Etiketler

Portekiz 2

Taşınma günü. Paula’nın aile ortamı, yardımsever sıcakkanlılığı, kurbağalı kedili cıncığı ve rahat kahvaltı ortamı da bir yere kadar.

Kutu gibi odada ayağımı bacağımı vurmaktan ve kapının ardındaki resepsiyondan duyulmasın diye sessiz olmaktan sıkıldım. Merkezde €1,60 olan büyük suyu €1’dan aldı sağolsun (üstelik onu da unutmuştu da hatırlatmak gerekti) ve bir sürü öneri ve uyarıda bulundu yine giderayak. Sarılıp şapır şupur öpünce şaşırdım ister istemez. Üstüne bir de, ‘herhangi bir sıkıntı olursa bir telefon yeter, yardım ederim’ muhabbeti yapınca… Türk gibi diyeceğim ama Portekiz’deki üçüncü günümde duyduğum ilk Türkçe sözcükler beni üzdü bugün. Yemek yerken arkamdan geçen bir gruptan yükselen mutsuz kadın sesi ağzını yaya yaya “gerizekalı Türkler” deyince canım sıkıldı. Nedir bu toplumun kendi halkına beslediği nefret? Birçok toplumda ırkçılığa kadar varan ‘halkını, yurdunu sevme’ hali bize neden hiç uğramıyor? Neyse. Düzelir elbet.

Peki. Yeni mekan dört yıldızlı bir otel: Turim Europa Hotel. Değişiklik iyi oluyor. Ötekinden €10 daha pahalı. Kahvaltı dahil. Merkezden biraz daha uzak ama sadece birazcık daha. Zaten her yer metro istasyonu, otobüs, vs. Ulaşım çok rahat, ama bence yürümek yeterince güzel. Hızına göre 30-40 dakika merkeze. Kentin önemli meydanlarından Praça Marques de Pombal’a çok yakın. Yani Praça dom Pedro IV (Rossio) denen meydandan dümdüz yukarı yürürseniz o muhteşem bulvar Avenida da Liberdade’ın sonunda. Yoldaki mütevazi ama serin kafelerden birinde bir Sangria molası verin (Sangria Tinto – bardağı €3).

Otelde önce asansörü kutsadım (sağ kolum günlerdir ağrırken bavulu bu kadar merdivenden çıkarmak ve çeke çeke yolların tozunu almak biraz yorduğu için), sonra da çantadaki rakıyı koyabildiğim mini barı. Yatak geniş, temiz, rahat. Dolap var! Bavulu koyabileceğim yer var. Bir de rahat hareket edebileceğim bir banyo-tuvalet. Kapısı bile kapanıyor! Daha ne isterim? Tek sorun, bu tür otellerde var olan zoraki romantizm hali. Yani loş ışıkları. İşte bu beni deli ediyor. Ama tabii ki yine de keyfim gıcır. Çantadaki nevaleden tırtıkladıktan sonra uyuklamaya başlamışım yorgunluktan. Bu arada 24 saat oda servisi var ama çok pahalı ve başarısız. Aslında genel olarak mutfakları başarısız (örneğin lazanya €13,50 ve sunumu facia: sönüp tabağa yapışmış kahverengi bir balon görünümünde).

Odadan sekizbuçukta çıkınca yapacak pek bir şey kalmamıştı tabii. Bu sefer bulvarın diğer tarafına paralel sokak gezildi. O taraf da kalabalık. Tüm restoranlar dolu, sokaklarda çalgıcılar, ginjinha satan minicik dükkanlar, show görmek üzere kapı önlerinde bekleşen insan gruplarının yanı sıra sokağın iyice daralan kısımlarındaki tenhalık, resimlerle süslenmiş duvarlar, balkonlardan sarkan çamaşırlar, gizli lokantalar.

Akşam yemeği çok fazla özenilmeden seçilmiş, en merkezi restoranlardan birinde, ‘bir an önce olsun bitsin’ türünde belirlenmiş bir tercih: Bellalisa Rossio (Calçado do Carmo 9). Yani Rossio meydanında neredeyse ilk görülen restoran. Hava serin olduğu için ateş yakılan mekan. Ve çaktırmadan bir bodyguard  bekleyen. Dünkü yemek tercihi olan merdiven başındaki mekan bu kafenin karşısı (sokağın iki başını tutmuşlar). Yalnız orası sormuştu bread-cheese istenip istenmediğini ve çok da tutmamıştı. Burada ise masaya her oturana getirilen tabaktakilerin ederini şimdi öğrendim net olarak:

Azeitomas €1,40 Koca bir tabak yeşil zeytin. MUHTEŞEMDİ.
Manteiga €0,80 Kutu tereyağı
Pate €0,95 Sardin balığı ezmesi. Tadı güzel.
Pao €0,80 Bildiğin ekmek!
Queijo €3,50 Kaşar peyniri ama hakikaten lezzetliydi.

[KDV %23 ve söylenen fiyatlar kdv içeriyor.]

Yani istemeden gelen kısım sipariş ettiğiniz yemeğin fiyatını geçebilir ama lezzetliler ve çok aç olunca insanın fazlasıyla hoşuna gidiyor. Ekmek bile lezzetli memlekette (pek alışık olunmayan bir durum). Tereyağ her zamanki gibi tuzlu. Hava oldukça serin ve hoş kokulu 🙂 Bir çokları ‘altı şort üstü mont’ geziyor. Pardon konu dağılmış. Turistik mekanda yiyecek fiyatlarındaydık:

Yarım karaf ev yapımı kırmızı şarap €4,50
Yarım piliç ızgara (1/2 frango) €5,90
Turkey with mushrooms €9,50 Yanında verilen patates kızartmasının tadı harika. Sanırım karabiberle kızartıyorlar.

Bu arada, galiba garsonlarından biri Türk. Yemek boyunca çevre gözlemlenir, çıkarımlar ve genellemeler yapılır.

Yemekten sonra malum merdivenlerden tırmanıp Bairro Alto sokaklarına. Bahsettiğim merdivenlerden sonra Calçada do Duque merdivenlerinde yemek yiyen grupların arasından da sıyrılıp meydana gelince karşıya geçin, sokakta görülen kalabalık dile gelip “Buyrun, Bairro Alto’ya hoş geldiniz” diyecektir zaten. Dalın oraya, Luso’ya kadar gidip sola dönün. Birbirine paralel bu dört sokağı kesen sokaklarıyla gezip hoşunuza giden bir bara dalın. Ya da Hintli bakkaldan tanesi €1’ya bira alıp sokaklarda için (Hintli bakkal İstanbul’da çalışmış daha önce, Türkleri çok seviyor). Polisin de varolduğu sokaklarda her türlü şeyin döndüğü belli ama polis sadece ihtiyacı olanı / yananı korumak üzere bekliyor, hiç kimseye karışmıyor, tuhaf bir şekilde bakmıyor bile. Öncesinde bu sokakları sadece Fado mekanı sanırken gördüm ki bizim barlar sokakları gibi popüler müzik çalan barlar, diskolar, rock barlar, restoranlar, çekenler, kopanlar, uçanlar, her şey var. Çoğunluk genç. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelmiş gençler tanışmakla meşguldü. Siyah abiler nedense çiçek satıyor gece gece. Ya da ışıldaklı şapka ve kocaman plastik gözlük. Alan var mıdır? Sanmıyorum. Sadece çok yaşlı bir amcayı çiçek pazarlığı yaparken gördüm. Başka … saran bir abla gördüm.

Çok uykum geldi! Sonunu çok daha kısa keseyim: Yürüyerek otel.

Portekiz 4

Reklamlar