve mavi hat metro binasının, çinili binaların olduğu bu köşeyi görüp ani değişikliğe şaşmalısınız. Hemen karşıdaki Military Museum kapalı. Her zamanki gibi müzesel sorunlar. Az ileriden bir arka sokağa kıvrılınca Alfama bölgesinde buluyorsunuz kendinizi. Bu kadar mı gerçek olur bir semt?

Saat yediyi çoktan geçtiği için tabii ki fado müzesi filan hep kapalı ama sokaklar değil. Bir an önce otele gidip dinlenmeyi planlarken duyduğunuz canlı müzik oturtuveriyor sizi müzenin karşısındaki restorana. Çalıp söyleyen yaşlı adamın sesi muhteşem. Kaliteli gırtlak birçok dilde parçalar döktürüyor. İster istemez buna muhteşem peynirleri olan pizza ve kırmızı şarap eşlik ediyor. Pizza €9, Reguengos Alentejo (Carmim) Vinho Tinto 2011 (%14 – küçük şişe) ise €5 (bakkalda yarı fiyatına hatta ama tadı güzel).

Sorun şu: Adam çok sağlam söylüyor ama kimse alkışlamıyor. Bunun öğrenilmesi lazım: Portekiz’de şarkıcılar alkışlanmaz mı? Oder was?

Tam mekanı olduğu için, saat 22:00 olduğunda civarda fadocular başlıyor yavaştan ve dolayısıyla gitme zamanı geliyor. Dönüş taksiyle: ta oradan otele €6,70. Burada herkes işini çok iyi yapıyor bu arada. Sanki paralarını hak etme etiği mi ne!

Portekiz 5

Reklamlar