Etiketler

Havaalanından şehir merkezine yani Rossio’ya götüren AeroBus aynı zamanda şehir içi ulaşımınıza da yardımcı olan bir otobüs sistemi. 1 ve 2 numara olmak üzere iki hat var ve Rossio’ya giden 1 numara. Bir kişi €3,50 ve 24 saat boyunca ücretsiz olarak tüm AeroBus otobüslerine binebiliyorsunuz ve bu otobüsler de yirmişer dakika arayla geçiyor. Havaalanı çok uzak değil.

Rossio meydanından Crucifixo caddesindeki Pensao Royal adlı pansiyona yürüyerek çok rahat ulaşılıyor.

Daha pansiyona giderken yolda önünden geçtiğim minicik dükkanlar, tarihi binalar ve yolların dokusuna vuruldum. Bir de insanların yardımseverliğine ve güler yüzlülüğüne. Ciddi bir şakacılık ve şakacı bir ciddiyet sezdim. Orta yaş üstü insanlarının el-kol hareketleriyle polisle, vs ile sürdürdüğü samimi ve rahat muhabbet kıskandırıcıydı. Meydanda görevli kadın polise yol sorunca cevabı telefon ederek öğrenip olmayan İngilizcesi ile yana yakıla tarif ettikten sonra (birkaç kere baştan tarif edip anlaşıldığından emin olup) gülümseyerek “İngilizcem iyi değil” diye özür diledi.

Pensão Royal, Rua do Crucifixo N°50 binasının üçüncü katında bir pansiyon. Eski kentin (old town) mis gibi korunmuş binalarından birinde yer aldığı için ahşap merdivenli, çinili ama asansörsüz binayı bavulla tırmanmak biraz sıkıcı ama heyecan verici. Hele bir de artık bizde pek kalmamış ‘bir centilmenin bavulla çıkan birini görünce köşeye sıkışıp yol vermesi’ durumu. Aslında  merdivenler genişti ve hiç rahatsız etmeden yandan geçip gidebilirdi ama ‘saygı’ diyoruz tabii buna.

Royal1 Royal2

Zili çalınca, gülümsemeyen yüzüyle kapıyı açan ve ardımdan kilitleyen Paula işlemleri tamamlayana kadar hiç konuşmayarak ve gülmeyerek Trip Advisor’daki yorumlardan ‘çok cana yakın’ olduğunu duymuş gezgini şaşırttı ama yarım saat sonra, kenti gezmek üzere odadan ayrılırken o güler yüzüyle öyle çok bilgi verdi ki daha da çok şaşırttı.

İşlemler bitince, bavulumun alınıp resepsiyonun yanında açık duran kapıdan içeri koyulması da şaşırtan son konu oldu (umarım). Son derece sevimli ama minicik olan odayı görünce emin olduğum tek şey vardı: €55 bu oda için çok fazla. İlk geceyi garantilemek için Internetten oda rezerve ettirmek sağlam bir fikir ama illa daha pahalı oluyor.

Avenida da Liberdade geniş, gölgeli ama Akdeniz’li Avrupa kenti ışıklı bir bulvar. Bizdeki çay bahçeleri misali minicik, basit ama cezbedici, 15-20 masalı kafemsileri var. Akşam yemeği bunlardan birinde: Maritaca Food and Drink. Bir dilim vejeteryan pizza €3,20, 20 cl bira €1, 50 cl €2. Biranın tadı muhteşemdi. Şaşırtıcı olarak, Portekiz’in suyu da birası da Türk damak tadının aynısı. Sagres, Efes’le Bomonti’nin yavrusuymuş gibi. Yanında tuzlu haşlanmış devasa mısır tanelerine benzeyen birşeyler yiyorlar çerez olarak. Tremoços (Tirimoso diye söylüyorlar) denen bu yerel çerez bedava olarak veriliyor biranın yanında. Kabuğundan sıyırıp içini ağzına atanlar var ama ben kabuklu sevdim (öyle de yenebiliyor). Birayla gerçekten çok güzel gidiyor. Kalorili olduğunu da sanmıyorum.

tremocos

İlk günden üzen olay: Haşhaş satıcısı esmer vatandaş sevimli garson oğlanın büfeye girerken masada bıraktığı cep telefonunu görünce affetmedi, alıp kaçtı. Garson çocuğa el-kol yaparak haberdar edince oğlan ötekinin peşinden uçtu. Döndüğünde sağ elinin parmaklarını oğuşturup duruyordu ama cep telefonu elindeydi.

Günün odada denemelikleri:

  • Bira: Super Bock Sabor Autentica (1927) → €2,49 ama gece merkezdeki pahalı hediyelik satan dükkandan alındı. [cam şişede bir litresi – %5,2 alkol]
  • Porto şarabı: Noval Tawny Porto (1715) → €12,99 fakat €180 bile porto vardı. [%19,5]

 Bev1

Portekiz 2

Reklamlar